Depremler bir şehri silebilir mi?

Sahibi olduğumuz, bize miras kalan ya da zaman içinde ona sevgiyle bağlanarak fethettiğimiz bir şehirde büyümüş olmak olağanüstü bir şans. Bu nedenle depremler bir şehri, ancak sakinlerinin ona yeniden sahip olma, onu yeniden inşa etme arzusunu yok ettiğinde silebilir.

FRANCO LA CECLA

 

Renzo Piano (*) kendisini çok etkileyen bir bilgiyi paylaştı. Geçen yıl deprem felaketine uğrayan Aquilanın tarihi merkezinde hizmet veren tek kahve olan Nurzia, depremin boşalttığı kentte önemli bir dayanak noktası. Çünkü Nurziaya gelip bir kahve içmek Aquilalılar açısından kendi şehirleriyle doğrudan iletişim kurmayı ifade ediyor. Aquilanın tarihi merkezinin yeniden nasıl inşa edilmesi gerektiği konusunda Pianonun ne düşündüğünü takip ettiğimden anlattı Nurzianın önemli bir buluşma noktası oluşunu. Trento yerel yönetiminin parasal desteğini dikkate alan Piano, Aquilada şehir surlarının dışında kale ile kale kapısı arasında kalan alana bir oditoryum inşa edilmesine sıcak bakıyor. Renzo Pianonun Aquila halkı için tasarladığı tarihi merkezde depreme dayanıklı, ekonomik ve hafif malzemeler kullanılarak hemen inşa edilmesi tasarlanan ve bu yönde bir model oluşturan oditoryumun sembolik bir önemi var. Piano ısrarcı, Bir şehri yalnız evlerden oluşan bir bütün olarak düşünmemek gerekir. Her şehrin canlı dokusunda saklı duran değerli ayrıntıları bir kalemde silmek akıl işi değil.

Deprem sonrasi Sivil Savunma Örgütünce depremzedeler için hazırlanan prefabrik evlerin yanlış bir adım olduğunu söylemiyor Piano ancak şehrin tarihi dokusuyla hiçbir biçimde uyuşmayan bu evlerin tarım alanına inşa edilmesini eleştiriyor. Bu evlerden hareketle Aquilada bir rönesans beklenemeyeceğine vurgu yapıyor.

İnşa etmek, farklı bir anlam ifade etmeli görüşünde olan Piano şunları söylüyor: Belki de ilk inşa edilmesi gereken yöre halkının yaşadığı bölgenin tarihine katılımını sağlamak. En büyük tehlike Aquilanın duvarlar, köşeler, ışıklar, gündoğumları, rüzgâr, köpekler, dağlar, yemek tatları, yöresel lehçeler, selamlama biçimlerinde kimliğini bulan bireysel ve kolektif bir tarihini unutmak olabilir. Çünkü biz insanların etten ve coğrafyadan yapıldığını düşünüyorum. Bizi büyüten yerlerle tanımlandığımıza inanıyorum. Dünyada hareket etmeyi önce doğduğumuz şehirde yukarı aşağı giderek, ardından bu çemberi hayatımız boyunca genişleterek öğrensek de doğduğumuz şehir her birimizin içinde ilk ölçü birimi olarak kalacaktır…

Sahibi olduğumuz, bize miras kalan ya da zaman içinde ona sevgiyle bağlanarak fethettiğimiz bir şehirde büyümüş olmak olağanüstü bir şans. Bu nedenle depremler bir şehri, ancak sakinlerinin ona yeniden sahip olma, onu yeniden inşa etme arzusunu yok ettiğinde silebilir. Dünyaya geldikleri topraklardan binlerce kilometre uzakta yaşasalar da, kendi zihinsel haritalarını büyük bir ustalıkla inşa etmeyi beceren öyle sığınmacı hikâyelerine tanık oldum ki, bunlar aynı zamanda bizim de öykülerimiz.

Depreme dayanıklı binaların önemi anlatılmalı

İtalya açısından bir iç göçü ifade eden Aquila depremi, başka dünyaların bağrında tarihi merkezleri little Italies – küçük İtalya mantığıyla kurmayı ifade etti. Renzo Piano, 1980li yıllarda Otrantoda tarihi merkezin yeniden inşa edilmesine Otrantoluların da bizzat katılmasını öngören bir proje ortaya attığını anımsattı. Bir çadır altı toplantısında yöre halkına kent merkezinde oturan insanları evlerinden kapı dışarı etmeden, hafif ve antisismik malzemeler kullanılarak evlerinin en kısa sürede restore edilebileceğini anlatmıştı. Otranto için uygulanan projeyi Piano şimdi Aquilada hayata geçirmek istiyor. Cephesi meydana bakan bu oditoryuma şu anda toplanabileceği bir meydan ve açık alandan yoksun olan Aquilalıların gereksinim duyduğu inancında. Bu oditoryum aynı zamanda mimarlar, yerel inşaat şirketleri ve vatandaşlar için bir enformasyon merkezi işlevi de görebilir görüşünde Piano. Halka hafif ve ekonomik malzeme kullanmak yöntemiyle depreme dayanıklı binaların inşa edilebileceğini anlatmanın önemli olduğuna vurgu yapıyor. Aquila oditoryumunun şehrin geçen yıl uğradığı trajik depremden daha şiddetli depremlere dayanıklı ahşap malzemeyle yapılabileceğini anlatıyor.

Aquiladaki tarihi evlerin aslına sadık kalınarak inşa edilebileceğini, ahşap malzemenin her türden sıva ve modele olanak tanığına, ahşaptan vazgeçilmesi durumunda depreme dirençli taş malzemede karar kılınabileceğini aktarıyor. Görünmez Kentler kitabının yazarı Italo Calvinonun bize öğrettiği gibi şehirler, sakinlerinin gözü açık gördükleri düşlerin birer izdüşümü. Bu nedenle her zaman yeniden doğabilirler.

 

(*) Renzo Piano, Cenova doğumlu İtalyan mimar. 1997’de mimarlık alanında en önemli ödüllerden biri kabul edilen Pritzker ödülüne değer görüldü.

 

İtalyancadan çeviren: Aslı Kayabal (La Repubblica, İtalya, 8 Nisan 2010)

Kaynak: 19.04.2010 – Cumhuriyet {nomultithumb}