Doğayı Saygısızca Kullanıyoruz!

 

 

11.12.2006

TRABZON- İlki geçen yıl Diyarbakır'da düzenlenen Kent Planlama Koruma Sempozyumları'nın ikincisi olan ve ana teması 'Doğal ve Özel Nitelikli Kırsal Alanların Korunması ve Planlanması' olarak belirlenen Trabzon Koruma Sempozyumu..  Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi'nde başladı.
Sempozyumun açılışında konuşan ŞPO Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Gökçe, doğal ve kültürel varlıkların, ülke ve kent ekonomilerinin, kentsel ve çevresel değerlerin satılarak ya da paraya çevrilerek kurtarılacağı gibi sahte bir koruma zihniyetiyle korunmasının mümkün olmadığına dikkat çekerek, bu anlayışın bedellerinin her geçen gün kriz, afet ve yeri geldiğinde hukuksuz bir biçimde, kırsal-kentsel demeden tüm mekanlarda en acımasız biçimde kendini gösterdiğini söyledi. Doğal ve kültürel varlıkların hoyratça ve saygısızca kullanılmak suretiyle tahrip edildiğini savunan Gökçe, "Bir yandan değerli tarım topraklarını korumak yerine, nasıl yerleşime açabileceğimizi düşünüyor, tarım topraklarını belediye meclisi kararları ile kaldırabileceğimizi sanıyor ve bu topraklar üzerinde yer seçen kaçak tesisleri hukuka uygun hale getirebilmesinin yollarını titizlikle araştırırken, diğer yandan da dere yatağı, sel tehlikesi demeden bütün kentsel toprakları nasıl yerleşime konu edebileceğimizin hesaplarını fütursuzca yapıyoruz. Kıyılarımızı, turizme açabilmek ve para kazanabilmek adına beton yığınlarına çevirip doğal değerleri yaşamaya gelen turistlerin bütün gelme sebeplerini ortadan kaldırıyoruz. Bir taraftan da orman arazilerine dev, lüks korunaklı siteler, kaçak oteller inşa edilmesine yol açan mekanizmaları üretiyoruz" dedi.
GELECEĞİMİZİ İPOTEK ALTINA ALIYOR
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ise, koruma konusunun, içinde bulunulan konjonktürde daha önce olduğundan çok daha fazla değer ve önem kazandığını dile getirerek, "Gün geçmiyor ki geleceğimizi üzerinde yaşadığımız toprakları, doğal değerleri, kültür varlıklarını acımasızca tüketen bir uygulamaya, bir düzenleme arayışına şahit olmayalım. Son yıllarda, halkın bilinçaltına sistematik olarak işlenmeye çalışılan bir anlayış kendisini bu düzenlemelerde açıkça gösteriyor. Bu, kente ve korunmaya muhtaç değerlere sorunlu bakış, orman arazilerinin talanından 2-b arazilerinin satışına, kıyıların beton yığınlarıyla yağmalanmasından hazine arazilerinin satılıp imara açılmasına kadar, tarım topraklarının tüketilip 'Cargill' örneğinde çok net olarak görüldüğü gibi yeri geldiğinde birilerine peşkeş çekilmesine, SİT alanı, tescilli yapı demeden yıkıp pazarlayıp bütün değerleri paraya çevirme anlayışına, bütün kentsel alanlarının imar rantlarının arttırılıp satılmasına, pazarlık-oy konusu edilmesine kadar uzanıyor. Bu anlayış ülkenin tüm korunması gerekli değerlerini paraya çevirerek ekonomik atılım sağlayacağını sanırken geleceğimizi ipotek altına alıyor" şeklinde konuştu.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi'nde başladı.


Sempozyumun açılışında konuşan ŞPO Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Gökçe, doğal ve kültürel varlıkların, ülke ve kent ekonomilerinin, kentsel ve çevresel değerlerin satılarak ya da paraya çevrilerek kurtarılacağı gibi sahte bir koruma zihniyetiyle korunmasının mümkün olmadığına dikkat çekerek, bu anlayışın bedellerinin her geçen gün kriz, afet ve yeri geldiğinde hukuksuz bir biçimde, kırsal-kentsel demeden tüm mekanlarda en acımasız biçimde kendini gösterdiğini söyledi. Doğal ve kültürel varlıkların hoyratça ve saygısızca kullanılmak suretiyle tahrip edildiğini savunan Gökçe, "Bir yandan değerli tarım topraklarını korumak yerine, nasıl yerleşime açabileceğimizi düşünüyor, tarım topraklarını belediye meclisi kararları ile kaldırabileceğimizi sanıyor ve bu topraklar üzerinde yer seçen kaçak tesisleri hukuka uygun hale getirebilmesinin yollarını titizlikle araştırırken, diğer yandan da dere yatağı, sel tehlikesi demeden bütün kentsel toprakları nasıl yerleşime konu edebileceğimizin hesaplarını fütursuzca yapıyoruz. Kıyılarımızı, turizme açabilmek ve para kazanabilmek adına beton yığınlarına çevirip doğal değerleri yaşamaya gelen turistlerin bütün gelme sebeplerini ortadan kaldırıyoruz. Bir taraftan da orman arazilerine dev, lüks korunaklı siteler, kaçak oteller inşa edilmesine yol açan mekanizmaları üretiyoruz" dedi.
 

GELECEĞİMİZİ İPOTEK ALTINA ALIYOR


TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ise, koruma konusunun, içinde bulunulan konjonktürde daha önce olduğundan çok daha fazla değer ve önem kazandığını dile getirerek, "Gün geçmiyor ki geleceğimizi üzerinde yaşadığımız toprakları, doğal değerleri, kültür varlıklarını acımasızca tüketen bir uygulamaya, bir düzenleme arayışına şahit olmayalım. Son yıllarda, halkın bilinçaltına sistematik olarak işlenmeye çalışılan bir anlayış kendisini bu düzenlemelerde açıkça gösteriyor. Bu, kente ve korunmaya muhtaç değerlere sorunlu bakış, orman arazilerinin talanından 2-b arazilerinin satışına, kıyıların beton yığınlarıyla yağmalanmasından hazine arazilerinin satılıp imara açılmasına kadar, tarım topraklarının tüketilip 'Cargill' örneğinde çok net olarak görüldüğü gibi yeri geldiğinde birilerine peşkeş çekilmesine, SİT alanı, tescilli yapı demeden yıkıp pazarlayıp bütün değerleri paraya çevirme anlayışına, bütün kentsel alanlarının imar rantlarının arttırılıp satılmasına, pazarlık-oy konusu edilmesine kadar uzanıyor. Bu anlayış ülkenin tüm korunması gerekli değerlerini paraya çevirerek ekonomik atılım sağlayacağını sanırken geleceğimizi ipotek altına alıyor" şeklinde konuştu.

trabzonrehberi.net