AKP imar suçları ve suçlularını gizliyor

Yalçın BAYER

CHP Bartın Milletvekili, PM üyesi ve İçişleri Komisyonu üyesi Muhammet Rıza Yalçınkaya, Ankara Ek’imizdeki “Kentsel Dönüşüm Yağmaya döner mi?” yazımızda, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73. maddesinde yapılan değişiklikle ilgili, TBMM’de kabul edilen Kanun teklifindeki Anayasa’ya aykırılıklar konusunda, mahkemeye kimin başvuracağını sormuştuk.
 

Kentsel Dönüşüm Kanunu neler getiriyor

Yalçınkaya, şu yanıtı veriyor:
“Meclis’te kabul edilen bu kanun, Anayasa’nın 2, 5, 10, 13, 35, 36, 46, 56, 90 ve 138’inci maddelerine aykırı görüldüğünden, CHP olarak Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açılması için ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğün durdurulmasına karar verilmesi için, CHP Grup Başkan Vekilleri yetkili kılınmıştır.”
Kentlerinde ikişer döner Belediye Başkanlığı yapmış olan Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın) ve Metin Çobanoğlu (Kırşehir), Kentsel Dönüşüm Yasası’na karşı büyük bir savaşım verdiler. Ancak AKP hukuk tanımazlığını ve otoriter tavrını yerel yönetimler üzerinde daha da derinleştirdi. Yasa, kamuoyunda yeterince tartışılmadığı kadar neler getirdiği de pek bilinmiyor. Şehircilik ve mülkiyet hakkı bakımından muhalefetin tepkilerini özetlersek, yasanın neler getirdiği daha iyi anlaşılır:
* Amaç, kent rantlarını gerçek sahibi olan halkın elinden alıp bir grup yandaşa devrini sağlamak, ortaya çıkan yargı ve benzeri engelleri ortadan kaldırmaktır.
* İmar hukukunda hiyerarşi ayaklar altına alınmıştır. Ortada bir tutarlılık kalmamıştır.
* TOKİ’nin ya da Özelleştirme İdaresi’nin proje bazlı sorunlarına yönelik yasa çıkarılması ya da yasalar üzerinde değişiklikler yapılması bu kez Büyükşehir Belediye Başkanlarının eline verilmiştir.
* Teklifin zamanlaması TBMM’nin saygınlığına gölge düşürecek bir niteliğe sahiptir. Teklifin, AKP’li Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kentin çeperinde, nazım imar planında yeşil alan olan boş alanlarda bu plan kararlarına aykırı bir biçimde belirlediği kentsel dönüşüm alanı kararlarına karşı açılmış davalarla eşzamanlı olması dikkat çekicidir. Üstelik teklif, bu davalarda ortaya çıkan yürütmenin durdurulması kararlarının gerekçelerini ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.
* Kanunda ‘üzerinde yapı olan veya olmayan’, ‘imarlı veya imarsız’ gibi tanımlamalar, bir hukuk komedisi niteliğindedir. Bir alan, ya imarlı ya da imarsızdır, ya üzerinde bir yapı vardır ya da yoktur, üçüncü bir durumun olmadığı koşulda bu tür bir düzenleme ‘İstediğim her yerde istediğimi yaparım’ demekten öteye geçememekte, düzenlemeye hâkim olan keyfiliği gözler önüne sermektedir.

Kaynak: Hürriyet – 15.07.2010