Eğitim Alanlarını Satmak…

KONUK

HASAN TOPAL

Eğitim Alanlarını Satmak…

Özelleştirme politika ve programlarının kent mekanına ve yaşam çevrelerimize yansıyan olumsuzluklarına, eğitim alanlarının ve eğitim binalarının satılması girişimleriyle bir yenisi daha ekleniyor.

Genel olarak küresel, neoliberal politikaların bir dayatması olan özelleştirme uygulamaları kamunun elindeki değerlerin satılmasıyla sermayeye rant transferi yaratmanın bir aracı olmaktadır. Politikalar, şimdi de kent merkezinde kalmış olan temel eğitim ve orta öğretim alan ve binalarının satılarak yerlerine iş merkezi, rezidans, otel vb rant tesisleri yapılmasını gündeme getirmektedir.

Kentler, kent planlarının öngörüsü doğrultusunda yaşayanların gereksinim duydukları, eğitim alanı, sağlık alanı, kültür alanı, yeşil alanlar, resmi tesis alanları gibi kentsel donatılarla gelişmişlerdir. Kentte süreç içinde oluşan ticaret, üretim vb. sektörel alanların mekansal yer değişiklikleri nedeniyle kamu mülkiyetindeki bazı alanlar işlevsiz kalabilmektedir.

Ülkemizde bütün büyük kentler için yapılmış olan analiz çalışmalarında bu kentlerin tamamının, kentsel teknik ve sosyal altyapı alanları ve kentsel donatılar açısından ortalama standartlara göre son derece yetersiz oldukları ortaya çıkmaktadır. Kentin merkezinde bulunan ve işlevsiz kalmış kamu mülkiyetindeki alanların hangi işleve dönüşeceği özelleştirme politikaları kapsamında değil, kent planları kapsamında ele alınması gereken konular olmalıdır.

Kamunun elinde bulunan arsa, arazi ve binaların özelleştirme aracılığıyla satılması yerine, bir plan bütünlüğü içinde kentlerin ihtiyacı olan mekansal gereksinimler için kullanılması daha akılcı ve şehircilik bilimine uygun bir tutum olacaktır. Çünkü kentlerimizde yaşayanlar için gerekli olan standartlarda yeni eğitim, sağlık, kültür, yeşil alan vb. kentsel donatı alanlarının kent merkezlerinde elde edilebilmesinin kamuya ve topluma maliyeti özelleştirme ile elde edilecek bedelden çok çok fazla olacaktır.

Diğer yandan yine ülkemizde son yıllarda çeşitli gerekçelerle taşımalı eğitim uygulamaları başlamıştır. Eğitim alanları ve binalarının merkezde kalmış olmaları, öğrenci sayılarının azlığı vb gerekçelerle bu okulların öğrencileri için de taşımalı eğitim yapılacağı ve boşalacak binaların satılacağı ifade edilmektedir. Okulların merkezi iş alanlarında kaldığı, öğrencisinin az olduğu, bu nedenle çok gelir getirecekleri ve yerlerine iş merkezleri, rezidans, otel vb rant tesisleri yapılacakları, elde edilecek parayla kent dışında daha uygun okullar yapılacağı beyan edilmektedir.

Bilindiği gibi bir kentin kimliği, topoğrafyası, tarihi, yapıları, meydan, cadde ve bulvarları, yeşil ve açık alanları vb mekansal değerleri ile birlikte o kentte yaşayan insan etkinliklerinin bütününden oluşur. Bu bütün, aynı zamanda kentin kültürünü de oluşturur.

Çocuk evinden sokağa, sokaktan mahalleye, mahalleden kente ve topluma ulaşarak gelişir, kültürlenen ve sosyalleşen bir yaşamla yurttaş ve birey olur. Taşımalı eğitim sistemiyle bu süreçten ve gelişimden, sokaktan, mahalleden koparılan çocuk kentin kimliğinden ve kültüründen de koparılmaktadır. Böyle bir süreçle gelişen bireylerin gelecekte yaşayacakları kentlerin kimliği ve kültürü ile barışık bir yaşamlarının olması beklenemez.

Tarihi değeri olan (tescilli) ya da olmayan okul yapılarının bulundukları çevrede ve kentte bir referans noktası, kent belleğinde de bir değer oluşturdukları bilinmektedir. Çeşitli gerekçelerle ve aşama aşama kentin kimliğinin ve kültürünün, belleğinin yok edilmesi, gelecekte kimliksiz, yozlaşmış, tükenmiş ve değersizleştirilmiş kentler ve yaşam alanları yaratacaktır. Yaşayanları mutlu edemeyen kentlerde ise başta güvenlik olmak üzere her türlü sorunun ortaya çıkması kaçınılmazdır.

Yine ülkemiz kentlerinde, planlı kentleşme politikalarına uygun olmayan gelişmeler sonunda giderek kentsel işlevler keskin ayrımlara zorlanmış, sonuç olarak geceleri terk edilen ticaret bölgeleri ve kentsel dokular ortaya çıkmıştır. Bütün büyük kentlerimizin en önemli planlama problemlerinden biri de kentlerin bu geceleri terk edilen, bir anlamdaki çöküntü bölgeleri olan alanlarını sürekli yaşanan kent bölgeleri haline getirme arayışlarıdır. Kentin sorunlu bölgelerinin ticaret, turizm, konut gibi karma (çok işlevli) işlevli hale getirerek, kentin bu bölgelerine yaşamı katarak sorunlara çözüm önerilmektedir. İşte böylesi gelişmelerde en çok ihtiyaç duyulacak kentsel donatılardan biri de eğitim alanları ve binalarıdır.

Özetle sayılan tespit ve gerekçeler bağlamında, kent merkezinde yer alan eğitim alanları ve yapılarının özelleştirme yoluyla satılması ve yerlerine rant tesisleri yapılması kentleri geliştiren değil kültürel ve sosyal açıdan çökerten, kentin kimliğini yok eden uygulamalar olacaktır.

Uygar bir kent, kimlikli, mekansal standartları yeterli, teknik altyapısı gelişmiş ve yaşayanların mutlu olduğu kenttir.

Kaynak: Cumhuriyet Ege – 03.08.2010