EXPO 2015’te son dakika riski

En kritik çalışmaları ortaya çıkaracak teknik ekibi bünyesinde barındıran EXPO Konsorsiyumu’nun temmuz ayına yetişmesi gereken dosya için yer seçiminin gecikmesi nedeni ile henüz yeterli bir çalışma yapamadığı öğrenildi. Bölge olarak İnciraltı’nın seçilmiş olması çalışmalara başlamaya yetmiyor. Teknik ekip harekete geçmek üzere “sınırları çizilmiş EXPO alanının” kendilerine ulaşmasını bekliyor. Bu belirlemeyi yapacak olan Yürütme Kurulu ise henüz bir toplantı yapmadı.

Yaratıcılık ve mimari detaylandırmaların gerektiği uzun soluklu bir çalışmanın kısa bir zamana sıkışması, teslim edilmesi gereken dosyanın yetişmesini riske atıyor. Dosyanın yetiştirilebilse bile kalite sorununun yaşanabileceği kaydedildi. Asıl sıkıntının İzmir’in Milano’nun gerisinde kalması olmadığı; uyulması gereken takvimin alarm verecek boyuta daraldığına işaret ediliyor. Çalışmaların gecikmesine gösterilen gerekçe ise; yönetim tarafından konsorsiyuma halen projelendirilmek üzere bir alanın sunulmamış olması. Bütçe sorununun dosyanın yetişmesiyle ilgili ikincil bir sorun olduğu, konsorsiyuma dahil yerli ve yabancı firmaların İZTO tarafından verilen küçük bir avans dışında 1.5 yıldır süren çalışmalar için herhangi bir ücret almadıkları belirtiliyor. Geçtiğimiz günlerde seçilen Yürütme Kurulu’nun henüz ilk toplantısını yapmamış olması da bir diğer sıkıntı konusu. İlk toplantı için bir tarihin belirlenmediği, verilmesi gereken acil kararlar için periyodik toplantılar yapması gerektiği de alınan bilgiler arasında.

Öte yandan, gazetelere yansıyan İnciraltı-Çiğli arasına 6 km uzunluğunda asma köprü ve yapay ada ve üzerine DNA anıtıyla ilgili önerinin EXPO 2015 İzmir teknik ekibinin üzerinde detaylı olarak çalıştığı bir proje olmadığı, aylar önce konsorsiyuma sunulan bu teklifin kısa listeye alınmadığı öğrenildi. Bu önerinin kabul görmemesi ihtimali altında yatan olası nedenler ise şöyle:

MALİYET ÇOK YÜKSEK

Dünyanın en uzun asma köprüsü İtalya’da yapılıyor. Calabria bölgesini Sicilya’ya bağlayacak asma köprü, 2010 yılında tamamlanacak. 2005 yılında ihalesi yapıldı ve İtalya tarihinin en büyük ihalesi olarak biliniyor; maliyeti 4.5 milyar dolar, uzunluğu 3.3 km.

İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün uzunluğu 1074 metre. İnciraltı-Çiğli arası için önerilen köprünün boyu Boğaziçi köprülerinden yaklaşık 6 kat, dünyanın en uzun asma köprüsü olarak projelendirilen Messina Köprüsü’nden ise iki kat daha uzun. Maliyetin, tercih edilecek özelliklere göre 2-10 milyar dolar arasında değişeceği tahmin ediliyor.

İzmir Körfezi’ne köprü ya da tüp geçitle ilgili öneriler 2. Tansu Çiller Hükümeti programında da yer alıyordu. 2006 yılında Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Bostanlı-İnciraltı arasına tüp geçit projesiyle ilgili destek istemiş, öneri İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tarafından desteklenmişti. Kordon’a 6 şeritlik yola alternatif olarak gelişen köprü veya tüp geçit önerisine karşı çıkanların sundukları gerekçeler ise özetle şöyle: 1- Bu önemli kaynak İzmir ulaşımı için çok daha verimli alanlarda değerlendirilebilir, 2- Transit geçişler ve bölgesel kullanım için yoğun bir aks üzerinde değildir. Sadece Karşıyaka-Yarımada eksenindeki hareketliliği hafifletir, şu an körfezde çalışan araba vapurlarının günlük ortalama yoğunluğu bu projenin verimliliğiyle ilgili ipucu verebilir. 3- İzmir’in görselliğine fazla bir katkısı olmaz. 4- Diğer önemli yatırımlar yapıldıktan sonra, söz konusu eksen üzerindeki yoğunluk köprüyü verimli kılacak hale geldiğinde, 20-30 yıl sonra düşünülebilir. 5- Bu kaynak bölgenin ana merkezlerine hızlı bir şekilde ulaşmayı sağlayacak hızlı trene ayrılırsa, sadece bir hat üzerindeki sıkıntı değil tüm bölgenin ulaşım sorunu çözülmüş olur, toplu taşım yatırımıyla trafikteki araç sayısı azaltılır.

İzmir Körfezi’ne köprü ya da tüp geçit önerisini destekleyenlerin görüşleri ise; 1- İzmir’in silueti değişir. 2- İzmir trafiğini önemli ölçüde rahatlatır. 3- Kordon’a düşünülen yolun alternatifidir şeklinde özetlenebilir.

PROJELER VE MALİYETLERİ

Nüfusu ve trafiğiyle ciddi sorunlarla boğuşan dünya kenti İstanbul’da 1980 yılından itibaren tüp geçit projesi konuşulmaya başlamıştı. Marmaray adıyla bilinen projenin temeli (24 yıl gecikmeyle) 2005 yılında atılabildi. 2008’de hizmete girmesi hedefleniyor, batırma tüp tünelin uzunluğu 1.6 km, ihale bedeli 830 milyon dolar, toplam maliyetin 2 milyar doları bulacağı tahmin ediliyor.

İstanbul Boğazı’na minibüs ve otomobillerin kullanabileceği 2. tüp geçitle ilgili çalışmalar da sürüyor. Yap-işlet-devret modelinin benimsendiği projede, günde 80 bin aracın geçiş yapması beklenen tüneli yüklenici firma 25 yıl boyunca işletecek. Önümüzdeki aylarda test sürüşleri başlayacak olan ve İstanbul-Ankara arasını saatte 250 km hızla katedecek hızlı tren projesinin maliyeti 1 milyar 270 milyon dolar.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, 2006 yılı aralık ayında yaptığı bir açıklamada, EXPO için 3 milyar euro (Yaklaşık 5.5 milyar YTL) bütçe oluşturulması gerektiğini söylemişti.

YAPAY ADA

Mimari açıdan 6 km uzunluğundaki bir asma köprünün ayakta kalabilmesi için denizin ortasına inşa edilecek bir yapay ada sayesinde köprünün ortadan desteklenmesi hedeflenmiş. Uzmanlara göre bunun da güçlükleri var; 1-Hedefe uygun ölçülerde yapay ada oluşturmanın maliyeti çok yüksek. 2- Yapay ada körfez içinde zaten sınırlı olan su sirkülasyonunu olumsuz etkiler. 3- Deprem bölgesinde yer alan İzmir için düşünülen büyük mimari yapılarda şiddetli depremlere dayanabilecek tedbirleri almak maliyeti önemli ölçüde yükseltir. 200 hektar (2 km?) olarak düşünülen yapay ada başka bir denizle bağlantısı olmayan İzmir Körfezi’nin girişine yerleştirildiğinde suyun zaten sınırlı hareket edebildiği alanı (deniz içindeki destek bölümleri hariç) 1/3 oranında kapatmış oluyor. Bu yapay oluşumun doğal hayatı olumsuz etkilemesi ve körfez kirliliğini artırması gibi risklerden bahsediliyor.

EXPO KONSEPTİNE UYGUN DEĞİL

EXPO ziyaretçilerinin uzun mesafelerle ikiye bölünmesi uygun bulunmuyor. Tüm etkinliklerin tek alanda toplanması herhangi bir yolculuk yapmadan aynı alanda ziyaretçilerin aradıklarını bulabilmesi hedefleniyor. Bu yüzden EXPO aktiviteleri iki ayrı noktada planlanmıyor. Bu nedenle Çiğli tarafında düzenlenecek alan EXPO kullanımından ziyade EXPO sonrası İzmir’e kazandırılacak bir rekreasyon alanı olarak düşünülmesi gerektiği söyleniyor.

15 HAZİRAN’A YETİŞECEK Mİ?

Gündemdeki tartışmaların aksine, en önemli sorunun zaman olduğu, BIE’ye teslim edilecek dosya için hiçbir hazırlık yapılmadığı söyleniyor. Henüz EXPO konsorsiyumuna üzerinde çalışması için gösterilmiş bir alan yok. Alan belli olmadan yapılacak çalışmaların en çok 15 gün kazandıracağı, detaylandırma işlemlerinin alanın belirlenmesiyle uzun bir zamana yayılacağına dikkat çekiliyor. Takvime göre 15 Haziran’da İzmir BIE’ye 2. sunumunu gerçekleştirecek, temmuz ayı içinde de dosyanın teslim edilmesi gerekiyor. Bugün itibarıyla bile aylarca gecikmiş durumda olan çalışmanın daha da geç başlaması durumunda, dosyanın kalitesinin de aynı oranda düşeceği, Milano karşısında şansımızın azalacağı vurgulanıyor. Dosya temmuz ayı içinde teslim edilemediğinde ise İzmir elenmiş sayılacak.

Belirlenecek hedeflere göre çalışma yapacak olan konsorsiyumun, bugüne kadar yaptığı çalışmalardan dolayı 2.5 milyon YTL birikmiş borcu bulunuyor. Konsorsiyumda yer alan yerli firmalara ödeme yapılmadı, yabancı firmaların bir kısmına İZTO’nun katkısıyla bir miktar borç ödenebildi. İzmir Ticaret Odası’nın avans olarak konsorsiyuma 200 bin euro verdiği öğrenildi.

İNCİRALTI PLANLAMA TOPLANTISI

EXPO 2015’in yapılacağı bölge olarak ilan edilen İnciraltı’yla ilgili plan kararlarının oluşturulması için önceki gün yöre halkıyla toplantı yapıldı. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde yapılan toplantıya başkanlık eden Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü Şenol Aydemir, 2 kez bölge halkıyla yapacakları toplantının ilkini gerçekleştirdiklerini, bu toplantı sonrasında çıkan kararların bakanlığa ulaştırılacağını belirtti. Aziz Kocaoğlu da İnciraltı konusunda birçok söz söylendiğini, birçok teorinin üretildiğini, kendilerinin pozitif düşünerek çözüme yasal çerçevede adım adım yaklaşmaktan yana olduklarını kaydetti. Hak sahiplerinin hakkı gözetilmeden buranın planlanmasının söz konusu olamayacağını vurgulayan Kocaoğlu, “Burada nasıl plan yapılacağı, yoğunluğun ne olacağını uzmanların, bilim adamlarının değerlendirmesi gerekiyor. Bundan sonra biz arkasında duracağız. İnciraltı, İzmir’in kent içerisinde kalmış en bakir alanıdır. Yeşil de korunacak, inşaat hakkı da verilecektir. 20 Mart’ta yapılan diğer toplantının ardından harita üzerinde plan çalışmaları başlayacak. Herkes birbirine güvenecek, inanacak. Kol kola gireceğiz, bu problemi birlikte çözeceğiz. Bu kent yarım adada kalkınacaktır. Kim ne derse desin başka yerimiz yoktur. İnciraltı, yarımadanın kapısıdır” dedi.

Atalay ERGEZEN / İZMİR Akşam{nomultithumb}