Deprem riski avantajmış!

İstanbul Valiliği’nin raporu, binlerce kişinin ölmesine neden olan depremi bile, iş alanları yaratacağı gerekçesiyle avantaj olarak değerlendiriyor
İstanbul’un uluslararası sermaye için yapılandırılması programı adım adım ilerliyor. Kenti küresel finans ve turizm merkezine çevirerek istihdam sorununun çözülmesini hedefleyen valiliğin “İstanbul raporu”, depremi bile inşaat sektörü için avantaj gösteriyor!
İstanbul Valiliği İstihdamı Geliştirme ve Değerlendirme Komisyonu’nun hazırladığı ‘İl İstihdam Raporu’nda, kentin ticaret, finans, bilişim, sağlık, eğitim, kültür, turizm, moda ve tasarım merkezi olması gerektiği belirtildi.
İstanbul Vali Yardımcısı Hürrem Aksoy başkanlığındaki İstihdamı Geliştirme ve Değerlendirme Komisyonu’nun hazırladığı ve İstanbul Valiliği’nin resmi internet sitesinde yayınlanan raporda, 2005 yılı rakamlarına göre 4 milyon 15 bin olan sivil nüfusun 459 bininin iş bulamayan kişilerden oluştuğu ve şehirde işsizlik oranının yüzde 11.5 olduğu ifade edildi.
İstanbul’daki düzensiz ve çarpık yapılaşma ile deprem riskinin istihdam açısından avantaj olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilen raporda, İstanbul’da 1 milyon 600 bin civarındaki sağlıksız ve niteliksiz olarak tespit edilen binanın yüzde 65’inin yıkılıp yeniden yapılmasının, iç piyasada büyük bir ekonomik canlanma ve istihdam sağlayacağı belirtildi.
Raporda, bir konut yenileme projesinin yaklaşık 3 kişiye istihdam sağladığı varsayıldığında 10 yıl içinde 1 milyon konutun inşası halinde 3 milyon kişiye iş yaratılabileceği vurgulandı.
İşgücü maliyetleri yüksek!
Raporda, istihdam oranının düşüklüğü, işgücüne katılım oranının düşüklüğü, özellikle kadın katılımının yetersizliği, okuma-yazma bilmeyen erkek işsiz oranının yüksekliği, iş gücü ve istihdam edilenlerin eğitim seviyesinin düşüklüğü, eğitim ve istihdam ilişkisinin kopukluğu, yabancı kayıt dışı istihdamın yüksekliği, son yıllarda hızı azalsa da yerli ve yabancı göç alıyor olması, yoğun nüfus artışı ve göçün getirdiği eğitim, sağlık ve sosyal yaşam sorunları, işgücü maliyetlerinin ve bu bağlamda istihdam vergilerinin yüksekliği, yatırım için altyapı maliyetlerinin yüksekliği gibi etkenler şehrin zayıf yönleri arasında sayıldı. Raporun ‘Strateji ve Politika’ kısmında, “İstanbul çevreye duyarlı, ileri teknoloji ile üretim yapan, küresel pazarlar için yüksek katma değerli ürünler üreten ve nitelikli işgücü için istihdam yaratan bir sanayi kenti olma özelliğini kaybetmeden, doğal, tarihi, kültürel değer ve potansiyelinin titizlikle korunduğu; ticaret, finans, bilişim, sağlık, eğitim, kültür, turizm, moda ve tasarım merkezi olmalıdır” ifadesine yer verildi.
Eğitim özele havale
Eğitim ve sağlık sektörlerinin alternatif ve potansiyel istihdam alanı olarak değerlendirilmesinin öngörüldüğü raporda, İstanbul’da okul ve derslik ihtiyacı göz önünde bulundurulduğunda özel sektörün imkan ve kabiliyetini de bu alana çekmenin bir zorunluluk olarak görüldüğü bildirildi.
Raporda, eğitim sektörüne sağlanacak imkanlarla çok ciddi istihdam yaratma fırsatı doğabileceği kaydedildi.
Sağlık sektöründe ise bölgesel ve küresel anlamda bir güç haline gelmenin mümkün olduğu kaydedilen raporda, sektörün ciddi sayıda doğrudan istihdam sağlayacağı gibi başta turizm olmak üzere çeşitli sektörlere yapacağı dolaylı etki ile bu sektörlerde de istihdam artışına ve yeni iş alanlarının yaratılmasına imkan sağlayacağı ifade edildi.
İstanbul’a yönelik göçün kontrol altına alınması kaydedilen raporda, metropole göç veren yörelerde mevcut ekonomik potansiyel ve gelişme imkanlarının değerlendirilerek bölgesel düzeyde istihdamı artırıcı projelerin geliştirilmesi gerektiği belirtildi.
Raporda, İstanbul’a yakın Adapazarı, Çorlu, Düzce, Lüleburgaz, Yalova ve Bursa dolaylarında yeni çekim alanlarının oluşturularak İstanbul’a göçün azaltılabileceği de ifade edildi. (HABER MERKEZİ) Evrensel – 02.08.2007