Eyalet değil, Bölge Yerel Yönetimi

Geçen hafta Türkiye, tarihinde ilk kez yaşadığı bir tartışmanın içinde buldu kendisini. Sistemin kendisine verdiği “Marmaris’de resim yapmak” konumunun da dışına çıkan bir kişi, “eyalet” tartışmasını başlattı ansızın.
Hemen ardından gazetelerde eyaletlerin haritaları yayınlandı. Hangi kentin hangi eyaletin sınırları içinde kalacağı konuşuldu. Örneğin ülkenin eyaletlere bölünmesi fikrinin sahibi, Trabzon’u bir eyaletin merkezine oturturken, ertesi günü bir gazete Trabzon’u sakıncalı bulmuş olacak ki, eyaletin merkezi olarak Erzurum’u yazdı.
Bunlar hiç alışık olmadığımız, Türkiye’nin sağcısı, solcusu, ortacısı, hepsinin tehlikeli bulduğu konulardı. Elbette çağdaş bir ülkede tehlikeli konular da konuşulmalıdır ama Türkiye gibi ekonomisi iyi olmayan bir ülkede “eyalet” sözlerinin ve ortada dolaşan haritaların sonucunun nereye varacağı meçhuldur. "Eyalet" yapılanması, farklı bir devlet modelidir. Eyaletlerin kendi hükümetleri, bayrakları, bakanları, milletvekilleri, kendi yasaları vardır.
Her şeyin temelinde ekonominin olduğunu bilerek, ekonomik olarak insanlara yetemeyen bir merkezi örgütlenmenin, bu insanları eyalet yapısı içinde bir arada ne kadar tutabileceği de tartışma götürür.
1999 yılında “nasıl bir yerel yönetim” kitabını hazırlamış ve kent yönetimleri için yeni bir yerel yönetim modeli önermiştim. Kitapta, kentlerin nasıl bir belediye tarafından yönetilmesi gerektiğini aktardıktan sonra kent dışındaki alanları kimin nasıl yöneteceğini düşünmüş, yeterli olmayan il genel meclisleri yerine, bu alanların yönetiminin de bir üst yerel yönetim örgütü tarafından yapılmasını önermiştim.
Planlamanın daha bölgesel olması gerektiğinden hareketle, adını “bölge yerel yönetimi” koyduğum bu örgütlenme, yalnızca ait olduğu kentin sınırlarından ibaret olmayacak, bölgeyi kapsayacaktı. Bölgede kent sınırları dışında kalan konularla ilgilenecek olan bu örgütlenme, ayrıca bölgedeki belediyelerin de bir üst örgütü ve onları denetleyen kurumlardan biri olacaktı.
Örneğin kent içindeki trafikle ilgili tüm konular belediyeye ait olacak, kent dışındaki trafik de bölge yerel yönetimine ait olacaktı. Şu anki devlet örgütlenmemizde bulunan bölge müdürlükleri gibi bölgeleri kapsayan bu yapı; kentlerde zabıta yerine oluşturulacak olan kent polisi gibi, bölgede de “bölge” ya da “kır polisi”ni oluşturacaktı.
Bu yazıyı yazmamın nedeni kitabımı özetlemek değil elbette. Ben, belediye meclisi seçimleri gibi seçilecek bir “bölge meclisi” düşünürken, ben sonuç olarak bir yerel yönetim birimi olarak “bölge yerel yönetimini” önerirken bile, bunun ülkenin "günümüz" koşullarına ne kadar uyduğunu sorguluyor ve erken buluyordum.
Ben, bir üst yerel yönetim örgütü önermiştim. Önerimin doğru, ancak gerçekleşmesinin ekonominin ve refahın çok daha arttığı bir zamanda olabileceğini, ayrıca bunun için demokrasi kültürünün de epey gelişmesi gerektiğini düşünürken, Marmaris ressamı, sağcıların gözbebeği bir kişi, eyaleti nasıl gündeme getirebildi? Bunu merak ediyorum.
yenigün -15.03.2007{nomultithumb}