Altını ‘lobi’ istemiyor

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye'de özellikle de Ege Bölgesinde yoğunlaşan altın arama çalışmalarının uluslararası altın lobisi tarafından engellenmek istendiğini söyledi

ZAFER ŞAHİN (SAPANCA)

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü'nce Sapanca Güral Wellness Otel'de düzenlenen AB Sürecinde Çevre Yönetimi Çalıştayı'nda düzenlediği basınla sohbet toplantısında, Türkiye'de özellikle de Ege Bölgesinde yoğunlaşan altın arama çalışmalarının uluslararası altın lobisi tarafından engellenmek istendiğini söyledi.
Bergama ve Uşak'ta faaliyette olan altın madenlerinin faaliyete geçmemesi için yürütülen kampanyaları maksatlı bulduğunu ifade eden Eroğlu, "Devletlerarası ilişkiler nedeniyle her şeyi söylemek mümkün olmuyor. Madencilikte bazı durumlarda yurtdışından bu işi manipüle edenler var. Bunları biliyoruz. Mesela altına karşı büyük bir tepki var. Özel olarak bir devlet tarafından Türkiye'de altın çıkarılması istenmiyor" dedi.
Çevreye uyumlu madenciliğe desteklediklerini kaydeden Eroğlu, Uşak ve Bergama'daki altın madenlerinin çevre ve insan sağlığına hiçbir zarar vermeden çalıştığını hatırlattı. Bu konuda basına da önemli görevler düştüğünü ifade eden Eroğlu, şöyle devam etti: "Yurtdışından bu işi manipüle edenler var. Siyanür sadece altın madenlerinde de mi kullanılıyor? Sanayide her tarafta var. Siyanürün arıtılması da son derece basit. Uşak'taki sistem fevkalede iyi çalışıyor. Adam altın üretiyor ülkeye bir katma değer sağlıyor. Bunlara karşı çıktılar, dava açıldı, sürüncemede kaldı. Biz izin veriyoruz. Gayet çevreci diyoruz fakat birileri gidiyor, bazı insanların elbisesini çıkarttırıyor, yırtıyor, bağırıyor, aynı adamları ben başka yerlerde de görüyorum. İşleri bu. Bu konuda basın mensuplarımıza önemli iş düşüyor. Milli menfaatlerimizi kesinlikle korumamız lazım."

"KULLANMASINLAR"
Bazı çevrelerin madencilikte olduğu gibi elektrik üretimini için devreye alınan santrallere karşı çıktığını belirten Eroğlu, elektrik ve santrallar konusundaki hassasiyetini şöyle açıkladı.
– Santral yapılmasın diyen elektrik kullanmasın. Geçmişte büyük sıkıntılar yaşandı. Şu anda bir sıkıntı yok gibi görünüyor ama Türkiye gelişiyor, ihtiyaç artıyor. Yılda kişi başına 2 bin 600 kilovatsaat elektrik tüketiyoruz. Dünya ortalaması 2 bin 400. Bunu karşılamak için elimizde yeterince kaynak yok.
– Elektrik üretimi konusunda 4 temel kaynağımız var. Doğalgaz çevirim santralları, ikincisi hidroelektrik santralları, üçüncüsü kömüre dayalı santrallar öbürü de nükleer santrallar. Sadece hidroelektrik potansiyelimiz yetmiyor. Hepsini yapsak 130 milyar kilovatsaat yapıyor. Arada büyük bir fark var. Sırf doğalgaza bağlı olmak bizim için son derece tehlikeli. Bizim verdiğimiz bütün termik santrallerde AB standartlarının üstünde standart talep ediyoruz.
– Sugözü Termik Santralı konusunda köylüler önce korktu ama şimdi emisyonlar o kadar düşük ki kimse rahatsız olmuyor. İhtiyaca göre bunların yapımına izin vereceğiz. Ancak uygun yerde yapılması lazım. Şöyle bir anlayış var 'Efendim hiç yapılmasın' o zaman elektrik kullanma. Bunu yapmak zorundayız ama uygun yerde uygun teknoloji ile yapmalıyız."

Kaynak: Yeni Asır – 29.05.2010
{nomultithumb}