28.11.2007 – Milliyet Ege – ”Meli, malı” ya da ”malı, meli”

''Meli, malı'' ya da ''malı, meli''

Satır Arası / Deniz Sipahi

İzmir’in geleceğini tehdit eden yatırım iklimi yeniden kendini göstermeye başladı. Aslında son 30 yılın tipik ''İzmirlilik hali'' gibi gözüken bu duruma; ilginçtir Türkiye’nin hiçbir yerinde rastlanmıyor.
Kentin demokratik, katılımcı ortamı sanki geleceğe ipotek koyan bir durumla karşı karşıya artık…
Yorumlar hep aynı
''Ranta izin vermeyiz…''
Bir yerde hukuksuzluk varsa, yolsuzluk varsa, adam kayırma varsa, kentin beklentilerini karşılamayan bir durum varsa…
Tabii ki izin vermeyeceksiniz.
Böyle durumlarda kamuoyu zaten odaların, derneklerin, bireylerin yanında…
Bugüne kadar kentin geleceğini ilgilendiren birçok konuyla ilgili sayısız güzel örnek sayabilirim.
İzmirlilerin duyarlılığı, kentlerine sahip çıkmaları kıskandıracak ölçülerdedir.
Tekrar ediyorum.
Yasalara aykırı herhangi bir durum olduğu durumda yanlışı düzeltmeye çalışacaksınız, doğrunun peşinden koşacaksınız.
Şehir Plancıları Odası’nın İnciraltı’ndaki EXPO alanıyla ilgili açtığı dava sonrasında farklı yorumlar yapıldı.
Eleştiriler belki de bugüne kadar hiç böylesine yüksek sesle dile getirilmemişti.
Bunlar içinde haddini aşan, eleştiri dozunu geçen sözlerin olduğunu da hatırlatmak isterim.
Bunları onaylamamız elbette mümkün değil.
Ama dikkatinizi çekti mi; tonu eleştirilmekle birlikte kamuoyunun büyük çoğunluğu ortak bir söylemde buluşmuştu.
Bu; İzmirlilerin odalardan, derneklerden, sivil toplum liderlerinden, fikir önderlerinden beklentilerinin değiştiğinin bir göstergesidir.
Uzun zamandır bir eleştiride bulunuyorum.
Meslek odalarının seçimlerinde katılım son derece düşük. 5-6 bin üyesi olan odaların seçimleri 200-300 kişinin katılımıyla gerçekleşiyor.
Genellikle de aynı isimler etrafında dönen bir kısırdöngü yaşanıyor.
Ben bu fotoğrafın artık değişmesi gerektiğini düşünüyorum.
Meslek odaları bir kentin, ülkenin geleceğinde çok önemli işlevleri olan kurumlardır.
Buralardan gelen basın açıklamalarını gazetecilik hayatım boyunca hep titizlikle okumuşumdur. Artık sonu ''meli, malı'' fiilleriyle biten cümleler kullanmaktan kaçınmalıdırlar.
İzmir gibi farklı olduğunu iddia eden odaların yönetim kurulları son 20 yılda kentin vizyonunu açacak hangi projeleri önermiştir, hangilerinin önderliğini yapmıştır?
Bunlardan kaçı uluslararası bir yarışmaya girmiş ve ödül almıştır?
Bana bir tane örnek gösterebilirler mi?
''Meli, malı'' ya da ''mali, meli…''
''Yapılmamalı, edilmemeli…''
Peki soruyorum?
Çiğli’nin tepeleri, Hatay’ın ve Bayraklı’nın sırtları, Bornova’nın, Buca’nın gecekonduları apartman oluyor.
Bir zevksizlik kalkıyor, yerine yeni bir utanç mabedleri inşa ediliyor.
Oysa ben bu odaların başkanlarından, yönetim kurullarından İzmir’i, Türkiye’yi ayağa kaldırmalarını bekliyorum.
Gerekirse yürümelerini, gerekirse demokratik tavırlarını sonuna kadar göstermelerini istiyorum.
Onlarla birlikte yürümeye, hareket etmeye hazır olan İzmir’de on binler var.
Şehir Plancıları Odası kendi görev alanında açtığı davada böylesine tepki çekiyorsa ben onların yerinde olsam ilk eleştiriyi kendime yaparım.
İkincisi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın telefonlarına çıkmayan, randevu vermeyen bir yönetimi ben olsam sorgularım.
Dünya uzlaşma, uzlaşamasa da iletişim dönemini yaşıyor. İletişimi kopan kurumların ortak çözümler üretme şansı asla olamaz, bunu herkes çok iyi bilmelidir.
Üçüncüsü ise Şehir Plancıları diğer odaları yanına alıp bir basın toplantısı yapacağına tek başına çıkıp kendi gerekçelerini açıklasaydı çok daha şık bir davranış olurdu.

Milliyet Ege / 28.11.2007