18.11.2007 – Yeni Asır – Hep o kafa ve hep istemezük!

 

Adı Şehir Plancıları Odası!…{nomultithumb}
Sokakta yolunu keseceğiniz rastgele bir kişiye "Bu Odayı bilir misin? İşlevi nedir ?" diye soracak olursanız, alacağınız cevap kocaman bir "hayır"dır.
Bu Oda'nın işlevini son Danıştay başvurusu üzerine İzmirliler öğrenmiş oldular.
Bu olayın öncesinde yaşananlar insanların gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçti ve o insanlar "Türkiye'nin geri kalmışlığının başlıca nedenlerinden birini" daha farketmiş oldular.
Hep o kafa….
Atılımcılığı ve bu atılımcılığın gerektirdiği cesareti "tu kaka" ilan eden o kafa…
İnsanlarımızı "bir lokma, bir hırkaya mahkum eden" o kafa!
Bu kafalar otoyollara da karşı çıkmışlardı, barajlara ve santrallara da! Köprülere de…
Hatta, şimdi sığındığımız GAP'a bile…
İzmir'i şu Basmane'deki "utanç çukuru" ile yaşamaya mecbur eden kafa da bu çirkin ideolojinin ürünü.
***
İzmir'in şu EXPO mücadelesi neredeyse milli bir mesele olacak.
Konu, İzmir'i aşmış ve hükümet meselesi haline gelmişti.
İnciraltı bu atılımın odak noktası kabul edilmiş, çalışmalar bu yönde yürütülmeye başlanmıştı.
Rakip ise "kırk baharın otunu yemiş" Milano ve buraya çöreklenen bürokrasi.
Türkiye akılcı bir propaganda çalışması sergiliyor ve "Bu işi ben götürürüm" diyordu ki, kanunların ya da tüzüklerin satırları arasından sızıp, bunu bir marifet sayan kafa Danıştay'ın kapısına dayanarak:
"Bu işi bozun…" diyor.
Gerekçe de şu: Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın plan değişiikliğinde İnciraltı (Fuar Alanı) olarak işaretlenmiştir. Oysa bu değişiklik Çevre Bakanlığı tarafından hazırlanan planla örtüşmüyor."
İki bakanlık arasında çözülecek bir sorunu "istemezük" kafasına malzeme yapmak kent sevgisi ve kültürü ile nasıl bağdaşır?
Varsın bunu İzmirliler değerlendirsin.