Allianoi yaygarası

Murat Bardakçı 

ÜZERİNİZE eski, rengi uçmuş bir tişört geçirin, hanım iseniz saçlarınızı taramaktan vazgeçin, şayet erkekseniz sakal traşınızı birkaç gün ihmal edin, meramınızı 150 kelime ile sınırlı peltek bir Türkçe ile ifadeye çalışın, aynı tornadan çıkmış sloganları hiç durmadan tekrarlayın ve her üç kelime arasında “Hayıııır!” çığlıkları atın, sonra da gidip kendinizi biryerlere zincirleyin…
Bu tavsiyelerime eksiksiz şekilde uyduğunuz takdirde “çevreci” ve “yemyeşil” bir entellektüel oldunuz demektir!
Türkiye’nin dört bir yanında bölge sâkinlerinin, özellikle de köylünün yüzünü güldürecek önemli faaliyetlere köstek olmak son zamanlarda pek bir moda ve bu modanın takipçilerine de “çevreci” deniyor.

MAKSAT, ENTELLİK OLSUN!
Bir yerde köprü yahut baraj mı yapılacak; tişörtlü, traşı gelmiş ve omuzlarında zincir yahut halat taşıyanlar hemen oradalar. Köprünün sadece inşasına karar verilmiş ama güzergâhının henüz tespit edilmemiş olması yahut barajın bölge tarımına katkısı beyzadeler ve hatunlar için hiç önemli değil. Zira, maksat, eylem vasıtası ile entellik beyânı…
Boğaz’da inşa edilecek üçüncü köprüyü hedef alan patırtılar daha bitmeden, çevrecilerimize yaz aylarında yepyeni bir eğlence çıktı: Bergama taraflarında yapılan ama henüz faaliyete geçmeyen Yortanlı Barajı bahanesi ile Allianoi yaygarası! Çevrecilerimiz, Allianoi olduğu iddia edilen yerde birkaç günden buyana “Hayıııır!” çığlıkları atarak kendilerini dağlara-taşlara zincirlemekle ve dâva üstüne dâva açmakla meşguller.
“Allianoi olduğu iddia edilen yer”
diyorum, zira arkeologlar bile kazılarda ortaya çıkartılan yerin Allianoi olup olmadığından pek emin değiller. Ortada harabelerin bir-iki antik kitapta ismi geçen kaplıcaların mekânı olduğunu gösterecek epigrafik bir kanıt, yani tek bir kitabe bile henüz yok, bulunamadı. Anlayacağınız, baraj sularının örteceği kalıntılar Allianoi olabilir de, olmayabilir de…

KOYUN CAN DERDİNDE…
Ama, meselenin çok daha önemli bir tarafı var:
Anadolu’nun dört bir yanı böyle antik şehirlerle doludur ve “Aman, dokunmayalım” mantığı ile hareket edildiği takdirde ne yol inşa edilebilir, ne baraj… Dünyada bu şekildeki mekânlara yapılan uygulama, gerektiğinde kalıntıları taşımak, yahut üzerlerinde çalışıldıktan sonra belli bir teknikle muhafaza altına alıp planlanan projeyi hayata geçirmektir. Allianoi’de yapılan da budur; harabelerin üzeri suyun bozamayacağı şekilde örtülmekte, barajın 50-60 sene içerisinde ömrünü tamamlamasından sonra, kalıntılar gerektiği takdirde tekrar ortaya çıkartılacak şekilde muhafaza edilmektedir.
Barajın hemen yanıbaşındaki köyün sakinleri “Evlerimiz ve tarlalarımız sular altında kalacak ama bize baraj lâzım” diyor, susuzluk yüzünden ürün alamamaktan şikâyet ediyor, hattâ bölgedeki bütün siyasî partilerin yöneticileri, muhtarlar ve eşraf Ankara’ya bu köşede ilk sayfasını gördüğünüz “Barajın âcilen faaliyete geçmesini istiyoruz” diyen ortak dilekçeler gönderiyorlar…
Ama bütün bunları gelin de kendilerine baraj bahanesi ile yeni bir yaz eğlencesi bulanlara ve birbirlerini dağa-taşa zincirlemekle meşgul olanlara, hattâ baraj ile müstakbel meslekleri ile alâka kurup “Hayııır!” pankartları açan Tıp Fakültesi öğrencilerine anlatın!
İngilizler’in söylediği gibi “Teach me if you can”, yani “Sıkıysa öğret, öğretebilirsen!”

Kaynak:Habertürk – 22.09.2010