Aralık 2007 – Yenimimar – EXPO İzmir’de Yapılsın, Ama!

EXPO İzmir'de Yapılsın, Ama!
Aralık 2007 Yenimimar

İzmir, EXPO 2015’e ev sahipliği yapma konusunda Milano ile yarışırken, farklı çevrelerden eleştiriler alıyor. Serbest Mimarlar Odası İzmir Şubesi’nden Mimar Vedat Tokyay ile Şehir Plancıları Odası Eski Genel Başkanı Erhan Demirdizen konuya ilişkin düşüncelerini aktardı.

Vedat TOKYAY
Serbest Mimarlar Derneği, İzmir Şubesi

EXPO, kentin gelişimi, kentin ana sorunlarının çözümü için önemli bir araç. Bu hemen hemen bütün kentlerde aynı şekilde değerlendiriliyor. Bizdeki sorun şu; EXPO’nun web sitelerinde oluşturulan imgelere baktığınızda da görebilirsiniz; zaten çok eskiden beri var olan bir takım doğal güzellikler ön plana getirilmeye çalışılıyor. Bu bence bütün İzmir’in tanıtımı açısından anlatılması gereken yüzdenin çok altında. Aslında EXPO 2015 aracılığı ile, İzmir’in kangren olmuş bir dizi sorununu sadece belediye değil, belediyenin dışında kamu kurumlarının, kültür kurumlarının da çözmeye aday olması gerekir. EXPO’nun kendisi katılımcı bir süreç. Eğer iyi bir sonuç alınmak isteniyorsa, kentteki bütün aktörlerin 2015’in vücuda getirilmesi için katılması gerekir. Tabi ki 2015’in bize verileceği kesin değil. Ama sanki verilecekmiş gibi, bizim bir takım ön hazırlılar yapmış olmamız gerekiyor. Baktığımızda bunun yapıldığını görmüyoruz. Benim mimar olarak rahatsızlık duyduğum yaklaşık 1 milyon m2’lik yerin yanlış tanımlanmasıdır. Bu coğrafya da bilindiği üzere İnciraltı. Bu bölge bir çok kişi tarafından eleştiriliyor. İnciaraltı bölgesi sanki olmayan ergi yöntemiyle elde edilmiş gibi. Halbuki EXPO için yapılan bir arsanın üretilmesi lazım. Var olan bir arsayı oraya koymak üretici bir çözüm değil. Barselona’da olduğu gibi bir takım çöküntü bölgelerini böyle bir alana devşirebilirsek o zaman çözüm bulabileceğiz. Birinci konu bu, yer seçimindeki kolaycı ve tepeden inmeci tavır hoş değil.

İkincisi, bunun konuyla ilgili insanlara danışılmadan yapılmaması gerekir. Bu süreçte planlanan alanda, EXPO’ya katılan ülkelerin kendi yapılarını ortaya koydukları büyük bir sergi olacak. Sadece ticari amacı olan bir sergi olmayacak, her ülkenin kültürü, kültürünün içerisinde sanat, etnik özellikleri de ortaya çıkacak. Bütün bu özellikleri kapsayan açık ve kapalı mekan düzenlemesi olan EXPO’nun çevre düzeninin planlaması bir yarışma projesiyle elde edilmesi gerekir. Bu konuda da EXPO 2015’in merkezi, egemen kurumu yani karar alıcı kurumunun şunu çok net bir şekilde topluma ifade etmesini istiyoruz: 2015 bize verildiği takdirde biz şu komisyonlarda, şu koşularda bir yarışma açacağız.

Üçüncüsü, bunların dışında kentin de buna hazır olması gerekiyor. İzmir buna ne kadar hazır? Kentin alt yapısının ve üst yapısının hazır olması, ulaşımla ilgili yapılanların hızlandırılması lazım. Çünkü doğru düzgün bir ulaşım sistemine sahip değiliz. Kentin içindeki diğer teknik ve kültürel donatıların arttırılması gerekiyor. Genel olarak kentin bütün yeşil alanlarıyla, meydanlarıyla, yollarıyla, deniz seferleriyle metrosuyla, gecekondu sorununu çözecek diğer projelerle buna hazırlanması gerekiyor.

Sonuç olarak bu sürecin kendisinde bir hata var. Bir kurum “ben burada EXPO yapmak istiyorum” dediği zaman, toplumun diğer kesimlerini ikna etmesi lazım. Ortak aklın oluşması lazım. Türkiye’de maalesef egemen kurumun kararıyla oluyor. EXPO herkesin malı, sadece iktidarda olan bir takım sivil ya da kamusal kurumların elinde olmamalı.

Erhan DEMİRDİZEN
Şehir Plancıları Odası Eski Genel Başkanı

Avrupa’daki eski sanayi kentleri yeniden yükselişe geçebilmek için türlü arayışlara giriyorlar. Sermayesini ve kalifiye işgücünü kaybetmeye devam eden, nüfus artışının da iyice yavaşladığı ve hatta kısa zamanda nüfus kaybetmeye başlayacağı tahmin edilen İzmir’in de yeniden yükselişe geçmeye ihtiyacı var.

Türkiye’nin yerleşmeler kademelenmesini sağlıklı duruma getirebilmek için de İzmir üzerine kafa yormak şart. EXPO konusuna bu açıdan bakınca, İzmir’in EXPO 2015’e adaylığını, İstanbul’un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olmasından çok daha büyük bir heyecanla karşılıyorum. Çünkü İzmir’in biraz makyaj yapıp ilgi çekmeye gerçekten ihtiyacı var.

EXPO 2015 planlarına dava açan İzmirli şehir plancıları da İzmir’in EXPO adaylığına benzer düşüncelerle destek oluyorlar. Hatta bu destek olma düşünceleri o kadar kuvvetli ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu amaçla yaptığı bütün çalışmalara başından itibaren katılıyorlar, öneri geliştiriyorlar. Bu yaptıklarından dolayı “belediyeyle fazla yakınlaştınız” diye eleştiri alsalar da, EXPO 2015 adaylığı için ellerinden gelen yardımı yapmaktan geri durmuyorlar. Çünkü İzmir kentinin yeniden ayağa kalkması için yapılanların önemini politikacıdan da, esnaftan da, sanayiciden de daha net görüyorlar.

İzmir’in yeniden canlandırılması için mesleki meziyetlerini kentin hizmetine sunan İzmirli şehir plancıları, palas pandıras İnciraltı’nın Ankara’da “turizm merkezi” olarak ilan edilmesini de, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 1/25 bin ölçekli planlarda değişiklik yaparak İnciraltı’nı EXPO alanı olarak bu planlara koymasını da şiddetle eleştiriyor. Bu eleştirilerden sonra politikacı, esnaf ve sanayici kesimi beklenmeyen ölçüde saldırgan bir üslupla tehditler savurmaya başlıyor. İzmirli şehir plancıları, Türkiye şehircilik tarihinin ilk “pantolonunuzu alırız, hepinizi yakarız” tehdidine böyle maruz kalıyor.

Burada İzmirli şehir plancılarının kahramanlığı ne kadar övgüye layıksa, mühendislik, mimarlık ve şehircilik meslek topluluğunun bütünü de o kadar övgüden uzak bir tutum içinde. İzmir’deki şehircilik mücadelesi bu koca meslek örgütleri tarafından yalnız bırakılmış durumda. Masa başında basın bildirisi yazarak ideolojik egolarını tatmin etmek odalarda egemen yönetim anlayışı haline geldi ne yazık ki. Şehir Plancıları Odası’nın Ankara’daki genel merkezinin İzmir’deki şehircilik mücadelesini algılayamayacak kadar duyarsızlaşmasını başka nasıl açıklayabiliriz ki! Mimarlar Odası ve Mühendis Mimar Odaları Birliği’nin vurdumduymazlığını da tabi ki…

İzmir’in EXPO 2015 adaylığı, kentin yeniden yükselişe geçmesi bakımından değerlendirilebilecek bir potansiyel. Ama İnciraltı’nın “açık yeşil alan” olarak varlığını koruması ve kentlilerin kullanımına açık tutulması da İzmir’in kent olarak taviz veremeyeceği kırmızıçizgilerinden biri. Eski bir tarım alanı olarak bu zamana kadar imara açılmamış olması kent için büyük bir şans. Bir tarafta kente canlılık getirecek olan büyük bir proje, diğer tarafta da kentin bugünü ve geleceği için “açık yeşil alan” niteliğinden taviz verilemeyecek İnciraltı bölgesi var. EXPO’nun yalnızca ekonomik boyutuyla değil, aynı zamanda da kentlilerin yaşam kalitesine katkıda bulunmasının sağlanması gerekir. İnciraltı’nın feda edilmesi, İzmir’in yaşam kalitesine geri dönüşü olmayan bir darbe indirmek anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle, İnciraltı’nın EXPO alanı olarak belirlenmesi, EXPO’nun amacına da aykırı. 1/100 bin ölçekli İzmir Çevre Düzeni Planının burayı “tarımsal niteliği korunacak alan” olarak düzenlemesi de bundan. Belki tarım yapılması fazla gerçekçi değil ama yeşil alan olarak korunması gerektiği tartışmasız. İzmir’in yararına olan da bu.

Bence EXPO konusunda Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, üniversitelerde anlatılacak örnek bir meslek odası yaklaşımı geliştirdi. Hem başından itibaren içinde yer alarak önerilerini sundu, hem de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın planlama disiplinine aykırı bir yöntemle 1/25 bin ölçekli planlarda değişiklik yapmasına itiraz edip dava açtı. Bu kadarı bile örnek olmaya yeterliyken, EXPO için daha uygun yer önerileri de getirerek tarihsel bir açılım yaptı diye düşünüyorum. Buca Gölet alanının EXPO için daya uygun bir yer olacağını nefesi yettiğince duyurmaya çalıştı.

İzmir’in EXPO serüveni bana. İstanbul’un Formula-1 hikayesini hatırlatıyor. Bu benzetmede yanılmayı çok isterim ama “pantolonunuzu alırız, hepinizi yakarız” korosunun çığırtkan üyelerinin İncirlatı’nda arsa spekülasyonu yapmak uğruna Buca Gölet alanına gözlerini kapattıklarını düşünüyorum. Çünkü Formula-1 pistinin orman alanı ve içme suyu havzasında yapılmasından en kazançlı çıkanların kimler olduğunu şimdilerde daha net görüyoruz.

Dolayısıyla, “İzmir’i arkadan vuranlar” diye şehir plancılarını işaret edenler İzmir’i arkadan vurmaya hazırlanıyor.

http://www.planlama.org/index.php?option=com_content&task=view&id=2531&Itemid=52