Felaketin nedeni plansız kentleşme

İzmir Ticaret Odası Başkan vekili ve BM İnsan Yerleşimleri Komisyonu Üyesi Akın Kazançoğlu: -"Plansız kentleşme ve ranta dayalı yapılan imar planı uygulamaları, depremin felakete dönüşmesinin önemli bir nedenidir"

İZMİR Ticaret Odası (İTO) Başkan Vekili ve BM İnsan Yerleşimleri Komisyonu Üyesi Akın Kazançoğlu, plansız kentleşme ve ranta dayalı yapılan imar uygulamalarının, doğal depremlerin felakete dönüşmesinin önemli bir nedeni olduğunu savundu.
Kazançoğlu, Türkiye'nin yüzde 96'sının deprem kuşağında yer aldığını hatırlattı. Dünyanın değişik ülkelerinde her yıl çeşitli büyüklükte onlarca depremin yaşandığını, ancak insan ölümleriyle, maddi kayıpların, "sağlam zemine, depreme dayanıklı ev ve iş yerleri, kurulmasıyla hafif atlatıldığını" ifade eden Kazançoğlu, Türkiye'de, 17 Ağustos ve 12 Kasım 2001 tarihlerinde yaşanan depremlerinin ekonomiye ağır darbe vurmasının yanı sıra nitelikle insan gücü kaybına yol açtığını söyledi.
Kazançoğlu, son günlerde bilim çevrelerinin Marmara denizinin altındaki gaz çıkışları üzerinde durduğuna işaret ederek, şöyle dedi:
"Plansız kentleşme ve ranta dayalı yapılan imar uygulamaları, doğal depremlerin felakete dönüşmesinin önemli bir nedenidir. Başta İstanbul olmak üzere, deprem bölgelerinde yer alan kentlerimizde, bir program çerçevesinde, binalarda depreme dayanıklılık testleri acilen yapılmalıdır. Ucuz arsa üretilerek, Türkiye çapında gecekondulaşmış bölgelerde yeni imar planları oluşturulmalıdır."

Eğitim zorunlu

Kazançoğlu, olası depremde panik ve kargaşanın yaşanmaması için halkın eğitilmesinin zorunluluk olduğunu vurguladı.
İlkokullardan başlamak üzere öğrencilere, ilk yardım ve sivil savunma dersleri verilmesini öneren Kazançoğlu, bu tür eğitim programlarının kamu ve özel sektör kuruluşları tarafından kendi personeline de sürekli uygulatılmasının önemli olduğuna dikkat çekti.

Deprem ve İzmir

İzmir'in deprem riski açısından dünyadaki kentler arasında ön sıralarda yer aldığını da belirten Kazançoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dolayısıyla meydana gelecek olası bir depremde büyük yıkımlar yaşanabilir. Hazırlanmış olan İzmir Deprem Senaryosu'nda, yapı güvenliği açısından yığma yapıların yüzde 40'ı, toplam yapıların yüzde 22'sinin riskli durumda olduğu saptanmıştır. Bu riskli yapıların yüzde 70'ini gecekondu bölgeleri oluşturmaktadır. Deprem kuşağının tam ortasındayız. Bu nedenle, planlı, çağdaş ve güvenli şehirleşmeye doğru tüm önemli adımlar atılmadığı takdirde, depremlerin ardından ağır enkaz yığınları bizim peşimizi bırakmayacaktır. Marmara depreminden sonra konut, ticari ve sınai yapı, yol-otoyol, köprü ve diğer altyapı, ulaşım, makine-teçhizat ve mamul-yarı mamul mal stoklarında önemli kayıplar ortaya çıkmıştı."

haberekspres – 29.08.2007{nomultithumb}