Daha yaşanılabilir kentler ve hakimler

Daha yaşanılabilir kentler ve hakimler

nedim.atilla@aksam.com.tr

 


Bir kentin yaşanabilirliğinin olmaz ise olmaz koşulu “güvenlik”… Bir şehir güvenli ise başka sorunları çözmek kolaydır, ama kentte güvenlik yoksa kendinizi güvenlikte hissetmiyorsanız dünyanın en güzel şehrinde yaşasanız nafiledir.

İngilizlerin hukukun üstünlüğüne olan güvençleri “Londra’da hakimler var” sözü ile kendini bulmuştur. Bir İngiliz yurttaşı hakime olan güvenini sık sık yineler ve yaşamının olmazsa olmaz güvencesi sayar.

İki haftadır Türk adaletinin verdiği örnek cezaları konuşuyoruz. Geçen hafta sapık tecavüzcüye verilen 100 yılı aşkın hapis cezası manşetlere çıkmıştı. Dün de yine örnek bir cezayı alkışladık. 1.5 yıl önce İstanbul Kartal’da, Tekel fabrikasında çalışan kimya mühendisi İclal Ülker’i kapkaç yapmak isterken otomobilin altında sürükleyerek ölümüne neden oldukları için yargılanan 3 sanığa ceza yağdı. Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen karar duruşmasında üç sanık utanmadan beraatlerini istedi. Ancak mahkeme heyeti sanıkları “kasten adam öldürmek” suçundan TCK’nin 82. maddesi gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ceza daha sonra, sanıkların duruşmalardaki saygılı tutum ve davranışları ile pişman olduklarını gösterir hareketleri göz önüne alınarak müebbete çevrildi. Üç sanık ayrıca, olayda kullandıkları otomobil ile İclal Ülker, Selahattin Ağlar ve Gönül Yıldırım’a karşı nitelikli yağma suçunu işledikleri gerekçesiyle de TCK’nin 149/1 maddesince her yağma olayından ayrı ayrı 12’şer yıl ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Sanıkların bu cezaları da iyi hal ve davranışları nedeniyle 10’ar yıl ağır hapis cezasına indirildi. Böylece, her bir sanık ayrı ayrı müebbet ve 30’ar yıl ceza alarak toplam 60 yıl hapse mahkum oldu. Ancak mahkeme heyetinin verdiği karar Yargıtay’ca yerinde bulunup onandığı takdirde üç sanık, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkumiyet hali en fazla 30 yıldır” maddesini hüküm altına alan 107/3-d maddesi gereğince fiilen 30’ar yıl cezaevinde kalacak.

Kocaeli Üniversitesi İşletme Fakültesi 1. sınıf öğrencisi Ahmet Hakan Canıdemir’i de Kızıltoprak İstasyonu yakınında önce cep telefonunu gasp eden daha sonra da trenden atarak öldürmekten yargılanan bir kişi de adam öldürmekten ağırlaştırılmış ömür boyu, gasptan ise 14 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Kapkaç terörüne verilen bu cezaların artması gerek. Mahkeme sürecinde avukatların yaptığı indirime yönelik girişimlerin de hem geçen haftaki sapık kararında hem de son gasp kapkaç terörü davalarında işe yaraması çok sevindirici.

Hakimlerimizin cezaları verirken yapılması olası indirimleri yapmamaları toplumsal vicdanı da önemli ölçüde rahatlatmaktadır, rahatlatmıştır.

Burada Avrupa Kentsel Şartı’nın Birinci Maddesini tekrarlayalım: Güvenlik: Mümkün olduğunca suç, şiddet ve yasa dışı olaylardan arındırılmış emin ve güvenli bir kent…


Anketlere güvenmek

Seçim ufukta göründü ya elimize hemen her gün yeni bir anket geçiyor. Elektronik posta ile gelenlerin tamamı “okundu” kaydı istiyor. Yönetişim açısından gerekli olmayan e-postalı okundu kayıtlarına her zaman “hayır” karşılığı veren bendenizin böylelikle bu anketleri okumadığım sanılıyor. Keşke okumasam ama, gazetecilik “merak işi” biliyorsunuz. Okuyoruz ve çoğu kez kahkahalarla gülüyoruz.

Bir kısım “anket-yaptırıcısı da” sonuçları görmemiz için özel ulaklarla gönderiyor. Kim aldı imzası alınıyor. Dezenformasyon diye bir deyim var iletişim dilinde yaklaşık 20 yıldır. Dezenformasyon yabancı bir sözcük: Bireyleri ve toplumları yönlendirmek amacıyla, yanlış bilgi ve haber verme, anlamını taşıyor. En önemli propaganda ve karşı propaganda araçlarından biri.

Ama emin olum bizim anketçiler bu dezenformasyon işini bile beceremiyor, yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar. Güvenebileceğim bir siyasi anket geçerse elime bu köşede yorumlayacağım. Pek umudum olmasa da.

Akşam -05.04.2007{nomultithumb}