‘Altıncılar huzur bırakmadı’

‘Altıncılar huzur bırakmadı’

Efemçukuru’nda, AKP Hükümeti’nin acele kamulaştırma kararı aldığı bölgede yaşayan köylüler, madenciler geldiğinden beri huzurlarının kalmadığını söylediler.

Efemçukuru’nda, AKP Hükümeti’nin acele kamulaştırma kararı aldığı bölgede yaşayan köylüler, madenciler geldiğinden beri huzurlarının kalmadığını söylediler. Tek geçim kaynaklarının üzüm bağları olduğunu belirten köylüler, altın madenini köylerinde istemediklerini vurguluyor.

Köylülerle, madene yaklaşımlarını ve yapacaklarını konuştuk.

Fikret Bay (Efemçukuru Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı): Acele kamulaştırmanın, yurt savunmasında, savaş durumlarında olduğunu öğrendik. Savaş durumu olmadığı için kamulaştırmaya da bir anlam veremedik. Biz bu altın madenini köyümüzde istemiyoruz. Ovamıza ve köyümüze zarar vereceğine eminiz. Geçimimizi üzümden sağlıyoruz. Yok olmasını istemeyiz. Bu kamulaştırmaya karşı dava açmak için girişimlerimizi başlattık. Sonuna kadar bu işin peşindeyiz.

Hasan Göksel: Geçimimiz üzüm ve tarım. Maden konusundan çok rahatsızız. Yetkililer bir an önce bu konuya el atsın.

İbrahim Sağdıç: Bizim meyvelerimizden ve üzümümüzden başka bir gelirimiz yok. Üzüm olmadığı zaman ne yapacağız? Burayı terk etmemiz lazım. Gidersek nereye gideceğiz, ne kazanacağız, neyle geçineceğiz. Biz ölmüş bir durumdayız. Allah yardımcımız olsun. Altın madeni istemiyoruz. Geldiler tüm huzurumuzu bozdular. Maden üzümlerimize zarar verecek. Devlet bize sahip çıkması gerekirken, bizi gavura satıyor. 70 yaşındayım gecelerce uyku uyuyamıyorum. Kurtuluş Savaşı döneminde buralar hep efe yatağı imiş. Buraya Yunanistan girememiş. Efemçukuru buradan geliyor.

Abdullah Şahbaz: Milletin elinden bağını bahçesini alıp da yabancı devletin şirketine vermeyi devlet kendine yakıştırıyor mu? Devlet milletine sahip çıkmalı. Nedir bu? Paraya satılıyoruz, hiç başka bir anlamı yok. Madenciler birçok şey diyorlar ama buraya yerleşinceye kadar verdikleri sözler. Yerin altından gideceğiz, üstte kazı yapmayacağız diyorlar ama inanmıyoruz. Bergama’ya gittik, oraları gördük, halkını dinledik. Burada bu çalışma başladı mı bu memleket bitmiş demektir.

Turan Mızrak: Bizim altınımız kara üzüm. Altına ihtiyacımız yok. Üzümümüzü yurtdışına, İstanbul’a gönderiyoruz. Kilosu 2.5 YTL’den satılıyor.

Mustafa Mızrak: Ben de bağcılık yapıyorum. Madene karşıyım. Madenciler 400 metre derinde galeri halinde çalışacaklarını söylüyorlar. Bizim yeraltı sularımız ne olacak? Bu sulardan beslenen 7 tane baraj var. Bunları da kirleteceklerine eminim. Şimdiden ormanlarımız kesilmeye başladı. Gençleştirme diyorlar ama inanmıyoruz.

İbrahim Özdemir: Biz bu toprakları ne diye daha önce savaşarak aldık ki? Elimizdeki Türkiye’yi canlandırmamız gerekirken döndük Amerika’yı canlandırmaya. Burayı maden var diye alıyor. Aldığı alanı zaptediyor. Sadece maden değil arazi de söz konusu. Gelen bakanlar önüne geleni imzalıyor. Yok böyle bir şey. Biz toprağımızı, bağımızı, bahçemizi verecek değiliz. Kendimizi idare ediyoruz. Gavura hizmetkar olmayacağız.

Kenan Balcı: Bizim ürünlerimizden bütün bu çevre ekmek yemekte. Bu halimizle mutluyuz, huzurluyuz. Şimdi duyuyoruz ki bizim topraklarımıza el koymuşlar. Bizim huzurumuzu kaçırdılar. Köylüleri ikiye böldüler. Her an çatışmaya girmek üzereyiz. Devlet millete uymazsa, millet devlete uymazsa ne olacak bizim halimiz. Halk olmaza devlet olur mu? İşte böyle bizim hayatımızı bozmaya geldiler. Her şey bölünmüş. Oturumlar bölünmüş. Bir cami, bir mezar bunlar birleşik. Madenciler geldi geleli suların ayarı kaçtı. Ayarımız kaçtı.

Aysun Karakuş: Altın madeninin köyümüze zararı var. Herkes zararlı diyor. Altın madeni geldikten sonra köyde ikilik çıktı. Kardeşler bile birbirine düştü. (İzmir/EVRENSEL)


Kamulaştırmaya karşı iptal davaları açıldı
Efemçukuru köyünde işletilmek istenen altın madenciliğinin önünü açabilmek için Bakanlar Kurulu tarafından alınan “acele kamulaştırma” kararına karşı köylüler dava açtı. Kamulaştırılan taşınmazlardan 14 parselin sahipleri tarafından Danıştay’da açılan iptal davasında yüksek mahkemeye; “Kamulaştırmanın Anayasa ve Kamulaştırma Yasası’na aykırı olarak “devlet ve kamu tüzel kişisi lehine değil, özel bir şirket lehine yapılmış olması, İzmir’in su havzasını kirletme riski taşıyan alanın altın madeni işletilmesi amacıyla alınmış olması ve dolayısıyla kamu yararı olmadığı, mülkiyet hakkının özüne dokunur nitelikte olması nedeniyle açıkça hukuka aykırı olması ve kararın uygulanmasının giderimi olanaksız zararlar doğuracağı” gibi gerekçeler sunuldu.

Evrensel / 13.01.2008