Şehir plancısına kulak verecek var mı?

2004’ten 2007’ye

 

Hasan Tahsin

“Vay be, üç yıl nasıl geçti gitti?” diye haykırasım geliyor. Geliyor da, kim duyacak Allah aşkınıza? Baksanıza belediyenin “çokbilmişleri” bile bu üç yılın hatırlanmasını “istemiyor” sanki. Oysa o kadar “farklı” bir insan ki “başkan!” Keşke sokak sokak, cadde cadde, mahalle mahalle her İzmirli tanıyabilseydi “yurttaş Aziz Kocaoğlu’nu!”
Ne yapalım? Zorlayamayız ki, “başkanın takdiri” der “görevimizi” yapmaya devam ederiz. “Yurttaş” kimlikli Aziz Kocaoğlu’nu ise “yüreğimizde yaşatırız!”
“Halk Meclisi” başladı başlayalı belediye ile ilgili en çok şikâyet “yaklaşımlardan” kaynaklanıyor. Yani Başkan’ın “vatandaş, günlük ihtiyaçlarının çabuk görülmesiyle ilgileniyor. Ne kadar büyük projeler yapılırsa yapılsın; Aliağa-Menderes Raylı Sistemi, yeni vapurların alınması, yollar gibi, vatandaş asıl olarak evinin önündeki somut işle ilgileniyor. Sorunu kaç günde nasıl çözüldü ona bakıyor” sözlerinde olduğu gibi. Başkan’ın söylemek istediğini mutlaka anlayan bürokratlar vardır. Ama anlaşılıp anlaşılmadığını ne yazık ki; biz “göremiyoruz.” Çünkü İzmir Başkanını “tanımıyor!”
Öyle ya da böyle 3 yıl geçti gitti. Önümüzde “tam” iki yıl yok bile. Bakalım “gelecek” günlerde İzmir, “başkanıyla” neler yaşayacak. Biliyorum dileğimizin “önemi” yok ama umarım bu iki yıl “Başkan” Aziz Kocaoğlu’na da “yurttaş” Aziz Kocaoğlu’na da “uğurlar” getirir. Umarım, Başkan’ın resimdeki gülüşündeki “yurttaş” sıcaklığını “saklamak” isteyenler de akıllarını başlarına alırlar!
Ersu Bey ne oldu o iş?
Bir ay kadar önce bir yurttaşın şikâyetini aktarmıştık burada. Belediye Genel Sekreteri Ersu Hızır hassasiyet gösterip bizzat kendi ilgilendi ve yurttaşın kart numarasını istedi benden. Ben de tabii yurttaştan.
Ancak….. Buyurun okuyun şimdi; “Merhaba Hasan Bey, Yaklaşık 3–4 hafta önce size kent kart ve ulaşım zamları ile ilgili bir mail atmıştım. Hatta benden kart numaramı istemiştiniz.  Şu ana kadar ESHOT’tan hiç bir açıklama gelmedi. Size yazmadan önce bilgi edinme başvurusu da yapmıştım. Ancak Hotmail, gönderdiğim mailleri kaydetmediği için tarihini de bulamıyorum. Geçimini buradan sağlayan ve şu an ki; hizmet etmemek üzerine kurulu zihniyetin yönettiği ESHOT’un araçlarıyla seyahat etmekten başka çaresi olmayan bir kişi olarak, bu olayın takipçisi olmak istiyorum. Acaba bir yanıt geldi mi?”
Şehir plancısına kulak verecek var mı?
Şehir Plancısı okurumuz Cengiz Biçen’in e-postayla gönderdiği satırları defalarca okudum. Cengiz Bey’in yazdıklarına “imzamı” atarım. Çünkü zaman zaman yaşıyorum, tanık oluyorum benzer olaylara, hatta “rezaletlere.”
Okuyun bakalım size yabancı mı bu satırlar; “Evim Bornova Manavkuyu’da, işyerim Alsancak’ta. Toplamda evim ile işyerim arasındaki mesafe sadece 5 kilometre ve normal koşullarda 5–6 dakikada evimden işyerime ulaşabilmem gerekiyor. Ancak ne yazık ki; Alsancak Limanı’na sabahın erken saatlerinde girmek zorunda olan(!) TIR ve kamyonların yarattığı sıkışıklık nedeni ile ancak 30–35 dakikada gelebiliyorum. Büyük şehirlerde yaşamanın birtakım zorlukları mutlaka vardır buraların nimetlerinden faydalanmanın da bedelini ödemek zorundayız. Buna da itirazım yok elbette. Ancak; bugün (29 Mart 2007) çok farklı bir olay yaşadım, Ankara Caddesi’ndeki trafik yoğunluğu hemen hemen diğer günler gibi çok sıkışıktı. Bir Ambulans, insanın yüreğini yakarcasına siren sesi çıkarıyordu. Toplam üç şeridin tamamını 10–15 kamyon ve TIR kapatmıştı. Saat 08.25 ve Ambulans dakikalarca kımıldayamıyordu yerinden. 155’e telefon açtım. Bir memurla konuştum. Memur bana konunun kendilerini ilgilendirmediğini ve 483 32 22 numaralı telefonu aramamın gerekli olduğunu söyledi. Orayı aradım. Ağır vasıtaların saat kaça kadar şehir merkezine giremeyeceklerini sordum. Saat 10.00’a kadar cevabını aldım. Trafiğin durumunu ve ambulansın durumunu anlattım. Ardından çözüm nedir diye sordum, yolların genişlemesi lazım cevabını aldım.
İnanılacak gibi değil…
Şehir girişlerine sabah saatlerinde birer trafik ekibi konsa, ağır vasıtalar giriş saatine kadar tutulsa, devlet mi yıkılır bilmem? Memurlar Alsancak’ın ara sokaklarında 5–10 dakikalığına park etmiş araçlara ceza yazmak yerine, daha faydalı konularla ilgilenseler daha iyi olmaz mı?
Hasan Bey, İzmir’e ve İnsana olan duyarlılığınızı dikkatle ve keyifle takip ediyorum, Umarım bu konuyu da dikkate alır ve İzmir’e, İzmir insanına yardımcı olursunuz.”
Yenigün – 30.03.2007