Bir kentin siluetini değiştirmek

Satır Arası / Deniz Sipahi milliyet ege  – 16.11.2007{nomultithumb}

İzmir’de bazı dosyaların artık açılmamak üzere kapanması gerekiyor.
Bana göre bunlardan bir tanesi Kordonyolu projesi…
Başımdan geçen küçük bir anıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Geçenlerde yabancı bir misafirimiz konuğumuz oldu.
Dünyanın büyük şirketlerinden birinde üst düzey yönetici olan bu Fransız dostumuz Türkiye’nin geleceğine çok inanıyor.
Daha doğrusu bu ülkenin insanlarını da, ekonomik ve sosyal açılımlarını da çok dinamik buluyor.
Birçok önemli grup gibi kendisinin de başında olduğu şirket Türkiye’de yatırım olanaklarını arıyor, fırsatları değerlendirmek istiyor.
''Eksiklerinizi tamamlar, dünyaya bakış açınızı değiştirir, eğitime ağırlık verirseniz, bu ülkenin yarınları çok parlak…'' diye düşünüyor.
Bu dostumuz daha önce bir kez İzmir’e gelmiş; onda da şehir içine girmeden, çevre yolundan Çeşme’ye gitmiş, bir gece kalmış ve ertesi gün İstanbul’a, ardından da Fransa’ya geri dönmüş.
İstanbul’u çok seviyor, son birkaç yıl içinde sık sık gelme şansı olmuş.
İstanbul için, ''Dünyanın en güzel beş şehrinden biri'' diye bahsediyor.
Ama bunu söyledikten sonra da çarpıklıkları, her an kendisini bekleyen sürprizleri de dile getirmekten kaçınmıyor.
Bizim gördüğümüzü aslında yabancı bir göz çok daha iyi görüyor.
Bütün yanlışlarımıza rağmen İstanbul’un ayrı ve farklı bir büyüsü var.
O da, ben de bunu kabul ediyoruz.
* * *
Fransız dostumuza ortak tanıdığımız bir arkadaşımla birlikte küçük bir İzmir turu attırmak istedik.
Kordon’a girer girmez, yarım kalan viyadük ayakları dikkatini çekti.
''Bu nedir?..'' dedi.
Anlatmaya başladım.
Bakanlığın bir proje hazırladığını…
İzmirlilerin bir sabah kalktığında dolgu çalışmaları gördüğünü…
Bunun üzerine davaların açıldığını…
Yürütmeyi durdurma kararı verildiğini…
İzmir’in en güzel yerinin yıllarca bu görüntüyle baş başa bırakıldığını…
Bir belediye başkanının merkezi hükümetle uzlaşma sağlayarak Kordon bölümünü gördüğü son haline getirdiğini…
Viyadüklerin yarım kaldığını…
Bakanlığın projeyi şimdilik durdurduğunu, daha doğrusu rafa kaldırdığını…
Ama bir sabah yeni bir sürprizle yine karşı karşıya kalınabileceğini…
Hatta bir Fransız sanatçının espri olsun diye burayı ''Viyadük Cafe'' yaptığını…
Anlatmaya çalıştım…
Tabii anlamadı.
Kafası karıştı.
Bakanlık bu projenin neresinde, belediye nerede, ilgili kurumlar nerede?..
Resmen kafası karıştı.
Cumhuriyet Meydanı’na geldiğimizde arabayı durdurduk; aşağıya indik, denize doğru yürüdük.
''Bir kentin siluetini değiştirmek bu kadar kolay mı?..'' dedi.
Ve devam etti:
''İzmir’i çirkinleştirmek, sıradan bir şehir haline getirmek mi istiyorlar?..''
Yıllar geçti…
Limana bağlanacağı söylenen viyadükler için hala bir adım atılmadı.
Bakanlar geliyor, bakanlar gidiyor. Son nokta konamıyor…
Bir Fransız dostumuzla geçirdiğimiz bir öğleden sonra işte bunları konuştuk. İzmir’i, Ege’yi…
Bizim bilemeğimiz kıymeti onlar çok iyi biliyor. Bu kente yazık oluyor.

dsipahi@milliyet.com.tr