Şehir plancılarına göre:Susuzluğun ana nedeni günü kurtarma mantığı

Şehir plancıları, büyük kentlerde kriz haline gelen su sorununun arkasında uzun süredir izlenen ve AKP hükümeti döneminde en üst noktaya taşınan plansız gelişme yaklaşımının, piyasacı günü kurtarma stratejisinin ve gün kurtarılamadığında da Allah’a havale etme anlayışının olduğunu öne sürdü. Yapılan açıklamada sorunun çözümü için kısa ve orta-uzun vadede neler yapılması gerektiği şöyle özetlendi:

  • Büyük kentlerde ‘kriz yönetimi komisyonları’ kurulmalıdır. Hızla eylem planı üretilmeli ve öncelikler bunun uygulanmasına verilmelidir.
  • Krizi çözmeye yönelik su havzalarındaki kaynaklara yönelirken, bu bölgelerdeki mevcut ekolojik dengeyi gözeten çözümler bulunmalıdır.
  • Siyasi kaygılarla (Kızılırmak örneğinde olduğu gibi) daha büyük sağlık sorunları yaratabilecek yollar önerilmemelidir.
  • Kentlerde görülebilecek salgın hastalıklar konusunda hızla örgütlenmeye gidilmeli, Sağlık Bakanlığı, Türk Tabipler Birliği ve üniversiteler öncülüğünde, alınacak önlemler tespit edilmeli ve hızla uygulamaya konulmalıdır.
  • Ortaya çıkan krizin yarattığı olumsuzlukların ve fedakarlıkların toplumun tüm kesimlerince adil paylaşımı sağlanmalı ve özellikle alt gelir gruplarının mağdur edilmesi önlenmelidir.
  • Giderek büyüyen ve yıllara yayılması olası su sorunu karşısında gerek su kaynakları gerek krizin boyutlarına ilişkin bilgiler saydamlaştırılıp toplumla paylaşılmalı, siyasal kaygılarla bilgilerin saklanması yoluna gidilmemelidir.
  • Su kaynakları konusunda karşı karşıya kalınan durumun inandırılmaya çalışıldığımız gibi 5-6 aylık değil, uzun vadeli ve yapısal bir sorun olduğu kabul edilmeli, su kaynakları geniş zamana yayılan bir koruma-kullanma dengesi içinde değerlendirilmelidir.
  • Kentsel gelişmede doğal kaynakları da hızla tahrip eden piyasacı ve rant mantığına teslim olmuş anlayıştan hızla uzaklaşılmalı, uzun vadeli, bilimsel-akılcı planlama yaklaşımı benimsenmelidir.
  • Hızlı kentsel büyümeyi, otomobil kullanımını özendiren ulaşım politikaları hızla terk edilmelidir. Küresel ısınma ve çevreyi tahrip eden bu anlayışlar yerine, dengeli büyüme ve nüfus dağılımını öngören doğal çevreye ve kaynaklara duyarlı kentsel gelişme modeli benimsenmelidir.
  • Büyük kentlerin daha da büyümesini önlemeye yönelik olarak, sermayenin diğer bölgelere yoğunlaşmasını sağlayacak teşvik ve düzenlemeler yapılmalıdır. Nüfusun ve doğal kaynak kullanımının daha dengeli oluşmasına imkan sağlanmalıdır.
  • Su havzalarının bütüncül ve planlı yönetimi benimsenmelidir.
  • Su havzalarına yapılan yapılar yıkılmalı, arıtma tesisi kullanmayan tesislerin çalışma izinleri iptal edilmelidir.
  • Halihazırda kirlenmiş bulunan su kaynaklarının temizlenmesi için eylem planları hazırlanmalı ve hızla uygulanmalıdır.

    Milliyet Ege – 12.08.2007