ASLANLAR GİBİ UYUTULUYORUZ!

Ben onu bunu bilmem arkadaş. Bir “dümendir” dönüyor ya, hayra çıkar umarım.  

EXPO’dan bahsediyorum?
Şu anda bu satırları okuyan siz yurttaşlar! Ne biliyorsunuz EXPO hakkında? Universiade hakkında ne biliyordunuz peki? Universiade’den ne kaldı aklınızda? Açılış ve kapanış seremonilerindeki tuhaflıkları anımsıyorsunuzdur. Başka? Mesela Universiade için yapılmış onca spor tesisi, üniversite oyunlarından sonra kaç ulusal veya uluslar arası yarışmaya sahne oldu biliyor musunuz?  Peki, bunu da geçelim. Ya Universiade sırasında zenginliğine zenginlik katmış olanlar var mıdır sizce? Yok mudur? Boş verin yahu, bu ülkenin “deprem” veya “kriz zenginleri” pek bir “ünlüdür”. Hafızalarınızı zorlayın biraz bakayım!
Şimdi de EXPO!
Yaşasın EXPO! Varolsun EXPO! Adı bile yeter belki de. EXPO dedin mi, gelsin eurolar, harcansın yeşil dolarlar. Ya İzmir? Ya İzmirli? Haydi, canım sende, “onuru” yeter bize değil mi? Hani avazım çıktığı kadar bağırasım geliyor “İzmirliiiii tartsana şuradan bir kilo EXPO onuru! Ama dikkat et Universiade onurundan olmasın!” diye.
AKP Hükümeti, İzmir’i gerçekte ne kadar “ciddiye alıyor” anlamıyorum. Ama EXPO’da İzmir’e bir “gol” atıp, sonra da “İzmir kendi kalesine attı” diye haykırırsa “ben söylemiştim” diyeceğim.
İnciraltı olmaz, ama AKP’li Abdullah Gül ve “beraberindekiler” ve de İzmirli vekil Tekelioğlu “olur” diyor. “Biz oldururuz, olmayacak şeyleri” diyor. Buna muhtemeldir ki Unakıtan ve Koç da “eşlik” ediyordur. Peki, İnciraltı’nın “Kızılderilileri” ne düşünüyor? Bu kentin meslek odaları, aydınlık yüzlü aydınları ne söyler? Aman canım ne önemi var ki? Abdullah Bey “emreder” Tekelioğlu hocamız da “emredersin” der, olur biter.
Oysa Abdullah Gül Türkiye’nin “dış işleri bakanı” ama Aziz Kocaoğlu İzmir’in “reisi”, “patronu”, “başkanı”! Beğensek de beğenmesek de, başarılı bulsak da bulmasak da Aziz Bey İzmir’in lideri. O ne diyor? İzmir’in başkanını “yok saymak”, angajmanları ona buna devretmek İzmir’i yok saymaktır ama kimin umurunda? Ya Ticaret Odası Başkanı Demirtaş? O da sustu. Oysa ne kadar çok çalıştı, para harcadı. Hani aklımdan geçmiyor değil, acaba Aziz Bey “yalnızlığa mı” düştü EXPO konusunda? O yönlendirme, yürütme her neyse kurullardaki muhteremler ne yapar eder? Neden “çıtları” çıkmaz?
Ne İzmir “demokrasinin” beşiği derler uyutmak için. Zira beşik de “uyumaktan” başka bir işe yaramaz. Lakin “birileri” hamuduyla götürmeye çalışırken deveyi; biz galiba “beşik” edebiyatı ile sadece “uyutuluyoruz”!
AYKOME AYKOME BAK BU SANA!
Bir yandan EXPO tartışmaları, bir yandan AB uğraşıları. Oysa nasıl da aldatıyoruz kendimizi. Gerçeklerle yüzleşme korkumuz, pısırıklığımız, tembelliğimiz, sevgisizliğimiz her geçen gün ülkemizi de, kentimizi de zora sokuyor. Şikâyet ediyoruz ama “düşünemeyenlerin” çözüm için düşünmeleri yolunda baskı da yapamıyoruz. İzmir’de bildik kurumların yolları kazmaları yetmiyormuş gibi şimdilerde de doğalgazın özensiz ve yer yer de tehlikeli çalışmaları herkesin gözüne çarpıyor. Doğalgaz inşaatları sürerken yaşanan sıkıntılar yarınlarda şekil değiştirir mi bilemem ama bugün size iki resim aktaracağım. Biri Bornova’dan. Doğalgaz’ın açıp, öylesine bıraktığı. Çevre güvenliğinin esnaflar tarafından alındığı. Alınıncaya kadar da pek çok aracın tehlike atlattığı küçük ama “etkili” bir çukur. Diğer resim ise İngiltere’den. Edinburg’da “gaz inşaatı” resmi. Çukurun da resmi var ama yayınlamıyorum. Küçücük bir çukur. Ama elin İngiliz’i nasıl güvenlik sağlamış görün. Biz de bu çukurlar hep AYKOME denen “uzaylı” kurum tarafından verilen izinlerle açılıyor. Ama çevre güvenliğini kimse denetlemiyor. Lafa gelince uygarlıktan bahsedenlere İngiltere’den bana gelen “gaz çalışması resmini” utanmaları dileğiyle sunuyorum. Tabii bir de yurttaşı “adam yerine” koymayanlara…
KANTİNLERİ UNUTMADIM
Okul kantinlerinde çocuklarımıza sadece para kazanmak amacıyla satılan abuk sabuk “şeylerin” takibini bırakmadım. Bu konuda Milli Eğitim’den de bir “hareket” görmediğimi üzülerek belirtmeliyim. Kantinciler Odası ise, sanırım gazete okumuyor ki, ne demek istediğimi anlamadı. Bakın şimdi başka bir “naneden” bahsedeyim. Takibi falan da bırakmadım. Havalar ısındıkça ısınıyor. Bazen havalar aldatsa da, dondurma şirketleri ellerini okullara uzatmış galiba. Değişik dondurma firmaları, okullarda “piyasa” tutmak amacıyla kantincilere “promosyon” kabilinden epey dondurma “hediye” ediyormuş. Tabii kantinciler de harıl harıl bunları satmaya uğraşıyormuş. Tabii çocuklarımıza. Okul idareleri “ne işe” yarar merak ediyorum. Okullarda hazır dondurma, kolalı içecekler ve nereden geldiği belli olmayan şekerlere karşı birilerinin bir şeyler yapması gerekmiyor mu hala?
Yenigün -12.04.2007{nomultithumb}