28.11.2007 – Evrensel – EXPO, mahalle baskısı ve linç hakkında…

KENT YAZILARI
Necati Uyar

EXPO, mahalle baskısı ve linç hakkında…

İzmir’in aday olduğu ve Milano kenti ile yarıştığı, EXPO-2015’in hangi kentte düzenleneceğine ilişkin kararın alınmasına birkaç ay kala yaşanan gerilim, EXPO konusunu son ayların moda deyimiyle “mahalle baskısına” dönüştürdü. EXPO’nun İzmir’de düzenlenmesini “milli dava” olarak algılayan kesimlerin duyarlılığını kullanarak, EXPO’yu sekiz yıl öncesinden nakde çevirmeyi hedefleyen kesimlerin öncülüğünü yaptıkları bu süreç, İzmir’de yerel gazete manşetleri ve televizyon kanalları kullanılarak, baskıdan öte bir linç kampanyasına dönüşmüş durumda. Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi yönetimi son günlerde bu “EXPO-duyarlı” kesimlerin hedefinde.

Cumartesi günü Evrensel gazetesinde Emine Uyar imzası ile yayımlanan “EXPO alanı mahkemelik oldu” haberinde olduğu gibi, konuya ilişkin şube yöneticilerine söz hakkı tanıyan az sayıda objektif haberin dışında, bir kısım yerel basının konuyu ele alış biçimi ve manşete çıkarılan sözleri eden kesimlerin ruh hali, vahim olmaktan da öte ürkütücü.

Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi’nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından EXPO için yapılmış olan 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planına karşı açmış olduğu davaya yönelik tepkisini “Arkadan Vurdular”, “Bunlar İzmir’i sevmeyenler lobisi”, “Arkadan vuranlara mahkemeden cevap”, “Kaybedersek hepinizi yakarız”, “EXPO’yu kaybedersek pantolonunuzu alırız”, “Tek çıkış yolunuz var halktan özür dileyin” gibi manşetlerle gösteren yerel basının tavrı, başlı başına sosyolojik araştırma konusu.

Aslında son haftalarda yaşanan süreç dışında bakıldığında, EXPO konusunda İzmir’de genel bir uzlaşma da var. EXPO-2015’in ülkemizde gerçekleşmesi için bir yandan İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde İzmirliler tarafından yoğun bir kampanya yürütülürken, diğer yandan AKP iktidarının da konuya ilgisiz kalmadığı, gerekli çabayı harcadığı göze çarpıyor. Bugünlerde mahallenin kötüsü ilan edilen Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi de EXPO-2015’in İzmir’de gerçekleşmesi için olumlu görüş açıklayan, yer seçim tartışmalarına aktif katılan kuruluşlardan.

Son günlerde EXPO başlığı altında yaşanan tartışmaların gerçek nedeni de aslında EXPO değil. Yaşanan tartışmanın, yaratılan “manşet fırtınası”nın gerçek nedeni, İzmir’de uzun yıllardan bu yana süren bir oyunun finalinin yaklaşması nedeniyle yükselen gerilim. İzmir’in değişmez konularından olan, İnciraltı bölgesinin geleceği aslında son günlerde tartışılan. Yani yaşanan tartışmada, Odayı “EXPO karşıtı vatan haini” ilan edenlerin bir bölümünün ne EXPO umurunda ne de İzmir.

İnciraltı bölgesi, İzmir kent merkezine çok yakın, Körfeze kıyısı olan ve yıllardır tarımsal amaçla kullanılmış, büyük bölümü satışlarla el değiştirmiş, izlenen bilinçli politikalarla önemli bozulmalara uğramış, kimine göre tarım alanı, kimine göre asla tarım yapılamayan, toprağı verimsiz villa arsası.

Kiminin turizm alanı olarak gördüğü, dev oteller ve alışveriş merkezleri hayal ettiği bir alan olan İnciraltı, kimisi içinse uğrunda kavga edilmesi gereken, kent içinde kalmış tek açık alan. Öyle bir alan ki İnciraltı, uzaktan baktığında kimi yeşil dolarlar görüyor yığınla, kimi sarkan portakallarla beneklenmiş yemyeşil narenciye bahçesi.

Böylesi bir ortamda, bir yandan gelen saldırılara karşı ayakta kalmaya çalışan Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, diğer yandan yaşadıkları kente, kentliye derdini anlatabilme telaşında. İşin en acı yanı ise koskoca İzmir’de böylesi tartışmalı bir konuda, dışlanmış ve yapayalnız bırakılmış durumda.

Yürütülen kampanyanın linç girişimine dönüşmesine ramak kalmışken, şube yönetiminin yanında olması gerekenlerin hiçbirinden çıkan bir ses yok. Yükselen tek ses “pantolonunuzu alırız, hepinizi yakarız” diyenlerin sesi.

İş lafa geldiğinde mangalda kül bırakmayanlar, doğal alanların, kültürel değerlerin, tarım alanlarının sözde koruyucularından bu kez her nedense çıt yok. Henüz İzmir’de yapılması kesinleşmemiş EXPO için, İnciraltı’nın kolaylıkla gözden çıkarılmasına isyan eden, diğer “sözde” ilgili meslek odaları gibi, başını kuma gömmektense Anayasal görevinin gereğini yapıp yargıya başvuran şube yöneticileri, mahallede istenmeyen adam ilan edilirken ve yürütülen kampanya linç girişimine dönüşürken, diğerlerinden hiç ses çıkmıyor. Nerede oldukları ve “nerede durdukları” bilinmiyor.

Gerçekten siz neredesiniz?

Şube yöneticileri böylesi abluka altında kıvranırken dahi ses vermeyen Şehir Plancıları Odası Genel Merkezi’nin yöneticileri neredesiniz? Neredesiniz, İl Koordinasyon Kurulları aracılığı ile ülkenin nabzını tuttuğunu savunan TMMOB yöneticileri? Neredesiniz, yıllardır kente ilişkin her konuda “taraf” olduğunu ilan eden Mimarlar Odası’nın yöneticileri? “Burası tarım alanı değil, turizm alanıdır” diyenleri tüm Türkiye işitirken, neredesiniz her seçimde Oda başkanlarını Meclis’e göndermeyi gelenekselleştirmiş, ülke toprağını savunmayı Anayasal görev edinmiş olan Ziraat Mühendisleri Odası’nın yöneticileri. Neredesiniz?

Toprakta oluşan rant kokusunu yüzlerce kilometre uzaktan dahi alanlar manşetlerden inmezken, toprağın gerçek kokusunu alabilenler ya siz neredesiniz? EXPO’yu yazlığına daha kolay gitmek için kurulacak köprünün bahanesi olarak görenler, Körfezi altından ya da üstünden hızla geçmeye heveslenenler manşetlerdeyken, İzmir Körfezi’ne şiir yazanlar, türkü düzenler, gerçek İzmirliler ya siz neredesiniz?

Evrensel / 28.11.2007