Şehircilik Kimin İçin?

Şehircilik Kimin İçin?

Oktay EKİNCİ / 02.03.2008 / Cumhuriyet

TMMOB`yi oluşturan meslek odaları seçimlerinde sıra “genel merkez yönetimleri”ne geldi. Şehir Planlamacıları Odası`nı (ŞPO) önümüzdeki 2 yıl yönetecek kurullar bugün Ankara`da seçiliyor.

Tartışmalara bakılırsa, plancılarımız da mimarlarınkine benzer bir yarış içindeler…

Bir tarafta toplumsal çıkarları çiğneyen yapılaşma kararlarına karşı direnenler; yani “dar” çıkar çevrelerinin imar kazançları yerine mesleğin toplumsal sorumluluklarını savunanlar…

Diğer tarafta ise aynı tutumun “mesleğin (iş yapmanın) önünde engel” oluşturduğunu savunanlar.

Emlakçı siyasilerin öteden beri “sakıncalı” gördükleri birci anlayış, anayasadaki, “Odalar kamu yararına çalışırlar” ilkesini de yaşama geçiriyor. Bu nedenle meslek kuruluşlarının aslında “varlık nedeni”…

İkinci kesimin ise mimarlar arasındaki 2008 örgütlenmesi “mimarlık için mimarlar” denerek gerçekleşti. Siyasal destekle eşgüdüm içindeki “medya pohpohlaması” da görülmemiş düzeydeydi.

O kadar ki seçimi kaybetmeler, “inşaat sektörü”nde adeta “hüsran”la karşılandı. Örneğin İnşaat Dünyası dergisinde, 2400 mimardan 800`ünün oyunu alarak seçilemeyenler şöyle tanımlanıyordu; “birikimleriyle çok önemli projelere imza atan ve Türkiye mimarlığının gelişmesine katkıda bulunan saygın mimarlar” … (Şubat 2008)

Demekki seçimi kazananlar ve onlara oy verenler, “saygın” olmayan, “birikimsiz” mimarlığın gelişmesine “katkısı olmayan” mimarlardı… Umarız bu yakışıksız söylemin sorumluları, “toplum için mimarlık” diyen mimarlarımızdan özür dilemesini de bilirler..

Plancılarda durum

Benzer durum plancılar için de geçerli. Kentlerimizi kimliksiz “alışveriş merkezleri”yle dolduran, “port”çu, “center”cı, “rezidans”çı, “city”ci ve emlak pazarına arsa sağlamayı amaçlayan “kentsel dönüşüm”cü imar furyasının “kutsal rant ittifakı”, şimdi de ŞPO için devrede.

Çünkü bütün gösterişli “talan yapılaşması”nın dayandığı ayrıcalıklı kurallar, imar planlarındaki “düzmece düzenlemeler”le yasallaştırılıyor. Bunlara karşı “mesleğin evrensel ilkeleri”yle “geleceğe dönük insani sorumluluklar”ı savunan plancıların ŞPO`daki etkinliğini “kırmak” isteyenler de emlak pazarına bağımlı bir “sözde şehircilik”ten nemalanma peşindeler…

Dahası, Dünya Bankası`nın sömürgeciliğe uyumlu “planlama yerine piyasa” hedefleriyle bütünleşiyorlar…

Nitekim Başbakan`ın “Odaları istiyorum” demesi, işte bu özlemden ötürü değil mi? Plancızlığın, bilim dışı keyfiliğin, kenti ve çevreyi göz ardı eden soyguncu yatırımların karşısında, sadece “susan meslek odaları”, şu rant ekonomisinin “muhafazakar”ları için “türban”dan bile değerli.

Bir Çağrı

Bugün Ankara`da ŞPO`nun yeni yöneticileri seçilirken, ben de şehircilik hocaları Çağatay Keskinok ile Tarık Şengül`ün tüm oy kullanacaklara “rehber” olacak yazılarını okuyorum.

Yaşanagelen süreci şöyle özetliyorlar: “Planlama alanı, uzun vadeli bütüncül bir yaklaşımdan ve kamu yararı kaygısından uzaklaştırılmış; talan ekonomisinin önünü açan, parçacı kararlar üreten bir anlayışla piyasa güçlerinin emrine verilmiştir.”

Bu gerçek karşısında ortak sorumlulukları da şöyle vurguluyorlar: “Yeni liberalizmin, ‘nerede be nasıl isterlerse yapsınlar’ modeline karşı; planlı kentsel ve bölgesel gelişme ile toplumsal refah ve kalkınmayı temel alan bir şehircilik anlayışı için; ‘toplum için mimarlık ve mühendislik’ diyen tüm kesimlerin ortak mücadelesi için; toplum için şehircilik…”

Bu çağrı karşısında hem heyecanlandım; hem de düşündüm: Hangi kent, bölge ya da ülke planı; o kette, o bölgede ve o ülkedeki herkesin, gelecek kuşaklarla birlikte ortak yaşam ve kültür kaynaklarını, ortak esenliklerini ve ulusal çıkarları göz ardı edebilir; bunları yadsıyan hangi plan şehircilik sayılabilir; hangi plancıya şehirci denebilir ki?

ŞPO seçimleri işte bu soruların da karar günü…

“Ya planlama, ya pazarlama”