Bulguç’a İşkence Putin’e Aferin Süreci Üstüne

Bir devrimci. 68 kuşağı gençlerinden. Hülagü'nün ölüm haberini aldığım anda bir gazetede "Genelkurmaydan Putin'e özel ilgi" başlıklı bir haber okuyordum. Aşkolsun Hülagü! Senin için ağlamıyorum. Sen gerekeni sessizce ve tevazuyla yaptın.

BİA Haber Merkezi
17/02/2007    Yavuz ÖNEN

BİA (Ankara) – Hülagü Bulguç'u kaybettik. Bedeni bugün, 16 şubat 2007 günü, İzmir Tire'de toprağa verildi.

Bugünün Türkiye ortamında adı sanı bilinmeyenlerden biri. Bir devrimci. 68 kuşağı gençlerinden. ODTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü mezunu.

Mimarlar Odası ortamında buluşmuştuk kendisiyle. Mimarlar Odası Merkez yönetiminde uzun yıllar görev yaptı. 60'lı yılların sonlarından itibaren "Bağımsız Türkiye" tezini savunduk birlikte. "Bağımsız Türkiye" diye bağırıyorduk yüz binleri bulan kitlelerle. Hançeremiz yırtılırcasına "Kahrolsun Amerikan emperyalizmi!" diye haykırıyorduk.

İzmir'de rıhtımda, İstanbul Dolmabahçe'de Amerikan denizcilerini denize dökenlerin arkadaşıydı. ODTÜ'de ABD Büyükelçisi Komer'in arabasını yakan ateş, gençlerin yüreklerindeki ateşti.

Hulagü yüreğini bu ateşten yüreklerin yanına koymuştu. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan 'ın idamını engellemek amacıyla İstanbul Maltepe cezaevinden kaçan Mahir Çayan ve arkadaşlarına Ankara'da bulundukları sırada yardım ettiği için 12 Mart 1971 cuntasının gazabına uğradı.

1972 yılında gözaltında iken, o zaman yüzbaşı, sonradan Genelkurmay İkinci Başkanlığından emekli olan Org. Çevik Bir 'in de görev yaptığı sorgulama timlerinden birinin Ankara'da Güvercinlik Jandarma tesislerinde uyguladığı işkencede felç oldu.

Sonra sağlığına biraz kavuştu ama ömür boyu sürecek bir sakatlık yaşadı. Sinir sistemi ağır hasar görmüştü. Olay açığa çıktığında gazetelerde, Meclis'te günlerce konu olmuştu. Ancak o dönemde de yüzlerce devrimciyi işkenceden geçiren işkenceciler cezasız kaldı. Hülagü'nün işkence vakası da toplumsal belleğimizden silindi gitti.

12 mart askeri muhtıracıları döneminde onlarca devrimci genç tek tek izlenerek ve özel nişancılar tarafından vurularak öldürülmüştü. NATO'dan çıkılmasını, ABD ile imzalanmış ikili anlaşmaların feshedilmesini isteyenlere, komünistlere ölüm diye bağırıyorlardı sivil çeteler. Komünistler Moskova'ya, diyorlardı.

Aynı dönemde 1962 Anayasası değiştirildi, tanınan özgürlüklerin toplumu aştığı gerekçesiyle. Parlamentoda etkili bir muhalefet yürüten Türkiye İşçi Partisi (TİP) kapatıldı. Devrimci öğretmen hareketinin örgütü Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) ile Devrimci Mühendis Mimar hareketinin örgütü Teknik Elemanlar Sendikası (TEKSEN) dernek statüsüne getirildi. Başta Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) olmak üzere çok sayıda sendika ve dernek yöneticisi görevden alındı, sürüldü, yargılandı.

Üniversitelerde öğrenci ve öğretim üyelerine yönelik tam bir kırım uygulandı. Amerikancı subaylar Komünistlerin kökünü kazıyordu. Hülagü ve çok sayıda başka devrimci işkence tezgahlarına yatırılıyordu.

Hülagü'nün ölüm haberini aldığım anda bir gazetede "Genelkurmaydan Putin'e özel ilgi" başlıklı bir haber okuyordum. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Münih Güvenlik Konferansında yaptığı NATO ve ABD politikalarını eleştiren konuşması, Genelkurmay Başkanlığının İnternet sitesinde Türkçe ve tam metin olarak yayınlandı, diyordu haberde.

Türkiye'nin getirildiği şu hazin duruma bakın! ABD karşıtlığını Putin'in arkasına sığınarak yapıyoruz. Çok geç kalmadınız mı acaba beyler! ABD tehdidini yarım yüzyıldan fazla bir tarihsel dönemde gören ve dile getiren ve bu uğurda mücadele ederek yaşamını yitiren ağır bedel ödeyen tüm komünistler, sosyalistler, devrimciler, sosyal demokratlar, demokratlar, barış severler; hepinizin anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Uğradığınız haksızlıklar baskı ve şiddet nedeniyle, sizlerden hiç kimsenin özür dilemesini de istemiyorum. Aşkolsun sizlere. Onurlu bir iş yapmıştınız.

Aşkolsun Hülagü! Senin için ağlamıyorum. Sen gerekeni sessizce ve tevazuyla yaptın. Bana şu satırları yazdırdığın için de teşekkür ediyorum.(YÖ/EÜ)