6 bin ölü, 74 bin yaralı

 

İzmir’in yarısı çürük

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Alku uyarıyor: “İzmir’deki binaların yarısı kaçak. Depremde bu binalardan bir şey beklemek doğru değil.”

<Fatih YAPAR – Gazete Yenigün – 19.11.2007{nomultithumb}>

Son günlerde yaşana Denizli’deki depremlerle birlikte Ege Bölgesi’nde bulunan deprem kuşakları da gündeme geldi.Zaman zaman hareketlenen fay hatlarının üzerinde kurulan şehirlerin durumuna baktığımızda hiç de iç açıcı olmadığını görüyoruz.Olası depreme karşı İzmir’deki binaların dayanıklılığı, şehir planlaması ve kent sorunları hakkında İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Ömer Zafer Alku ile görüştük. Aynı zamanda Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi olan Alku İzmir’deki binaların hiç de iç açıcı olmadığını söyledi…


Diğer büyükşehirler ile karşılaştırıldığında İzmir’deki binaların son yıllarda yapılanlar ile durumunun düzeldiğini belirten Alku, “İnsanlar depremi çok çabuk unutuyor. Depremde binalar yıkıldığında ölümler olduğunda duyarlı oluyoruz. Eğer deprem korkusu ile yaşamayı bilinçli şekilde öğrenmezseniz buna uygun bina da yapamazsınız. Körfezdeki faylar ve geçiş yolları belli. Jeologlar olası bir depremin 6–6,5 olacağını söylüyor. Şehirdeki binaların yüzde 50’si kaçak bunlar bu şiddette bir depreme kolay kolay dayanamaz. Projesi olmayan, mühendislik görmemiş binalardan depremde performans beklemek mucize olur” diye konuştu.

Allah kurtarsın

Valiliğin çevre kirliliğini önlemek için yayınladığı inşaatlarda hazır beton kullanılması yönündeki genelgenin binalar için kurtarıcı olduğunu söyleyen Alku, “Hazır beton ile birlikte binalar daha da sağlamlaştı. Toz kalkmasın, çöp olmasın diye yayınlanan genelde belki olası depremde binlerce can kurtaracak. Bu olmasaydı çoğu insan malzemesi ne olduğu bilinmeyen binalar yapacaktı” dedi. Alüvyon arazide bina yapılamaz anlayışının olmadığını doğru olmadığını belirten Alku şöyle devam etti: “Binayı sağlam yaparsanız hiç bir şey olmaz. Deprem yumuşak zeminde yavaş ilerlediği için sarsıntı uzun sürür. Kayalık ve dağlık bölgede ise sert ve kısa olur. Gecekondu bölgelerindeki binaların çoğunun ne ruhsatı ne de tapusu. Olası bir depremde Allah kurtarsın demekten başka bir şey bulamıyorum. İzmir’in en prestijli yerlerinden biri olan Mavişehir’de bile binalarda oturmalar meydana gelmeye başladı” dedi.

Sebze müteahhidi

Kentleşmenin hızlı olduğu büyük şehirlerde önüne gelenin müteahhit olduğunu belirten Alku, “Acele müteahhitlik kanunu çıkartılması gerekiyor. Sebzeye, balığa taahhüt verir gibi inşaatlara taahhüt veren adamlar ortalarda geziyor. Referansı olmayanın, iş bitirme belgesi gösteremeyenlerin inşaat yapmasına izin verilmemelidir. Büyük kırımlar ile inşaat, kooperatif işleri yapanlar var. Eğer bizi yüzde 50 kırımla iş yapıyorsa o kişinin yaptığı binanın kapısından bile geçilmez. Ama ne yazık ki bu duruma engel olan hiç kimse yok. Yapı denetim kanunlarında da büyük boşluklar var. İki üç yıl önce oda olarak uyarılarımızı yaptığımızda bize alt komisyonlarda görüşmelerin yapıldığı söylendi. Ne yazık ki bir düzeltme gayreti yok” diye konuştu.Kentte bulunan binaların denetim ve inşasında yapıların kontrolünde üniversite, valilik, belediye ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışmalar yapması gerektiğini söyleyen Alku oda olarak Bayındırlık İl Müdürlüğü ile ilişkilerinin birlikte sadece inşaatta çalışan kalfa ustalık belgesi verilmesi olduğunu vurguladı. Alku, Büyükşehir Belediyesi’nin elemanlarına bina nasıl denetlenir, proje nasıl yapılır kursu verdik. İki büyük kurum ile ilişkimiz bundan öteye gidemedi. Tamirci adam dükkan açmak için ustalık belgesi alırken müteahhit için belge bile istenmiyor. Yerel yönetimlerin bina denetimleri ve güçlendirme için ayırdıkları para çok az. Özel idare bu yıl 5 milyon YTL para ayırdı. Bunlar ile bir şey yapılmaz. Önce yüzde 50 kırım ile ihale alan şirketlerin yaptığı kamu kurumları denetlenmeli” dedi.

Belediyeler göz yumuyor

Yıllar önce belediyeler ile yaptıkları protokol ile bina denetimleri yaptıklarını artık bunların da ortadan kalktığını söyleyen Alku, “Denetim işlerini firmalar yapıyor. Yapı Denetim Kanunu’nda odamızın adı bile yok. Yıllar önce kurulan kooperatifleri denetledik. Odamıza ait aracın üzerinde halen denetim aracıdır yazıyor. Bunların hepsi kağıt üstünde kaldı. Bakanlık sadece yapı denetçilerinin eğitimlerini bize devretti. Belediyelerde ise personel yetersiz. Yeterli denetim yapılmıyor. Eğer yapılan kaçak binalara bu zamana kadar belediyeler göz yummasalardı kaçak binaların oranı yüzde 50’lere kadar kesinlikle çıkmazdı. Ayrıca belediyeler ev yapacak vatandaştan yüksek derecede paralar istiyor. Mevzuatı çok karışık. Vatandaşın önü açılması gerekir yoksa adam bir yolunu bulur kaçak binayı diker. Sonra da yıkmaya çalışırsınız” diye konuştu.

Yeni mezuna güvenmek!

Gelişmiş ülkelerde sorumlu mühendislik kavramının olduğunu mühendislerin odaların yaptığı sınavlardan geçtiğini vurgulayan Alku ABD’de bir eyalette iş yapan mühendisin başka eyaletin sınavlarına girdikten sonra orada çalışma izni alabildiğini belirtti. Okuldan mezun olmanın bu işi yapmak için yeterli olmadığının bilinmesi gerektiğini vurgulayan Alku, “Türkiye’de bir üniversitenin inşaat mühendisliği bölümünden yeni mezun olan biri 30 katlı binanın altına ben yaptım imzası atıyor. Üniversitelerde işin uygulamaları anlatılmadığından mühendis eksik yetişiyor” dedi.

RADIUS Projesi geçerli

Birleşmiş Milletlerin 7 yıl önce olası bir depremde yapacağı etkiyi ölçmek için yaptığı RADIUS projesinin halen geçerli olduğunu söyleyen Alku, “ Büyükşehir Belediyesi, Kandilli Rasathanesi ve odamızın işbirliği ile yapılan çalışmada olası bir depremin vereceği hasar ölçüldü. Balçova, Bornova, Buca, Çiğli, Konak ve Karışaya’da proje kapsamında 180 bin bina birebir incelendi. İçinde konut, hastane, iş merkezleri ve kırsal evlerin olduğu 180 bin binanın 6,5 şiddetindeki depreme karşı dayanıklılığı ölçüldü. Oluş saati bile ayarlanan depremde 45 bin binanın hasar göreceği, nüfusu kentte 2 milyon olan İzmir’de bu şiddette 74 bin yaralı, 6 bin 300 ölünün olacağı ortaya çıktı. Yapı stoğunun iyi görünmediği İzmir’de bu proje kapsamında çıkan sonaçların hepsi bugün de geçerli. Ne yazık ki geçen yıllar içinde hiç bir şeyden ders almadan bugünlere geldik” dedi.