Belediye Katliamı

Belediye Katliamı

Oktay EKİNCİ 12.03.2008 Cumhuriyet

Dengesiz kalkınma politikalarıyla nüfusu 2 binin altına "düşürülen" 862 belediyenin kapatılmasına tepkimizi sürdürüyoruz. Bu yazı kaleme alınırken Çankaya'nın tutumu henüz netleşmediğinden, sözümüz yine bu akıldışı yasayı "akıl" edenlerle, demokrasi düşmanlığını demokrasi adına "onaylayan"lara…
Önce "ikinci" lerden başlayalım. 

Siyaset 'Kul'ları

Bir tasarı Meclis'te 3 gün görüşülmesine rağmen hiç değişmeden yasalaşıyorsa, demokrasinin ürünü olabilir mi? Üstelik, demokrasi kültürünün okullarını ortadan kaldırıyorsa! Böylesi "dediğim dedik" bir TBMM kararının, halkın "özgür iradeli" temsilcilerince mi, yoksa parti başkanına bağlı "siyaset kulları"nca mı alındığını söylemeye gerek yok. Belediyeleri kapatma yasası, adeta şeriat devletini çağrıştıran "onaylanma tarzı"yla da insanı ürpertiyor.

Geleceğin hukukçuları, TBMM'deki "aldırılmayan" eleştirileri ve değişiklik önerilerini de okuduklarında, iktidar milletvekillerinin tasarıya "firesiz" oy vermeleri için ne denli çağdışı bir dayatmayla "yüce Meclis" in iradesine müdahale edildiğini görüp belki de şöyle yorumlayacaklar:

"19. yüzyılın krala bağlı parlamentosu, 21. yüzyılda yeniden yaşanmış…"

Oysa, geçen yazımızda da (09 Mart) anımsattığımız, 1930'un 1580 sayılı Belediye Yasası, "tek parti" li Meclis'e rağmen birçok maddesi değiştirilerek onaylanmıştı. Hükümet tasarısındaki, belediye meclislerinin "başkanın emri"yle toplanacağını öngören maddede bile "emir" in yerine "davet" sözcüğünün konulması, bugünden çok daha demokratik bir anlayışın ürünüydü.

İnsan, o destansı anlayış ile şimdiki duruma bakınca, merak ediyor. Sakın Başbakan'ın şu şaşırtıcı "ordu sevgisi" de istediği yasanın aynen çıkmasını sağlayan "emir-komuta" düzenine "hayran"lığından olmasın?

Siyaset 'Kurnaz'ları

İkinciler, yani böyle bir yasayı akıl edenler ise tarihin en ünlü siyaset kurnazları arasında şimdiden yerlerini aldılar… Bakın, tasarının " gerekçesi"ne neler yazmışlar;

"Doğal kaynakların ve çevrenin korunmasını, bu belediyelerin yetersiz kapasiteleri ile gerçekleştirmeleri mümkün görülmemektedir…"

Ne demeli bilmem ki..

Oysa insana "kardeşim" deyip sorarlar:

Antik kentleri baraj göllerine kim gömüyor; üzerlerine otel, fabrika izinlerini kim veriyor; su havzalarındaki kaçak yerleşmeleri kim "belediye" yapıyor; 2B ile orman işgalcilerine "tapu satma" ya kalkışanlar kimler; göl kenarındaki yargının "dur" dediği fabrikalara kimler "kurtarma yasası" çıkardılar?..

Aynı gerekçe metnine göre, belediyeler "borçlu"larmış; onlara kaynak aktarmak devlete "zarar" veriyormuş; "halka hizmet" edemiyorlarmış… Metinden belediyeyi çıkarıp "hükümet"i koyun; fark var mı?

Yine insana, bu kez "bak arkadaşım" bile demeden sorarlar:

Siz değil misiniz bu ülkeye dış borç rekorunu kırdıranlar; siz değil misiniz yandaşınız belediyelerin hesaplanamayan borçlarını görmeyenler?..

TOKİ 'Köy'lerde!

Yasanın "kapatma listesi" inceledikçe neler çıkıyor neler… Örneğin "Başbakanlık"a bağlı TOKİ'nin, hesaplayıp kitaplayıp "konut ihtiyacı artıyor" diyerek toplu konut inşaatlarını başlattığı belediyeler bile aynı Başbakanlık'ça "köy"leştirilme listesine alınmışlar!

Ardından gerekçeye de şunu yazmışlar: "Mahalli idarelerimizin kökleri Cumhuriyet öncesine dayanmaktadır. Demokrasimiz geliştikçe mahalli idarelerimiz de gelişmektedir…"

Eh… Bu "gerekçe" (!) karşısında da insana artık soru bile sormazlar, sadece "Bak seeen!" deyip susarlar…

Bakalım bütün bunlara "tarafsız" Çankaya ne diyecek? Cumhuriyet tarihinin belki de en "cumhuriyet bilinci yoksunu" yasası, Cumhurbaşkanı'nın, "emir kulu" milletvekillerinden farkını gösterebilmesi için eşsiz bir fırsat yaratıyor…