En önde siz yürümelisiniz

Gediz'in kurtarılması konusunda kararlıyız.
Gücümüz yettiğince ulaşabileceğimiz her noktaya çıkacağız.
Egeliler'de kıpırdanma başladı.
Gediz cinayeti ..

kamuoyunun ve yetkililerin gündemine girdi, çözüm arayışları hızlandı.
Şimdilik gelişmelerden memnunuz.
Ancak, süratin kesilmemesini ve çalışmaların aynı yoğunlukta devam etmesini bekliyoruz.
Biz buralarda böylesine uğraşırken, asıl sorumlu Çevre Bakanlığı'nın devre dışı kalması doğru olmaz.
Normalde kalamaz da zaten.
O yüzden Bakan Osman Pepe'ye bugün bir çağrıda bulunduk.
Gediz mücadelesinde kendisinin de "bizzat" aramızda yer almasını, bakanlığının tüm kudretini kullanarak kurtuluş projelerinde bizlere öncülük etmesini istiyoruz.
Bakan Bey ile bugüne dek pek çok konuda işbirliği yaptık, verdiği sözleri tuttuğunu gördük.
Gediz meselesinde de aynı hassasiyeti göstereceğinden eminiz.

Önce kafa temizliği gerek
Bu arada, okurlarımızdan ve uzman kişilerden Gediz'le ilgili değişik yorumlar alıyoruz.
Onlardan birini bugün sizlere de aktaralım.
Şehir plancısı Cengiz Türksoy diyor ki..
"Gediz'le ilgili yazdıklarınıza tamamıyle katılıyorum.
Kafaları gelişmiş insanlardan oluşan toplumlar, Gediz gibi doğal kaynakların sunduğu zenginliği kullanarak gösteriyorlar gelişmişliklerini..
Gediz, yolu üzerindeki araziler için bulunmaz bir zenginlik kaynağı olduğu halde, bizdeki kullanım biçimine bakar mısınız?
Gediz ya da bir başka doğal kaynağın durumunu gördükçe, içinde bulunduğum toplum adına utanıyorum.
"Aslan yattığı yerden belli olur" sözünü ilk söyleyen benim, sizin ve bizler gibilerin öncülerinden biriydi herhalde.
Yıllar önce sayın Doğan Kuban, Ankara'ya ve İstanbul'a içme suyu sağlanan barajların koruma alanlarına yapılan konutları kast ederek, "içtiği suya işeyen bizden başka bir millet yoktur dünyada" demişti.
İçme suyu havzalarını bile korumayı savsaklayan kamu yönetimi anlayışıyla Gediz temizlenir mi dersiniz?
Merhum Osman Kibar, o dönemde haftada bir kaç akşam yayın yapan Ankara Televizyonu'nda yayımlanan söyleşisinde, "ben kendi kaynaklarımla İzmir Körfezi'ni temizlerim ama kirletenleri engellemeye gücüm yetmez" demişti.
Yürürlükteki yasalar ödünsüz uygulansa, İzmir Körfezi kirlenir miydi?
Milyonlarca dolar harcanarak temizlenmeye çalışılan körfeze – denetim azıcık gevşediğinde – hala zehirli ve kirletici atık bırakanlar olmuyor mu?
Körfez çevresinde denetim gayet kolay olduğu halde bunları yaşıyoruz.
Bir de Gediz havzasını düşünün; hangi kurum, hangi anlayışla o havzayı kirletenlerle başa çıkacak?
Kafaları atıklardan temizlemedikçe ne Gediz, ne Menderes nehirleri, ne körfez, ne Haliç olması gerektiği gibi temizlenebilir, ne de öteki doğal değerlerimiz yok olmaktan kurtarılabilir.
Çok mu kötümserim?"

Peki ne yapalım? Pes mi edelim?
Cengiz Türksoy'u tanıyorum ve görüşleri için teşekkür ediyorum.
Kötümserlik sorusuna ise şu cevabı verebilirim:
Saptamaları çok yerinde, hepsi doğru.
Ülkenin gerçekleri aynen anlattıkları gibi.
Ama ne yapalım yani, pes mi edelim?
Bırakalım her şey öyle devam mı etsin?
Kurtarmak varken, daha çok kirlenmesine izin mi verelim?
Hayır vermeyelim.
Pes etmeyelim.
Şartları zorlayıp çözüm için çalışalım.
Biz bu amaçla yola çıktık ve pes etmeyeceğiz Cengiz Bey..
Gelin, siz de etmeyin.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Osman GENÇER Yeni Asır 16.12.2006