Darısı İzmir’in başına

Özgür Kaynar METROPOL 

YAZMAKTAN yorulmadım, söylemekten de dilimde tüy bitmedi.
Defalarca dile getirdim, bir kez daha tekrarlıyorum. Marina olmadan İzmir turizmde istenen yere gelemez.
Böyle bir körfeziniz, eğlence mekanları ve mağazalarda donatılmış upuzun sahiliniz, cıvıl cıvıl bir kentiniz olacak. Ama marinanız olmayacak. Bu işe ne akıl eriyor ne de sır!..
Marinanın nasıl bir yatırım olduğunu bugünlerde Çeşme’ye gidenler görüyor. Sadece 30 milyon lira harcanan o tesis, açılır açılmaz öyle bir hareketlilik getirdi ki, nasıl bir güç olduğunu anlatmaya yetti.
Şimdi bakıp bakıp, “Darısı İzmir’in de başına“ diyoruz.
Aslında bu yönde geçmişte adımlar atıldı. Önce eski Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura kolları sıvadı.
Özfatura hem Pasaport’taki hem de Konak’taki mendirekleri içine alacak, şu an Konak Pier olarak hizmet veren tarihi yapının merkezinde olduğu  proje hazırladı.
Şimdi krizin pençesinden kurtulmaya çalışılan İzmir’in moda merkezi Mimar Kemalettin Caddesi de bir parçası olarak  yer aldı.
Bir de model belirlendi. ABD’deki, İzmir gibi bir körfez kenti olan Baltimore’un yat  limanı örnek alındı.
Bu işin uzmanı ABD’li firmayla da el sıkışıldı. Tam işe başlanacakken, yine birileri düğmeye bastı,  projeye set çekildi.
Özfatura’dan sonra Ekrem Demirtaş benzer bir hayalle yola  çıktı. İzmir’in turizmde bugün geldiği noktada en büyük paya sahip olan Ticaret Odası Başkanı Demirtaş da aynı bölge için marina tasarladı.
Ekrem Bey, “Yatırımcılarımız, kaynağımız hazır. Tek ihtiyacımız, gerekli izinlerin verilmesi” dedi. Ancak o izin çıkmak bilmedi.
Gözümüzün önünde çürüyüp giden dalgakıranları ekonomiye ve hayata kazandıracak, İzmir’e ayrı bir güzellik katacak marinaya destek hiç verilmedi.
Pek çok örnekte yaşandığı gibi heyecanla kurulan bu hayalde de sonuç hayal  kırıklığı oldu.
İzmir hala marinasız ve  hala turizmde bir yerlere gelmeye çalışıyor.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, “Sığacık’la Çeşme’den sonra Karaburun, Şifne, Seferihisar, Mordoğan ve Yeni Foça’ya da yapacağız” diyor.
Ya İzmir?..
Bu arada Ekrem Demirtaş geçen hafta açıkladı: “Türkiye’ye gelen turistlerin sayısı yüzde 10 arttı. İzmir ise yüzde 1’de kaldı!..”
Sadece kruvaziyer limanı yetmez, İzmir merkezine  yat limanı da gerekiyor.
Yoksa sonuç sadece yüzde 1 olur…

BİR YAT 30 TURİSTE BEDEL
MARİNA öyle sihirli bir güç ki… Doğru planlanıp işletilirse darphane gibi çalışıyor.
Sadece bir tekne ortalama üç bin dolar gelir bırakıyor. Bu para, 30 yabancı turistin her şey dahil sistemle bir  haftalık tatil harcamasına bedel.
Bu kadarla sınırlı değil. Yatların yan yana dizilerek müthiş görüntü sergilediği marinalar tıpkı Çeşme’deki gibi kısa  sürede bir çekim merkezi haline geliyor.
Hem marina bünyesindeki eğlence  ve alışveriş mekanlarıyla mağazalar  dolup taşıyor hem de çevredekiler… Yerlisi, yabancısı buluşuyor, inanılmaz  bir canlılık ortaya çıkıyor.
Akdeniz’in dilimize doladığımız   o marka kentleri, marinaları sayesinde  tüm dünyada tanınıyor.
“Akdeniz’in incisi olacağı” günlerin gelmesini bekleyip durduğunuz İzmir ise… Turizmde marka kent olmak için çırpınırken denizine de sırtını dönüyor.
Soruyorum, bu nasıl bir iştir böyle?
Bilen varsa lütfen açıklasın…

IC İbrahim Çeçen Yatırım Holding ve Camper&Nicholsons Marinas International ortaklığıyla kurulan Çeşme Marina, kısa sürede turizmin gözbebeği oldu…

Kaynak: Milliyet Ege – 04.08.2010 {nomultithumb}