‘Arsa verilmiş ama borçlu çıkıyoruz’

Başkan Aziz Kocaoğlu, 1987’de verilen Hilton arsası karşılığında belediyenin kasasına 1 kuruş girmediği gibi şimdi de 45 milyon dolarlık borçla karşılaştıklarını söylüyor

Deniz Sipahi – Milliyet EGE – 27.11.2007{nomultithumb}

Son yıllarda İzmir konuşulduğunda durgunluğa giren bir ekonomik hayattan ve yarım kalan ya da dava nedeni olan yatırımlardan söz ediliyor. Gerçekten de imzalar atılmış olmasına rağmen hala sonuçlanmayan projeler gündemimizde bulunuyor.
Bunların başında Dünya Ticaret Merkezi geliyor. Konak Pier’de devam eden davalar bu sefer boyut değiştirmiş durumda. İşbirliği Holding’in binası İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin burayı alıp satmasıyla çözümlenmiş gibi gözüküyor. Ama orası da uzun zaman kentin problemi olarak görülen yatırımlardan bir tanesiydi. Listeyi uzatmak mümkün… İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, şehrin gelişimini, değişim sürecini yavaşlatan projeleri artık çözmeye kararlı gözüküyor. İşte bunlardan birincisi… 1987 yılından kalan ve İzmirlilerin başını çok ağrıtacak bir başka problemden bahsedeceğim. İzmir Hilton Oteli’nden…
TMSF geçenlerde İzmir Hilton Oteli’nin sahibi olan İzmir Enternasyonal Otelcilik A.Ş.’deki yüzde 5’lik iştirak payı için satışa çıkmaya karar verdi. Davet ve pazarlık yöntemiyle teklif alınacak ve ardından ihale gerçekleşecek.
İzmir kamuoyu bir aylık süre içerisinde ikinci defa TMSF’nin gayrimenkul satışıyla karşı karşıya geliyor. Hatırlayacağınız gibi geçenlerde TMSF, Basmane’deki Dünya Ticaret Merkezi’yle ilgili bir ihale süreci başlatmış, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin olaya müdahale etmesiyle de durdurulmuştu.
Hilton Oteli ile ilgili daha önce Vakıfbank da ipotekli alacaklarına ilişkin bir satış başlatmış, daha sonra durdurmuştu. Bunu 2003’te Deutsche Bank’ın alacağına karşılık icra işlemi başlatması izledi. Borç önce 19.3 milyon YTL’ydi, sonra 25 milyon YTL’ye çıktı, 2007’ye gelindiğinde de rakam 45 milyon YTL seviyesinde…
Yani TMSF’nin yüzde 5’lik satış için ihaleye çıkması, işin sadece bir kısmını kapsıyor.
Bir hatırlatma yapalım:
İzmir Enternasyonal A.Ş. 1987’de kuruldu. İzmir Belediyesi verdiği arsa karşılığında şirketin yüzde 23.5’ini aldı. Anlaşma gereğince bu oran hiçbir koşulda bozulmayacaktı. General Dynamics, MNG Group ve Ata İnşaat gibi tanınmış şirketlerin de kurucu ortak olduğu şirket, inşaatı yapabilmek için bankalardan kredi aldı ve bugünlere 45 milyon dolar borç bıraktı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, göreve geldiği günden beri kentin bu problemleriyle boğuştuğunu söylüyor.
Hukuka saygı duyduklarını ancak sürecin uzamasından geri dönülmez noktalara gelindiğini, İzmirlilerin hakkını savunmaktan başka çarelerinin olmadığını söylüyor.

İzmir’in malını kimseye yedirmem

Kocaoğlu, ''Bu durum benim yöneticilik anlayışıma, İzmir’in değerlerini koruma yaklaşımıma ters düşüyor. Bu kentin malını korumak zorundayız'' diyor

İşte Aziz Kocaoğlu’nun Hilton ve İzmir’in önünü tıkayan projelerle ilgili görüşleri…

Bu konu aslında kamuoyunun unuttuğu bir proje. Ancak TMSF’nin satışı ve borç rakamının giderek artması İzmir’i sıkıntıya sokacak gibi gözüküyor. Nedir buarsa meselesi?
Sayın Burhan Özfatura’nın birinci döneminde, 1987 yılında bir anlaşma yapılıyor. 7 bin metrekareye yakın bir belediye arazisi üzerine bir projenin yapılması kararlaştırılıyor. 1987’nin Nisan ayı gibi şirketi kuracak ortaklarla belediye arasında bir protokol hazırlanıyor. Belediyenin sermaye artırımlarına katılmayacağı, sermaye artırımı gereği duyulduğunda diğer ortakların belediyenin payını ödeyeceği noktasında bir anlaşmaya varılıyor.

Yani yüzde 23.5 her koşulda korunuyor. Peki yatırım ihtiyacına Belediye karışmıyor mu?
Belediyenin hissesi yüzde 23.5 olacak şekilde bir şirket kuruluyor. Bu şirket bir gayrimenkul şirketi. Arsayı Büyükşehir veriyor. Arsanın üzerine bir proje düşünülüyor, yatırımı diğer ortaklar yapacak. Bu kat karşılığı da olabilirdi, gayrimenkul ortaklık şirketine hisse de alınabilirdi. İkinci yol tercih edilmiş. Bu şirketten yüzde 23.5 pay alınmış ve sermaye artırımına katılmamak ve bu oranın korunması yönünde bir anlaşma yapılmış. Bu başlangıç için isabet olmuştur. Ancak inşaatı yapmak için 65 milyon dolar kredi kullanılıyor. Şirket kredi alırken arsayı teminat olarak gösteriyor.

Yatırım şartı olmadığına göre belediyenin itirazı olmamış mı?
Ses çıkaran olmamış. Bunu karar defterlerinden anlıyoruz. Burası bir gayrimenkul… Ya kiraya verilecek ya da işletilecek. Ki, Hilton’la anlaşma yapılmış. Alacağı kiradan da belediye yüzde 23.5 payını alacak. Kredi kullanıldığı ve şirket borçlu olduğu için şirket dönemez hale gelmiş. Belediyenin sermaye artırımına katılmayacak olması demek burayı diğer ortakların finanse edecek olması anlamına gelir. Bu şirket inşaatı bitirene, gayrimenkule sahip oluncaya kadar borçlanmanın olmaması gerekiyordu. Şahıslar borçlanıp sermaye artırımı yapmalıydı. Belediyenin de bu duruma itiraz etmesi gerekirdi. Bu, belediyenin servet kaybıdır. Belediyenin zarara uğratılmasıdır. Faizleriyle birlikte 60-65 milyon dolarlara çıkmış bir zarar ortaya çıkmış.

Hatırladığım kadarıyla Hilton’daki bazı mağazaların satışı geçmiş yıllarda gerçekleştirilmişti. Peki bu borçtan düşülmemiş mi, belediyenin yüzde 23.5’i korunmamış mı?
1995 yılında şirketin borçlarından dolayı bu binadaki belli mağazalar satışa çıkarılmış ve satılmış. Sattıktan sonra da bu borç ödenmiş ve bugünkü rakamlara göre borç 45 milyon dolara düşmüş. Oysa bizim yüzde 23.5’lik hissemizin korunmuş olması gerekiyordu. Borç ödenmiş ama bizim servetimiz de o oranda düşmüş. Böyle bir şey kabul edilebilir mi?

95’ten bugüne 12 yıl geçmiş. Bu süre içinde bir çözüm yaratılamamış mı?
45 milyon dolar borç var. Şu anda ortaklardan bir ya da iki tanesi alacaklı bankalarla anlaşarak 45 milyon dolarlık borcu satın almaya çalışıyor. Beyanlarında, ‘20 milyon dolara satın alıyoruz’ diyorlar. 45 milyon dolarlık borcu satın alacaksın, 20 milyon dolar bankalara ödeyeceksin. Onların borçları bunlara geçecek, onlar da bir kısım hisselerini verecek. Sözün özü… Belediyenin attığı ilk imzadan bugün çok uzaklaşılmış. Biz, İzmir’in servetinin peşindeyiz. Gerisi bizi ilgilendirmez.

Siz bu borç transferine onay verecek misiniz?
Yönetim kurulunda borç transferinin onaylanması istendi. Düşünebiliyor musunuz, 1987 yılından bu yana Büyükşehir’in kasasına 1 kuruş bile girmemiş ve öyle gözüküyor ki bundan sonra uzun bir süre de girmeyecek. Ama daha büyük tehlike buranın tamamen kaybedilmesidir. Ben buna göz yumamam. Böyle bir şeye izin veremem. Burası İzmirlilerin malıdır. Nasıl böyle bir şeye imza atarım. Bu konuda ben artık geri planda duramam.

Sizin bu işin çözümünde bir öneriniz oldu mu?
Borç transferi yapılacağına, 25 milyon doların sermaye artırımı için kullanılmasını önerdim. 45 milyon dolarlık borcun 25 milyon doları ödenmiş olsun. 20 milyon dolar borç kalsın. 20 milyon dolar borcun da her sene 2 milyon dolar düşmek kaydıyla 10 yılda bitirilmesini teklif ettim. 10’uncu yılın sonunda bu şirketin sıfır borçlu olmasını taahhüt edilmesini istiyorum. Yönetim kurullarında gerekli şerhleri koyduk. 15 sene bu şirketin karı gitmiş. Belediye hiçbir şey alamamış. Bunun üzerine bir de borç ödeyecek, belki de malvarlığı elinden gidecek. Buna izin verir miyim?

Borçların tasfiyesi uzar, geçmişte olduğu gibi bankalar icra takibi başlatırsa tutumunuz ne olacak?
Ya şirket alacaklılar tarafından satılacak veya şirket bir formülle kurtarılacak. Biz de kurtuluşu arıyoruz. Burası kentin arsasıdır, belediyenin arsasıdır. Yeteri kadar zaten taviz verilmiş. Oturup 10 senesini daha planlayabiliriz. Borcun Ahmet’ten Hasan’a geçmesi işi çözmez. Bu borcun bize ait olmaması gerekir. Şimdiye kadar belediyenin yönetim kurullarında kabul ettiği birçok konu var. Bu yargıda ancak çözülebilir. Benim dileğim cenazenin kalkmasıdır. Yaptığımız teklif gerçekten özverili bir tekliftir. Binanın 15 yıl öncesi ve 10 yıl sonrası toplam 25 yılın ardından arsa sahibi hiçbir şey almadan temize çıkmaya çalışmaktadır. Belediye 25 sene bir gayrimenkulden hiçbir şey almadan buralara gelmiştir.

Peki 1995’te satılan gayrimenkullerle ilgili bir yaptırıma gidecek misiniz?
Satılan gayrimenkullerin yüzde 23.5’ i de buharlaşmıştır. Biz borçtan sorumlu değiliz. Çünkü arsa vermişiz, diğer ortakların da bu binayı borçsuz yapma yükümlülüğü var. Arsayı borçsuz, harçsız veren bir kurum olarak biz her türlü yolu deneyerek sonuna kadar hakkımızı arayacağız.
Mutlaka bu kentin malını korumak zorundayız. Kördüğüm olmuş bir konu bu. Ben bu kördüğümü ne kadar belediye lehine çözebilirsem, hakkımı ne kadar savunabilirsem, sonuna kadar yapacağım. Bu durum benim anlayışıma, kentin servetine bakışıma ters düşüyor.