‘Çevrecilerin başı kumda’

OZAN YAYMAN

Avukat Noyan Özkan, çevrecilerin Anayasa değişikliği paketine karşı seslerini yükseltmemesinin üzücü olduğunu vurguladı.

Çevre hareketi adına elde ettikleri kazanımların Anayasa paketine eklenen maddelerle yok edilmek istendiğini vurgulayan Noyan Özkan, ‘Değişiklik gerçekleşirse, doğa adına yıkım olacak. Çevre hareketi üyeleri, bu gelişmelere karşı başlarını kuma gömmüş durumda’ dedi.

Anayasa değişikliği paketinde yer alan düzenlemelerle, yerindelik denetimi olgusunun kaldırılmak istendiğine dikkat çeken İzmir Barosu avukatlarından Noyan Özkan, gelişmenin doğa üzerinde yıkıcı etkileri olabileceği uyarısı yaptı. Özkan, uzun yıllara dayanan mücadelenin ardından Danıştay'da, çevre konularında, bireysel anlamda hukuk savaşımı verme hakkı elde ettiklerini vurgulayarak, “Kazanımlarımızı geri almak istiyorlar. Bu süreçte üzücü olan bir başka konu da, çevreci örgütlerin gelişmeler karşısında sessiz kalmasıdır” dedi.

Türkiye çevre hareketine özellikle 1980'li yıllarla birlikte önemli bir kimlik katan Ege Bölgesi'nde, söz konusu anayasa değişikliğine karşı, etki yaratabilecek bir ses çıkmaması eleştiri konusu oluyor.

AKP'nin TBMM'den geçirdiği anayasa değişikliği paketinin Anayasa Mahkemesi ve halk oyu filtrelerinden geçmesi halinde, Türkiye'nin doğal ve kültürel zenginliklerini büyük bir yıkım bekliyor. 5 bin kilometrekarelik yüzölçümü üzerindeki kıyıları, bakir koyları, ormanlık alanları, sulak bölgeleri, milli parkları, tarım arazileriyle öne çıkan Ege Bölgesi'nin uğrayacağı zararın, geri dönüşü mümkün olmayacak noktalara varabileceğine dikkat çekiliyor.

Yasa, yaşamsal karşılığını bulursa, Kazdağları'na yönelik saldırı, Çanakkale'den Datça'ya kadar olan alandaki bakir dokunun yapılaşmaya açılması, SİT alanlarının derecelerinin değiştirilmesi, tarım alanlarında taş ocağı işletmesi açılması, son olarak larak Marmaris Yuvarlakçay'da görüldüğü haliyle akarsular üzerine hidroelektrik santralları yapılması, İzmir Efemçukuru örneğinde olduğu gibi, içme suyu kaynakları üzerinde maden işletmesi kurulması konularında açılan davalarda, koruma kalkanı olan “yürütmeyi durdurma” olgusu çökecek. Mevcut anayasada, idari işlemlerin hukuka uygunluğunu denetleyen ve bu anlamda, “yürütmeyi durdurma” kararı verebilen yargı, Anayasa değişikliği sonrası, yerindelik denetimini gerçekleştiremeyecek ve “yürütmeyi durdurma” yönünde karar veremeyecek.

 

DAVALAR DÜŞER

AKP hükûmetinin Danıştay’ın verdiği yürütmeyi durdurma kararlarından fazlasıyla rahatsız olduğuna dikkat çeken İzmir Barosu avukatlarından Noyan Özkan, “Danıştay, yargının, idari işlemlerin yerindelik kararı ve buna bağlı olarak yürütmeyi durdurma kararı verebileceğini çeşitli defalar vurguladı. Hükûmet, bu olgu karşısında, yürütmeyi durdurma kararları çıkarılmasını sağlayan yerindelik denetimini aşmak için Anayasa değişikliği paketine madde ekledi. Danıştay’a, ‘sen idarenin yerine geçemezsin’ diyorlar. Anayasa değişikliği paketine koydukları madde geçerse, Danıştay yerindelik denetimi yapamayacak. Çevre konusunda açılan binlerce dava var ve değişiklik istemi gerçeklesirse hepsi düşer” dedi.

Noyan Özkan, çevre konularında, yurttaş sıfatıyla Danıştay’da dava açmak için uzun yıllar uğraştıklarını ve sonunda kazanım elde ettiklerini söyleyerek, “Çevreci bireyler olarak Danıştay’da dava açmak için 6 yıl uğraş verdik ve sonunda doğa savunma adına dava ehliyetimiz olduğuna karar verildi. Şimdi tüm kazanımlar yok edilmek isteniyor” görüşlerine yer verdi.

Özkan, doğayı büyük zarar verecek söz konusu değişiklik karşısında, hiçbir çevre örgütünün sesini çıkarmamasını da eleştirerek, “Çevre hareketi üyeleri bu gelişmelere karşı, başlarını kuma gömmüş durumdalar. Değişiklik gerçekleşirse, doğa adına yıkım olacak. Ancak hiçbir çevreci tepkisini ortaya koymuyor. Çevre örgütlerinin gelişmelerden haberdar olmaması olanaksız. Bu sessizlik üzücü” dedi.

 

Kaynak: Cumhuriyet Ege – 29.06.2010