BAŞKAN AZİZ KOCAOĞLU, EXPO İÇİN AÇIK AÇIK KONUŞTU:

Yürütmenin başında büyükşehir olmalı

İzmir’de yapılacak bir oluşumda işin gerçek sahibi belediye başkanıdır. Yönlendirme kurulunun başkanlığını dışişleri bakanının yapması gayet doğaldır. Ancak yürütmenin başında mutlaka bu işin sahibi belediyenin bulunması gerekirdi. Yasa da buna uygun çıkmalıydı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İtalya’nın Milano kentiyle yarıştığımız dünyanın en büyük sergisi EXPO 2015 yolunda yaşanan süreci Milliyet EGE’ye değerlendirdi.
Kocaoğlu, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül imzasıyla, ilgili bakanlık ve kurumlara gönderilen yazıyla yer olarak İnciraltı’nın kesinleşmesinin ardından çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Uluslararası organizasyonlarda genel bir teamül olduğunu hatırlatan, Dünya Üniversiteler Yaz Oyunları’nda gösterilen başarının Türkiye’ye örnek olduğunu söyleyen Başkan Kocaoğlu, şöyle dedi:
''Sayın Gül’e kapsamlı bir dosya verdim. Hazırlıklarımızı anlattım. Genel kabul gören detayları paylaştım. Olmazsa olmazları söyledim. İzmir’de yapılacak bir oluşumda işin gerçek sahibi belediye başkanıdır. Yönlendirme kurulunun başkanlığını dışişleri bakanının yapması gayet doğaldır, doğrudur. Ancak yürütmenin başında mutlaka bu işin sahibi belediyenin bulunması gerekirdi. Yasa da buna uygun çıkmalıydı. Büyükşehir başından bu yana hem İzmir içinden hem Ankara’dan by-pass edilmeye çalışılıyor. Altını çiziyorum. Bu, işin doğasına aykırı. Bürokrat arkadaşlarım EXPO’daki her aşamayı takip ediyor. Elimizden gelen her türlü desteği veriyoruz. Ancak konumumuzu rencide edecek bir görevi de üstlenmeyiz. Aksini sindirmemi kimse beklemesin.''
Kocaoğlu, sorularımızı şöyle yanıtladı:

Sorun yaşamak istemedik
İzmir’de EXPO konusunda farklı algılamalar var. Yasa gecikti, bürokrasi ağır çalıştı denilebilir. Ama sanki İzmir’deki parçalı görüntü herkesi rahatsız ediyor gibi…
İlk kez, İzmir’deki başkanlar kurulunda EXPO İcra Kurulu’nun oluşturulması gündeme geldi. Kurulun bir yetkisi yok. Ancak koordinasyonun sağlanması açısından yapılanları uygun gördüm. İzmir Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, bazı hazırlıkları olduğunu söyledi. Ben de belediye olarak üzerime düşeni yapmaya hazır olduğumu tekrarladım. Japonya’ya (Aichi) gittik. Orada adaylığımızı açıkladık. Ardından Paris’e, Sevilla’ya gittik. Bu süreçte İTO, parasal ve zihinsel katkı koydu. İTO’ya para aktarmamız söz konusu olmadığı için biz de Paris’teki sunumu ve diğer gezileri üstlendik. Biliyorsunuz bir de sorunlu Tayland gezisi var…

Siz Urla’nın daha uygun bir yer olacağını söylerken, bir grup da İnciraltı görüşündeydi. Neden ilk tercihiniz Urla oldu?
Kentin yararına olan bir işte belediye başkanı olarak görevimizi yapıyoruz. Yasal engelleri olmayan, sorunsuz Urla’yı, Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün de içinde olduğu yeri EXPO alanı olarak belirledik. Diğer konuşulan, düşünülen bütün yerleri zaten geçtiğimiz iki yıl boyunca master plan hazırlanırken tek tek incelemiştik. Başka alternatiflere de açıktık, ama zamanın az olmasından dolayı herhangi bir problemin önümüze çıkmasını istemedik.

BIE’ye bile empoze edildi
Bu iş Yarımada’da olmazsa, İzmir, EXPO’yu alsa bile bir faydasını göremez mi? Bir de hep Urla’nın uzak olduğu söylendi…
EXPO, sosyal ve kültürel yaşamın, turizmin, hizmet sektörünün önünü açan bir organizasyon. Bizce yarımada coğrafyası bu sektörlere çok uygundu. Hem bakir hem 171 bin hektarlık bir alandı. Çevre yolu bağlantısı, raylı sistem o güne hazır olacaktı. Ama olmadı. Ancak biz EXPO olsa da olmasa da 2015’e kadar, hatta daha önce metroyu Yüksek Teknoloji’ye kadar götüreceğiz. Bana göre en geç 2012’de tamamdır. Üçyol-Üçkuyular’da tünelin ışığını gördüğümüz an Narlıdere’nin ihalesine çıkacağız. Yani uzak değil.

İnciraltı bugünün değil, 20 yılın sorunu. Bu kadar kısa süre kalmışken bu engeller nasıl aşılacak? İnciraltı ısrarını nasıl yorumluyorsunuz?
İnciraltı’nı göreve geldiğim günden itibaren incelemeye aldım. Kurtarılması için planlamaya ihtiyaç olduğunu söyledim. Belediye olarak ilgili bakanlıklara durumu anlattık. Tarım raporu olumsuz geldiği için durduk. Ancak master plan için çalışırken burayı da ayrı bir bakış açısıyla gündemimize aldık. Öncelikle mülk sahiplerinin ikna edilmesi gerekiyordu. Burada kamu arazileri de var. Bu kentin büyük, günübirlik alanlara ihtiyacı bulunuyor. Kent içinde bir orman yaratalım istedik. EXPO gündeme gelince gördük ki, BIE Genel Sekreteri bile, ''EXPO’nun yeri İnciraltı olmalı'' diyor. BIE’nin İnciraltı’nı bilmesi, algılaması mümkün değil. Heyete her geldiğinde helikopterle bu bölge gösterildi. Gösterilmesi de doğaldır. ‘Niye gösterildi?’ de demiyorum. Ama İnciraltı, birçok yönden elimizi kısıtlayan bir yer. Sorunlu bir alan olduğunu herkes biliyor. Endişemiz zaman kaybetmekti.

B planı yapılmalıydı ama…
Bir İnciraltı lobisi olduğunu mu düşünüyorsunuz?
İşi böyle sunanlar oldu. Konu Dışişleri’ne aktarıldı. Dışişleri kanalıyla Başbakan’a götürüldü. İnciraltı’nda olmasının elimizi güçlendireceği konusunda bir temayül belirdi. Bir hükümet kararı oldu. İzmir milletvekilimiz Mehmet Tekelioğlu, başından itibaren aktif olarak uğraşıyor. Her toplantıya geliyor. ''İnciraltı olmazsa EXPO’yu unutun'' diye bir açıklama bile yaptı. İnciraltı düşünülebilir, olabilir. Ancak ‘olmazsa olmaz’ demek bir angajmandır.

Siz Urla’yı istiyordunuz, hükümet İnciraltı’nda karar kıldı. Tavrınız şimdi ne olacak?
Biz her konuya hazırlıklıyız. İnciraltı’nın ne şekilde planlanacağını, nasıl bir yöntem uygulanarak kamulaştırma yapılmadan EXPO’ya kazandırılacağını çözecek bizden daha birikimli bir kurum yoktur Türkiye’de. Sayın Gül’ün başkanlığında yapılan ilk yönlendirme kurulunda hazırlıklarımızı sunduk. Planlamada bizi zorlayacak detayları gösterdik. Kamulaştırma olmadan bu iş çözülebilir ama başbakanlığa bağlı Kanunlar Kararlar Genel Müdürlüğü’nün, Bayındırlık, Kültür ve Turizm bakanlıklarının, Büyükşehir Belediyesi ve benzer kurumlar açısından bir mevzuat oluşumunun gerçekleştirilmesinin, altyapının hazırlanmasının gerektiğini söyledim. Kanunlar Kararlar Genel Müdürlüğü’nde bir toplantı yapıldı. İstenenleri hemen gönderdik. Bize göre B planı yapılmalıydı. Yapılmadı.

Proje eksik, köşeye sıkıştık
Yani kanunla, belki de zorla bir plan değişikliğine mi gidilecek? Oradaki sorunlar böyle aşılabilir mi? Bölge insanı bunları yeterli görüp ikna olacak mı?
Birincisi, EXPO tam 150 yıldır yapılıyor. BIE’nin de 75 yıllık geçmişi var. Bu tür kurumların, sorunlu yerlerden kaçındıklarını biliyoruz. O-nun için daha hassas olunması gerekirdi. Burası planlanabilir, organizasyonu yapmak için uygun görülebilir. Bunların hepsi tamam. Ama bunun kentte konsensus sağlayarak, bir uzlaşma çerçevesinde yapılması şart. Yerin netlik kazanıp projenin tamamlanmaması da bizi köşeye sıkıştırdı.

UNIVERSIADE gibi büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmış bir kişi olarak kendinizi biraz geri plana itilmiş olarak mı görüyorsunuz?
Başlangıç gayet iyiydi. Sonra yavaşladık. Bakanlar Kurulu kararı 9 ay gecikmeli çıktı. Bu kararda hiç müdahil olmadık. Görüşümüz, düşüncemiz sorulmadı. Edindiğimiz izlenimlerle bu işin ileride sorun yaratacak bir boyuta gittiğini gördük. UNIVERSIADE’ta yaşadığımız deneyimleri Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Kültürel İşler Daire Başkanı Necil Nedimoğlu’na gönderdik. Ancak dikkate alınmadı.

By-pass edilmeye çalışıldık
By-pass edildiğinizi mi düşünüyorsunuz?
Büyükşehir ilk günden bu yana hem İzmir içinden hem Ankara’dan by-pass edilmeye çalışılıyor. Bunun altını çiziyorum. Bu çok yönlü çalışma A’dan Z’ye işin doğasına aykırıdır. Uluslararası teamüller ortadadır, Türkiye’nin elini asıl zayıflatan konu budur.

Genel teamüllerden bahsediyorsunuz… Sizin de BIE’nin de dikkatini çeken detaylardan örnekler verebilir misiniz?
18 Aralık’ta Paris’teki ilk sunuma gittik. Ancak sabah kararnamenin çıktığını öğrendik. Sunumu Dışişleri Bakanlığı hazırlayacak diye bir görüş ileri sürüldü. BIE üyelerine İzmir’i tanıtacağız, anlatacağız ama sunumu onlar hazırlıyor. BIE gibi FISU gibi uluslararası organizasyonların muhatabı kentin sahibi olan belediyelerdir. Paris’te yapılanlar genel teamüle aykırıydı.

Paris’te, BIE’ye sunumu Nedimoğlu yaptı. Siz de bir konuşma yaptınız…
Paris’teki sunumda Milano Belediye Başkanı çıktı, kentin sahibi olarak sunumunu yaptı. Aslında söylediği çok fazla bir şey yoktu. EXPO’nun insanlara ne getireceğini açıkladı. Kendi zenginliklerini söyledi. Havaalanının kapasitesini, hızlı trenini, metroyu, fuar alanını büyüteceklerini açıkladı. Sonra dışişleri temsilcisi ve dış ticaret bakanı çıktı, ''Milano’nun arkasındayız'' dedi. 8-10 cümle sadece o kadar. Hepsi aynı şeyi söyledi. Doğru olan da budur.

UNIVERSIADE formülü
Hiç bu zafiyeti dile getiren oldu mu? BIE başkanı ya da genel sekreteri bir imada bulundu mu?
Hayır… Çünkü şu ana kadar fırsat vermedik. Her geldiklerinde ev sahipliği yaptık. Her etkinliğe gittik. O boşluğu hissettirmemeye çalıştık. Çünkü bir yasa yahut kararname çıkacak işler düzelecek diye düşündük. Çıkan kararnameden sonra baktık ki durum aynı gidiyor. Yönlendirme kurulunun ilk toplantısında Bakan Gül’e hem yer hem organizasyon konusunda düşüncelerimi aktardım. İzmir’de yapılacak bir oluşumda belediye başkanının, (bugün ben olurum yarın bir başkası) bu işin gerçek sahibi olduğunu hatırlattım. Yönlendirme kurulunun başkanlığını bakanımızın yapması doğaldır, doğrudur. A-ma yürütmenin başında mutlaka belediyenin bulunması gerekirdi. Yasa buna uygun çıkmalıydı.

Size göre o zaman en başından bu yana bir dizi yanlışlıklar var. Peki UNIVERSIADE’takine benzer bir yapılanmayla bu iş aşılamaz mıydı?
Önce, doğru olmayan bir yönlendirme ve bir yürütme komitesi çıktı. Burası önemli. Çünkü yönlendirme kurulu, yasaya uygun yetki verecek ve birtakım harcamalar yapılacak. Burada üst düzey devlet bürokrasisi ağırlığının korunması gerekir. İzmir Valisi yönlendirme kurulunda mutlaka bulunmalıdır. Belediye başkanı da bulunmalıdır. UNIVERSIADE’ta, hiçbir yasal düzenleme olmadan sadece Büyükşehir’in inisiyatifinde giden bir oluşumda, ilk yaptığımız toplantıda gerçeği gördük. ‘Hükümetin desteği olmadan bu iş olmaz’ dedik. 3-5 günlük başkanken bu tespiti yaptık ve o doğrultuda da gerekli adımları attık. UNIVERSIADE tarihinin en başarılı organizasyonunu gerçekleştirdik. Aynı yöntem EXPO’da da uygulanmalı. Bunun dışına çıkılması zarar verir.

Aksini sindirmem beklenmesin
Peki, bundan sonra tavrınız ne olacak? Ne olmazsa sorun çıkabilir?
Eğer yürütme komitesine bir dışişleri bakanlığı görevlisi gönderilirse ben de bu statüye uygun bir bürokratı görevlendireceğim. Bunu hem burada hem Ankara’da söyledim. Bu tür organizasyonlar ne yerel yönetimsiz olur ne de hükümet ve devlet desteği olmadan… Bu organizasyonların sahibi yapılacağı kentin yerel yönetimi olmalıdır. Ama olmazsa olmazı hükümetin ve devletin desteğidir. Amaç, İzmir’in kazanması.

Nasıl bir zincir kurulursa zaten geciken işler biraz hızlanabilir?
Yürütme komitesinin başkanı mutlaka yönlendirme kurulu üyesi olmalıdır. İcrayı götürecek profesyonel de mutlaka yönlendirme kurulu üyesi olmalı, altında ekip kurulmalı. Bu iş böyle gider. Bunu tersine çevirmek tamamıyla kente, ülkeye ve organizasyona zarar verecektir. UNIVERSIADE’ta en ufak bir sorun yaşamadık. Uluslararası organizasyonlardaki teamül neyse o olacaktır. Aksini kimse sindirmemi beklemesin…

Bu işlerde siyaset olmaz
Bu gelişmeleri siyasi olarak mı yorumluyorsunuz?
Bu işlerde siyaset olmaz. Siyasi olsa da bir anlam veremiyorum. 3 yıllık icraat dönemimizde hükümetle, hiçbir bakanlıkla, kurum ve kuruluşla karşılıklı en ufak bir diyalog eksikliğimiz olmadı. Şimdi, Türkiye’nin üçüncü büyük kentinde belediye başkanının başka bir partiden, hükümetin başka bir partiden olmasının yaratacağı sorun olmamalıdır.

Gül’le yakın zamanda görüştünüz mü?
Görüştüm tabii. Bunların hepsini konuştuk. Genel teamülleri hatırlattım. Olmazsa olmazları söyledim.

Peki, sizin olmadığınız bir çalışma nasıl sürdürülecek?
Bürokrat arkadaşlarım EXPO’daki her aşamayı takip ediyor. Elimizden gelen her türlü desteği veririz. Ancak konumumuzu, İzmir’i rencide edecek bir görevi de üstlenmeyiz.

Şansımız ilk günle aynı
Milanolular izleyebildiğimiz kadarıyla dünyayı gezmeyi sürdürüyor. Biz ise sadece Tayland’a gittik. O da epey olaylı oldu. Sonra da hiçbir gezi düzenlenmedi. Kalan sürede belediye olarak neler yapacaksınız?
Bu aşamada bize düşen görev, oy kullanacak ülkelerin BIE delegeleri neredeyse bulup sunum yapmak, kentimizi anlatmak. Sonra da İzmir’in en güzel mevsiminde belirli gruplar halinde çağırıp burada ağırlamak. EXPO’nun nerede yapılacağına karar verecek 98 ülkenin delegesini davet edip İzmir’i anlatmak zorundayız.

Bu kadar gecikmeye rağmen hala İzmir’i şanslı görüyor musunuz?
Biz, İzmir’in şanslı olduğuna başından beri inanıyoruz. Şanslı olmasının en önemli nedenlerinden biri İzmir’in farklı olmasıdır. İzmir varları olup da bu kadar bakir kalmış dünyanın ender coğrafyalarından bir tanesi.

Siz BIE başkanı ya da genel sekreteri olsanız İzmir’i tercih eder miydiniz?
Bir de madalyonun diğer yüzü var. Kendimizi BIE’nin yerine koyalım. BIE, 75 yıldır bu organizasyonu yapıyor. Belirli deneyim ve birikimi var. Devamlılığını EXPO’nun o kente, o coğrafyaya, o ülkeye kattıklarından alıyor. Milano’ya bakıldığında çok eksiği olmadığını görüyoruz. Havaalanları var, hızlı treni var. Bizim 75 yıldır yaptığımız Enternasyonel Fuar gibi EXPO’yu yapmak istiyor. Biz ise EXPO’yu bu kenti dönüştürmek için yapıyoruz. Bu kenti 30-40 yıl ileriye götürmek, altyapısını tamamlamak, tanıtmak, varlarını dünyaya sergilemek için istiyoruz. Ve çok bakir bir coğrafyada bunu planlıyoruz. Şubat 2008’de İzmir yarışı kazandığı zaman EXPO’nun kriterlerine göre BIE hanesine artı yazılacak. Çünkü 2015’te çok farklı bir İzmir fotoğrafı karşılarında olacak.
Milliyet Ege 12.04.2007{nomultithumb}