Başıbüyük söz hakkı istiyor!

Başıbüyük söz hakkı istiyor!
GİZEM AKSÜMER (*)

İstanbul’da 40 günü aşkın bir süredir, çocukların okula gidemediği, öğretmenlerin ders vermeye gelemediği, insanların işe gitmeye korktuğu, kapısı, penceresi kırık evlerle dolu, polis barikatları yüzünden İETT otobüslerinin bile girmekte zorlandığı, gaz bombalarından savaş alanına dönmüş bir mahalle var. Bu mahalle, 50 yıldan fazla zamandır İstanbul’un Maltepe ilçesinde bulunan, çoğunlukla daha iyi bir iş ve daha iyi bir yaşam hayalleriyle kırsal kesimden İstanbul’a göç etmiş olan insanların, kendi emekleriyle kurduğu Başıbüyük Mahallesi.

2004 yılında, Maltepe ilçesi E-5 kuzeyi Nazım İmar Planı’nın yapılmasının ardından, bu bölgede bulunan, büyük çoğunluğu tapusuz ya da tapu tahsisli konutlardan oluşan mahallelerin kaderi önemli şekilde değişeceğini mahalle sakinleri bilmiyordu. Bu plana yapılan itirazlar sonucunda, eski planın iptali ve 2005’te çıkan yeni 1/5000’lik plan, özellikle Gülensu, Gülsuyu ve Başıbüyük mahallelerini büyük ölçüde rahatlatmıştı, çünkü bu mahalleler için 1/1000’lik planların yapılabilme koşulu olarak mahalledeki sivil toplum kuruluşları, muhtarlar ve üniversiteler gibi kurumlarla işbirliği yapılması, plan notuyla zorunlu tutulmuştu.

2005’teki bu umut veren gelişmenin ardından, nasıl ve hangi kanuna ya da yönetmeliğe dayanarak olduğu bilinmez, belediye, TOKİ ile bir protokole imza attı. Protokole göre, Başıbüyük Mahallesi’ne toplu konut inşa edilecek, mahalle sakinleri de borçlandırma suretiyle ev sahibi olma hakkı kazanacaktı. Bu imzanın ardından, hızlıca, mahalledeki eski park alanında faaliyete geçmeye çalışan TOKİ ise, 50 yıllık mahallelerini korumaya çalışan halkın büyük direnişiyle karşılaştı.

40 günü aşkın süredir devam eden bu direnişin, mahallelinin hayatına çok büyük bir darbe vurduğu ise çok açık.

ÇOCUKLAR OKULA GİDEMİYOR

TOKİ’nin kurduğu şantiye, mahalledeki eski park alanında bulunuyor. Mahalle sakinlerinden Zeki Bey, “Biz İstanbul’a yeni geldiğimizde, evlerimizi yaparken, mahallede oturanların yararlanması için, bugün TOKİ’nin konut yapmaya çalıştığı alanı park alanı olarak bırakmıştık” diye konuşuyor. Bu eski park alanının yanında ise, mahallede yaşayan çocukların gittiği bir ilköğretim okulu var.

Mahalle çocuklarından Ömer, Mikail, İsmail ve Fatih, okulun yanındaki bu şantiyeden çok şikâyetçi, “Zaten bütün gün iş makineleri çalışıyor ders yapılmıyor. Polisler mahalleyi abluka altına aldığından beri de, öğretmenler korkup derslere gelmiyor, bir de ailelerimiz bizi okula yollamıyor” diye yakınıyorlar.

Polisler, şantiyeye yaklaşılmaması için, yakınlarına gaz bombası atıyormuş ve bu sebeple okul bahçesindeki çocuklar büyük ölçüde zarar görüyormuş. Konuştuğumuz çocuklardan biri olan Fatih ise bize, bu gaz bombası yüzünden zehirlenmekten zor kurtulduğunu anlatıyor.

Tabii ki çocuklar polislere düşman gözüyle bakmaya başlamış durumda, çünkü son 45 gün içerisinde ya ağabeyleri, ya babaları, ya anneleri hatta belki de kendileri polis tarafından şiddet görmüş. Çocuklar, her an gözaltına alınacaklarını düşündüklerinden, okuldan eve, evden okula gitmeye korkar olmuş.

‘BAŞBAKAN, HALKINA SAHİP ÇIK!’

Başıbüyük Mahallesi, hükümete de özel olarak büyük bir tepki gösteriyor, çünkü Başıbüyük’te halkın çok büyük bir bölümü mevcut hükümete oy vermiş durumda. Zeki bey, söylediklerini aynen yazmamı isteyerek, bana şunları dikte ettiriyor:
“Sayın Başbakan Erdoğan diyor ki ‘Söz Halkındır!’, ama halkı terörist gibi gösterip, onları polisin karşısına çıkartıyor. Bizim bugüne kadar en güvendiğimiz teşkilat polisti, şimdi hepsinden korkar olduk. ‘Söz Halkındır!’ demek, çevik kuvvetle halkı karşı karşıya bırakmak mıdır? ‘Söz Halkındır!’ demek, halkın evini başına yıkmak mıdır? Erdoğan niye bize sahip çıkmıyor?”

Mahalle sakinlerinin büyük kısmı, şu ana kadar belediye başkanı ile görüşememiş. Evlerinin yıkılması durumunda ne olacağını kimse tam olarak bilmiyor. Yalnızca ortada dönen kimi söylentilerle olan biteni algılamaya çalışıyorlar.

‘BURADA AYDA 1000 YTL KAZANAN YOK’

Belediye, borçlandırma yöntemiyle mahalle sakinlerine ev satmayı öneriyor. Ancak, şunu unutuyor ki, burada yaşamakta olan insanların evlerinden herhangi bir şikâyeti yok, yalnızca daha iyi bir yaşam alanı, çocukları için park, kendileri için iyi tasarlanmış yürüme yolları ve dolayısıyla daha kaliteli bir yaşam istiyorlar, üstelik önerilen evlerin taksitlerinin ayda en az 300 YTL’yi bulması, önerinin mahalleli için anlamsızlığını da belgeliyor. Mahalle sakinlerinden Yüksel Bey şunları söylüyor:
“Bu devletin bir politikası var, bunu herkes artık biliyor. Devlet, yoksulları kentin dışına sürmeye çalışıyor. Bize de önerdiği ev, burada yapılan evler olmayacak, hem bu mahallede kimse ayda 1000 YTL almıyor. Onların söylediği kadar parayı nasıl öderiz?”

Mahalle sakinleri 30-40 yıldır bu mahallede ikamet ediyor. Üstelik mahallenin yollarını, altyapısını hep kendi emekleriyle, paralarıyla ve çabalarıyla yapmışlar.

KADINLAR: EVİMİZDEN VAZGEÇMEYİZ

Başıbüyük Mahallesi’ne girdiğimizde ilk göze çarpan büyük bir kadın grubu oluyor. Polis panzerlerinin önünde set oluşturan kadınlar, evlerini kimseye vermeyeceklerini, kendi evlerinden başka ev istemediklerini, bu mahalledeki hayatlarını bırakmayacaklarını bağırarak söylüyor. Kadın grubu içerisinden yükselen bir ses şunları diyor:
“Evlerimizi kimseye vermeyiz. Sonuna kadar buradayız, gelip mahallemize girsinler bakalım kolaysa.”

Bu kararlılık, mahallenin direncine direnç, gücüne güç katıyor. Cuma günü, polisin evlerin kapılarını kırıp, içerideki kadınları tartaklaması bile tüm mahalleliyi kızdırmış olsa da, kesinlikle kimseyi yıldıramamış, aksine böyle orantısız güç kullanımı mahallenin birbirine daha çok kenetlenmesini ve kendi hayatları üzerinde oynanan oyunlara karşı dimdik ayakta durmasını sağlıyor.

BU MAHALLEYİ KİMSE YILDIRAMAYACAK

Polis panzerleri, mahallenin üst kısmında, şantiye alanının hemen yukarısında konuşlanmış. Hemen bu panzerlerin karşısında ise mahalleli tarafından bir çadır kurulmuş; tüm gün, nöbetleşe bir şekilde burada mahalleden birileri bekliyor. Mahalleli, yaşadığı şiddete rağmen, o ufacık çadırın önünde şenlikler düzenliyor, komşu mahalleleri de davet ederek mangal partileri yapıyor.

Panzerlere, gaz bombalarına, çocuklarını okula yollayamamalarına, işe gidememelerine rağmen, hayat bu mahalleliler için sürüyor, çünkü buradaki direncin sebebi ne TOKİ’nin yarattığı ranttan pay kapabilmek, ne de çok zengin olabilmek. Mahalleli yalnızca mevcuttaki hayatını, komşuluklarını ve evlerini korumaya çalışıyor. Doğdukları, çocukluklarını geçirdikleri mahallelerinde yaşlanmak istiyor Başıbüyüklüler.

Başıbüyük Mahallesi’nin tek derdi yaşamını sürdürebilmek, hem de kimseden yardım istemeden…
(*)
gizemaksumer@gmail.com

Birgün / 18.04.2008