EGEÇEP: Meslek Odalarına ve Sivil Toplum Örgütlerine Yapılan Baskı ve Saldırılara Boyun Eğmeyeceğiz

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), yazılı bir açıklama yaparak hükümetin yasalarında değişiklik yapmayı amaçladığı meslek örgütleri ile bu çabalara karşı mücadelelerinde dayanışma içinde olduğunu ifade etti.

1953’te kurulan Türk Tabipleri Birliği (TTB), 1954’te kurulan Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) ve 1876’da İstanbul Barosu olarak başlayan mücadeleleri sonucu 1969’da kurulan Türkiye Barolar Birliği (TBB), kuruluşlarından beri hiç olmadığı kadar baskı ve saldırı altında. Bu üç meslek örgütü, onlarca yıldır iktidarların hedefi olmakla birlikte, hiçbir zaman bu kadar baskı görmemişti. Benzer baskılar, halktan yana eğitim örgütlerine, basına, doğayı ve yaşamı savunan diğer örgütlere de uygulanmaktadır. Kapatılma, yöneticilerini hapse atma tehdit ve uygulamalarıyla bu örgütler yıldırılmaya çalışılmaktadır.

Son günlerde, bu üç meslek örgütümüze bu kadar saldırı olmasının nedeni, onların iktidara rağmen ısrarla gerçekleri savunmasıdır. Onlar, bir siyasi beklentileri olmadan, mevcut Anayasa`nın 135. maddesinde tanımlanmış olan “kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütleri” birlikleri olarak doğayı, sağlığı, canlı yaşamı ve adaleti savunmaktadırlar. Halkın ve doğanın yanında değil, bir avuç sermayenin yanında olan iktidarlara karşı onlar, HALKIN ÇIKARLARINI KORUMAYA, DEMOKRASİYİ, ÖZGÜRLÜKLERİ, ÇOĞULCULUĞU SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ demektedirler. Buna karşılık, Barolar, Tabip Odaları ve Anayasa’nın 135. maddesi uyarınca kurulmuş olan bütün kamu kurumu niteliğindeki özerk meslek kuruluşları hakkında demokrasi ile bağdaşmayacak bir mevzuat değişikliğini tekrar gündeme getirilmiştir. Geçmiş yıllarda da AKP iktidarı zaman zaman meslek odalarının yetkilerini tırpanlayarak onların etkilerini azaltmıştı.

Örneğin, TMMOB’ye bağlı Odaların, denetim yetkisi kaldırılarak, imar ve doğa talanının önü açılmıştı. Böylece, maden şirketleri, inşaat tröstleri, enerji tekellerinin önü açılmıştır. Doğayı, yaşamı savunan sivil toplum örgütleri (STK), demokratik kitle örgütleri (DKÖ), büyük bir destekten yoksun bırakılmıştır.

Türk Tabipleri Birliği etkisizleştirildiğinde, tıp meslek ahlakı ve tıp eğitiminde nitelik kaybının, hekimlerin özlük haklarının yitiminin, toplum sağlığının yeterince korunamamasının, sağlık hizmetlerine  erişimin zorlaşmasının, sağlığın metalaştırılması ve piyasa ekonomisi kurallarına teslim edilmesinin önü açılacaktır.

Barolar da etkisizleştirilmeye çalışılmaktadır. Baroların kuruluş amaçları arasında hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak amacıyla tüm çalışmaları yapmak vardır. Barolar, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. Barolar; anayasal güvencelere, hukukun, insan haklarının ve demokrasinin evrensel normlarına bağlıdır. Barolar, tüm insan haklarını savunurken pek çok çevre davasında da: Bergama’da Cerattepe’de, Akkuyu’da Sinop’da, Antalya’da Isparta’da Muğla’da İzmir’de Adana’da sayılamayacak kadar çok davada, yurdun her bir köşesinde yapılmak istenen ve ekolojik kırım yaratacak projelere karşı doğanın ve yurttaşların yanında yer almıştır. Baroların hukukun her alanında ve evrensel insan haklarına bağlılıkla yurttaşlara verdiği destek, kadın haklarını, çocuk haklarını, işçi haklarını, engelli haklarını, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını savunması iktidar için sorun teşkil etmektedir. Bu nedenle de  güçsüz, bölünmüş ve parçalanmış barolar oluşturulmak üzere yeni bir düzenleme yaparak baroları etkisizleştirmek gündeme getirilmiştir.

Biz biliyoruz ki, halktan, doğadan yana olan meslek odaları ve STK’lar üzerindeki baskıların tek nedeni, toplumun gerçeklere ulaşmasını önlemek, bir avuç sermayenin çıkarlarını korumak, doğa talanının engelsiz devam etmesini sağlamaktır. Eğitimin içi boşaltılıp dinsel temellere dayandırılma yolunda hızla ilerlenmesi, çevre/ekoloji örgütlerinin önüne türlü engeller konulması, basının susturulmaya çalışılması, hep bu amaca yönelik uygulamalardır.

Varlıkları, Anayasal güvence altında olan kamu kurumu niteliğindeki bu meslek kuruluşlarını hedef haline getirmek yerine, demokrasiyi evrensel kriterlere uygun hale getirmek ve geliştirmek gerekir. Meslek örgütlerinin demokratik bir şekilde yapılan seçimlerine gösterilen tahammülsüzlüğe bir son verilmelidir.

İktidarın tahammülsüzlüğünün asıl nedeni, uyguladığı tüm baskılara karşın yaşamı savunma yolundaki inadımız ve gayretimizdir. Kamuya yani topluma ait olan fabrikaların, madenlerin, kıyıların, ormanların, parkların satılmasına karşı kamusallığı, hukuk dışı uygulamalara karşı hukukun üstünlüğünü, kamusal sağlık hizmetlerinin içini boşaltan, hastaneleri ticarethane mantığıyla işletenlere karşı halk sağlığını ve herkes için ücretsiz erişilebilir kamusal sağlık hizmetini, diğer DKÖ’lerle birlikte savunmamızdır.

Tüm bu ve benzeri nedenlerle, başta bu üç meslek örgütü olmak üzere, demokratik kitle örgütlerinin yönetimini, kendi istediği gibi yönlendiremeyen iktidar, bu kez o örgütlerin seçim sistemlerini değiştirerek onları ele geçirmeye, iktidarın emrine sokmaya çalışmaktadır.

Meslek örgütleri ve diğer sivil toplum örgütleri yalnız değildir. EGEÇEP olarak, Meslek Odalarına, basına ve halktan-doğadan yana Sivil Toplum Örgütlerine yapılan baskı ve saldırılarda bu örgütleri var gücümüzle savunacağımızın bilinmesini istiyoruz. Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Meslek Odaları ile dayanışmamız kararlılıkla sürecektir.

EGEÇEP YÜRÜTME KURULU ADINA

EŞ SÖZCÜLER

Berna BABAOĞLU ULUTAŞ         Ali Osman KARABABA