1/100.000 Ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planı’na itiraz ettik.

Muğla Valiliği, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü'nde askıya çıkarılan 1/100.000 Ölçekli Manisa–Kütahya–İzmir Çevre Düzeni Planı’na yasal süreci içerisinde 05.09.2007 tarihinde itirazlarımızı ilettik. İtirazlarımızı içeren metin aşağıdadır: {nomultithumb}
 
ÇEVRE ve ORMAN İL MÜDÜRLÜĞÜ'NE
                                                                        MUĞLA
(T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞINA İLETİLMEK ÜZERE)

1/100.000 Ölçekli Aydın – Muğla – Denizli Çevre Düzeni Planı'na itiraz gerekçelerimiz aşağıda yer almaktadır:

  • 1. PLAN SINIRLARI VE YETKİ SORUNU
  • 1.1 Plan sınırlarının belirlenmesinde mekânsal bir "bütünlük" ilkesi bulunmamaktadır. Sınırlar, ne tam olarak doğal havza sınırlarına ne de DPT tarafından belirlenmiş istatistikî bölge sınırlarına oturmaktadır. Planda sınır olarak yalnızca il idari sınırları dikkate alınmıştır. İdari sınırların plan onama süreçleri açısından önemi elbette ki bilinmektedir. Bu durumda, havza sınırları ile idari sınırların çakışmasından oluşan bir plan sınırı elde edilebilmek açısından sözgelimi akarsu havzaları ile "ilçe" sınırları çakıştırılarak elde edilecek bir plan sınırı belirlenmesi mümkündür.

Her ne kadar yapılan plan Çevre Düzeni Planı olarak tanımlansa da, gerek ölçek ve gerekse de kapsadığı alan göz önünde bulundurulduğunda alt bölge niteliğinde bir plan çalışması olarak değerlendirilebilir. Aydın, Muğla, Denizli kentlerinin bir plan bölgesi olarak tarif edilmesinin rasyonel bir gerekçesine plan raporu ve notlarında rastlanılmamıştır. Bu bölge tarifi, Türkiye'nin bugüne kadarki bölge planlama birikimi ve bölge planlamanın genel ilkeleri doğrultusunda gözden geçirildiğinde de, iç tutarlılığı olan bilimsel bir gerekçe bulmak güç gözükmektedir.

Planın alt-yöre sınırlarına ilişkin önerileri göz önüne alındığında su havzaları bu çalışma için belirleyici olduğu düşünülebilecekse de, plan bölgesi bir bütün olarak düşünüldüğünde, il sınırlarının temel alınmış olması nedeniyle, havza sınırları ile tam olarak çakışmadığı görülmektedir. Bu sorunun çözümüne yönelik ne tür önlemler alınabileceğine ilişkinde herhangi bir öneriler dizisi ya da öneri bu planda dikkat çekmemektedir.

  • 1.2 Planlama alanında farklı kurumlar açısından yetkilerin çakışması söz konusudur. Planda belirlenen alt bölge sınırları içindeki alanlarda alt ölçekli planları üretmesi için yetkilendirilen "İl Özel İdareleri" ile "Belediyeler" ve kendi alanlarında ilgili yasal düzenlemelerle plan yapma yetkisine sahip "Bakanlıklar" arasında yetki ve koordinasyon açısından ortaya çıkan çakışmalar, olası çatışmaları da getirmektedir. Bu durum üretilecek planlarda plana altlık oluşturacak verilerin ve geliştirilen plan kararlarının çelişmesine neden olacaktır.

Plan sınırları içinde, özel kanunla planlama yetkisi verilen alanlar yerine, bütünlüğü sağlanmış ve ilgili bölgede plan yapma/onama yetkisine sahip tüm kurumların yetki alanlarını kapsayabilecek tek bir plan üretilmeli, böylece karar ve uygulama süreçlerinde hem mekânsal hem de ekonomik bütünlük sağlanmalıdır.

  • 1.3 Planlama ilkeleri açısından; bu ölçekte üretilen bir planda, planlama alt bölgeleri tanımlanması ve bu alt bölgeler bütünlüğünde her bir alt bölgeye ilişkin üretilecek alt ölçekli çevre düzeni planı ve nazım imar planlarının bütüncül ve idareler arası işbirliği ile planlanması esastır. Buna karşın, Aydın Muğla Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda planlama alt bölgeleri oluşturulmuş ancak plan hükümlerinin "4. Tanımlar" bölümünde "Planlama Alt Bölgeleri" ve "Planlama Alt Bölgeleri Dışındaki Alanlar" ayrı ayrı tanımlanarak plan sınırı içinde bazı bölgeler planlama alt bölgeleri dışında bırakılmıştır.

Öte yandan 7.6 numaralı plan hükmünde "Bu planın onayından sonra, planlama alt bölgeleri dışındaki alanlarda, bu planın ilke ve stratejileri ile plan karar ve hükümlerine uygun olmak koşulu ile 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı yapılmaksızın, 3194 sayılı "İmar Kanunu"nu uyarınca Nazım ve Uygulama İmar Planları yapılabilir" denilmektedir.

Planlama Alt Bölgeleri Dışındaki Alanlar'da 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı yapılmaksızın, 1/100.000 gibi kapsamlı bir ölçeğin altında doğrudan Nazım ve Uygulama İmar Planları'nın yapılması plan kademelenmesi ve planlama ilkelerine aykırıdır. Bu kararla planın bütünlüğü ve tutarlılığı tehlikeye atılmıştır.

  • 1.4 8.5.4. numaralı plan hükmünde; "Planlamada bu alanlarda yetkilendirilmiş olan kurumların koordineli çalışması sağlanacaktır" denilmekte ve 8.29.3. numaralı plan hükmünde; "Bu alanlarda (planlama alt bölgeleri) yapılacak planların hazırlanması sırasında ilgili idareler arasında işbirliği yapılacaktır" denilmektedir. Ancak bu işbirliğinin nasıl sağlanacağı açık ve net olmamakla birlikte uygulanabilirliği belirsizdir.

Plan notları ve raporunda bu koordinasyonun hangi kurum tarafından nasıl bir süreçle sağlanacağı ve nasıl denetleneceği belirsiz bırakılmış, böylece mevcut yetkilerin çatışması ya da kararların çelişmesi gibi bir olasılığa karşı alınabilecek bir önlem fırsatı değerlendirilememiştir.

 

  • 2. PLAN İÇERİĞİ VE KAPSAM SORUNU
  • 2.1 7.23. numaralı plan hükmünde; "Mevcut ulaşım altyapısı dışında, bu planda önerilen havaalanı; demiryolu ve karayolu güzergahları ile liman ve yat limanı gösterimleri şematik olup bu kullanım kararlarının işlerlik kazanabilmesi için ilgili kurumlarca yatırım programına alınması gereklidir. Bu planın onayından sonra karara bağlanacak olan devlet yatırımları, planın ilke ve stratejileri doğrultusunda bu plana işlenecektir." denilirken; 7.37. numaralı plan hükmünde; "Bu plan ile belirlenen planlama alt bölgeleri içinde veya dışında, ihtiyaç olması halinde, güvenlik, sağlık, eğitim vb gibi sosyal donatı alanları; büyük kentsel yeşil alanlar; kent veya bölge/havza bütününe yönelik her türlü katı atık ve arıtma tesisleri; teknik altyapı alanları; karayolu, demiryolu, havaalanı, liman vb gibi ulaşım altyapısı; baraj, enerji üretimi ve iletimine ilişkin kullanımlar bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri doğrultusunda, kamu yararı gözetilerek değerlendirilir. İlgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak, bu alanlara ilişkin alt ölçekli planlar ilgili idaresince, bu planın ilke ve esasları çerçevesinde hazırlanır, bakanlığın görüşü alınarak onaylanır. Onaylanan planlar, sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir. Söz konusu tesisler amacı dışında kullanılamaz." denilmektedir.

Bu hükümler plan bütünlüğüne zarar verebilecek risklere sahiptir. Oysa bu büyüklükteki yatırım kararlarının mutlaka bu Çevre Düzeni Planı ile üretilmesi gerekmektedir.

Elbette ki her ölçekteki planlama sürecinin temel özelliği dinamik olmasıdır. Zaman içinde yeni gereksinimler gündeme gelebilir, ancak bu yeni gereksinimlerin karşılanması, planın diğer kararlarıyla ilişkilendirilerek ve bu ölçekte daha önce yapılmış analizlerle de karşılaştırılarak ilgili kurum, kuruluş ve müellif görüşü alınarak yapılacak revizyonlarla gerçekleştirilmelidir. Aksi durumda bu plan, kendi varlığını da tehlikeye atmaktadır.

  • 2.2 Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından "Turizm Bölgesi" ilan edilen alan sınırları içerisinde geniş orman alanları da bulunmaktadır. Planın bu alanlara işaret etmemesi ve karar üretmemesi büyük bir çelişkidir. Bu planın -"Turizm Bölgesi" sınırları içerisinde kalsa dahi- bu bölgelerdeki orman alanlarının korunmasına yönelik bir karar üretmesi gerekmektedir.
  • 2.3 7.42. numaralı plan hükmünde; "Mevcut organize sanayi bölgelerindeki çevre sorunlarını önlemek amacıyla, arıtma tesisi olmayan bölgelerde arıtma tesisleri iş termin planına göre yapılacaktır. Bu tesislerin verimli çalıştırılması zorunludur" denilmiş "ancak arıtma tesisi olmayan bölgeler"in saptaması yapılmamış, bu saptamayı hangi kurumun yapacağı açıklanmamıştır.

Ayrıca, 7.43. numaralı plan hükmünde; "Bu planın onayından önce düzensiz olarak yapılaşmış alanların, çevreye olabilecek zararlarının azaltılması amacıyla sıhhileştirilmesi, yenilenmesi ve yaşanılabilir hale getirilmesi sağlanacaktır" denilmiştir. Ancak bu kararın nasıl gerçekleştirileceği açık ve net olmamakla birlikte uygulanabilirliği belirsizdir. Bahsi geçen alanların hangi kurum tarafından nasıl bir süreçle saptanacağı ve uygulamanın kim tarafından gerçekleştirileceği ve hangi kurum tarafından denetleneceği belirsiz bırakılmıştır.

 

  • 3. PLAN KARARLARI
  • 3.1. Yürürlükteki Çevre Düzeni Planları İle İlişki

7.9. numaralı plan hükmünde; "Bu planın onayı ile, varsa, ölçeğine bakılmaksızın, daha önce yürürlükte bulunan tüm çevre düzeni planlarının, bu plan kararlarına ve hükümlerine aykırı olmayan uygulama hükümleri geçerlidir" denilmekte ve bahsedilen planların bu plana aykırı olan hükümleri konusunda herhangi bir açıklama veya yaptırıma yer verilmemektedir.

Mevcut çevre düzeni planlarının bu planın kararlarına nasıl yansıdığı, hangi çevre düzeni plan kararlarını nasıl ve neden değiştirilmesi gerektiği hangilerinin aynen korunacağına ilişkin bilgiler ve bu tür kararların gerekçeleri çok önemli bir strateji olarak plan bütününde mutlaka yer almalı ve plan hükümleri ile raporunda açıklanmalıdır.

  • 3.2. Kentsel Gelişme Ve Genel Arazi Kullanım Kararları
  • 3.2.1. 7.12. numaralı plan hükmünde; "Onanlı imar planlarında, bu planın ilke ve stratejileri ile nüfus kabulleri doğrultusunda uygulamaya devam edilecektir" denilerek, stratejisi ve nüfus kabulleri bu plan ile çelişen onanlı imar planları bulunup bulunmadığı ve bu planların durumu konusunda bir açıklama yapılmayarak karar üretilmemektedir.

Oysa bahsedilen planlarla ilgili detaylı araştırmayı yapmak, bu alanlarda ne kadar arsa satıldığı, ne kadar parselasyon yapıldığı, ne kadar ruhsat kesildiğine ilişkin analitik veriler elde etmek ya da üretmek, analiz paftalarını ve kurum görüşlerini edinmek ve hangi planların öncelikle revize edileceğini belirlemek plan müellifinin ve yetkili otoritenin görevidir. Bu işlem planın onanmasından önce gerçekleştirilerek üretilecek kararlar plana işlenmelidir.

Bu bağlamda; 1/100.000 Ölçekli Aydın Muğla Denizli Çevre Düzeni Planının 2025 yılı nüfus kestirimlerinin işaret ettiği ihtiyacın üstünde gelişme alanı öngören mevcut planların planlama ekibince incelenerek, inceleme sonucunda belirlenecek yerleşmelerde söz konusu planların yalnızca bu plan ile öngörülen nüfus ihtiyacına yönelik yapılaşma tarif eden revizyonunun yapılması ayrıca plan hükmüne bağlanmalıdır.

  • 3.2.2. Temel planlama yaklaşımlarından birisi; yerleşime uygun ve gereği kadar alanın, etaplar halinde kentsel gelişmeye açılması ilkesidir. Bu temel yaklaşıma paralel olarak AMD ÇDP analiz çalışmalarında plan sınırı içindeki tüm yerleşmelerin 2025 yılı nüfus projeksiyonları yapılmış, uydu görüntülerinden yerleşik alanlar tespit edilmiş, nüfus yoğunluğu saptanmıştır.

Bu çalışmalara karşın, 7.11. numaralı plan hükmünde; "Bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planları geçerlidir" denilmektedir. Böylece gereksinimden fazla nüfus kapasitesi bulunan ve yine gereksinimden fazla kentsel gelişim alanının planlandığı mevzi imar planları bulunup bulunmadığı ayrıntılı analizlerle tespit edilmeden yürürlükteki mevzi imar planları aynen kabul edilmiştir.

Hangi sebeple olursa olsun gereksinimden fazla alanın kentsel gelişme alanı olarak planlanması savunulamaz. Bu planın kapsadığı coğrafyada yer alan çok nitelikli tarım arazileri, zeytinlik alanlar, orman alanları, su havzaları vb korunması gerekli doğal değerlerin yok olmasına yol açacak ve gereksinim fazlası için üretilen plan kararlarının derhal durdurulması gerekmektedir.  

Öte yandan 7.11 numaralı plan uygulama hükmündeki "…mevzuata uygun olarak onaylanmış…" ifadesinin "…mevzuata ve planlama ilkelerine uygun olarak onaylanmış…" biçiminde değiştirilmesi yerinde olacaktır.

  • 3.2.3. 8.1.1.2. numaralı plan hükmünde geçen "İmar planlarında, daha uygun çözümlerin üretilmesi için, aynı plan ve uygulama kapsamına girmesi koşulu ile farklı idari sınırlar içinde kalan alanlar arasında yoğunluk transferi yapılabilir" ifadesi şehircilik ilkeleri, planlama esasları, imar mevzuatı ve ilgili yasa ve yönetmeliklerine aykırıdır.
  • 3.2.4. 8.2.1.9. numaralı plan hükmünde "Bu planın onayından sonra, ihtiyaç duyulabilecek olan sanayi alanları, planın koruma kullanma dengelerini gözeten ilke kararları kapsamında, öncelikle toprak niteliğinin düşük olduğu alanlarda, TC. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın ve ilgili kurum ve kuruluşların uygun görüşleri alınarak, Organize Sanayi Bölgesi statüsünde veya minimum 50 hektar alana sahip olacak sanayi alanları şeklinde oluşabilecektir. İlgili idaresince belirlenecek bu tür alanlar bakanlığın görüşüne sunulacaktır. Talebin uygun bulunması halinde bakanlıkça bu planda değişiklik yapılır." denilmektedir.

Öte yandan 8.28.1 ve 8.28.2 numaralı plan hükümlerinde "Enerji üretim alanları" ve enerji iletim" tesislerinin ilgili bakanlıkların uygun görüşü alınarak 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği yapılmasına gerek olmaksızın imar planlarının yapılabileceği belirtilmektedir.

Bölgesel ölçekte etkili olacak böylesi büyük yatırım kararları bu Çevre Düzeni Planının bütünlüğü içinde üretilmek durumundadır. 1/100.000 ölçekli Aydın Muğla Denizli Çevre Düzeni Planı, bölgenin geleceğine yön verecek bir alt bölge planı olarak değerlendirildiğinde, büyük ölçekli yatırım kararlarının bu planda yer almamasına rağmen bakanlığın uygun görüşü ile plana yansıtılması planın bütünlüğünü bozucu nitelikte bir plan kararıdır.

  • 3.2.5. 8.2.1.10. numaralı plan hükmünde; "Geçici tesis niteliğinde olmayan ve ÇED yönetmeliği kapsamında kalan maden sanayileri, öncelikle bu planda yer alan sanayi alanlarına yönlendirilecektir. Ancak, işletme izni alınan maden sahalarında, çıkarılan madenlerin işlenmesi amacıyla gerek duyulacak sanayi tesislerinin. Zorunlu olarak maden sahası içinde yer almasının gerektiği durumlarda, bu kullanımlar, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda, bakanlığın uygun görmesi halinde, gerekli izin ve onaylar tamamlanarak maden sahası içinde yapılabilir." denilmektedir.

Böylesi bir kullanım kararının 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarında ve gerekli analizlerin yapılmasının ardından verilmesi gerekmektedir. Bu tür bir kullanım kararı 1/100.000 ölçekli bir Çevre Düzeni Planında ele alınamaz.

  • 3.2.6. Plan sınırları içinde depremsellik riskinin yüksek olduğu bilinmektedir. Buna karşın, plan raporunda ve notlarında depremsellik, fay hatları, jeolojik – jeoteknik yapı, taşkın alanları, aktif heyelan alanları ve bunlara ilişkin alınacak önlemlere ilişkin herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Ayrıca bu plana dayanılarak üretilecek alt ölçekli planlarda "her ölçeğin izin verdiği detayda" mikro bölgeleme yapılması gerekliliği göz ardı edilmemelidir.
  • 3.2.7. 8.6 numaralı plan hükmünde tanımlanan maden işletme tesisleri her ne kadar geçici tesis statüsünde yer alıyor olsalar da bu tesislerin bir plan kararı ile ele alınması gerekmektedir. Bu plan böylesi bir karar üretmese dahi, söz edilen tesislerin yapımında plan kararı bulunmasını zorunlu kılmalıdır.
  • 3.3. Sektörel Bazda Ve Özelleşmiş Plan Kararları
  • 3.3.1. Planda tüm barajların ve tüm yer altı sıcak su kaynaklarının koruma kuşakları tam olarak yer almamaktadır.
  • 3.3.2. Plan Hükümlerinde (8.4.8) Golf Alanları yapılaşma koşulları belirtilmekte, plan sınırları içinde de çeşitli bölgelerde golf alanları önerilmektedir. 1/100.000 ölçeğinde üretilen bir Alt Bölge Planında golf sahaları önerilmesi hem plan diline aykırı hem de getirildiği alanın biyoçeşitliliğini tehdit etmesi, gerek kullanılan gübre sebebiyle su kirliliğine yol açması, gerekse sulama amacıyla çok fazla suya ihtiyaç duyması nedeniyle bölgenin çevresel değerlerine yönelik tehdit oluşturacak niteliktedir. Yapılan araştırmalara göre golf alanlarında, normal bir tarım arazisinde kullanılanın altı katı kadar kimyasal gübre ve su kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle golf alanları yakın gelecekte su sıkıntısı yaşanması beklenilen bölge için sorun oluşturabilecektir.
  • 3.3.3. Alt bölge ölçeğinde hazırlanmış olan bu fiziki planda kıyı/deniz kullanımına dair liman, balıkçı barınağı, yat limanı, vb kararlar geliştirilmiş olmasına karşın, bu coğrafyada çok önemli bir sektör olan su ürünleri üretim alanlarına dair bir plan kararı bulunmamaktadır. Bu sektöre ilişkin açıklamalara plan hükümlerinde yer verilmiş ancak plan üzerinde herhangi bir karar üretilmemiştir. Bölgede bu sektöre ilişkin yerseçim kararlarının en uygun biçimde bu ölçekte ve ilgili uzmanlık alanlarının katılımıyla üretilmesi gerekirken, bu konuda hiçbir yerseçim kararı geliştirilmemiştir.
  • 3.3.4. 8.6.8 numaralı plan hükmü ile 8.6.9 ve 8.6.10 numaralı plan hükümleri birbiri ile çelişmektedir. 8.6.9 ve 8.6.10 numaralı plan hükümleri 8.6.8 numaralı plan hükmü doğrultusunda revize edilmelidir.

(8.6.8.      İçme ve kullanma suyu kaynaklarının mutlak, kısa ve orta mesafeli koruma kuşaklarında madencilik faaliyetlerine izin verilmez.

8.6.9.        İçme ve kullanma suyu kaynaklarının uzun mesafeli koruma kuşaklarında, koruma alanının yatay olarak ilk 3km. Genişliğindeki kısmında galeri yöntemi patlamalar, kimyasal ve metalurjik zenginleştirme işlemleri yapılamaz.  Kirlilik oluşturmayacağı bilimsel ve teknik olarak belirlenen, ÇED yönetmeliği hükümlerine göre uygun bulunan ve atıklarını havza dışına çıkaran veya geri dönüşümlü olarak kullanabilen madenlerin çıkarılmasına,  sağlık açısından sakınca bulunmaması,  mevcut su kalitesini bozmayacak şekilde çıkartılması, faaliyet sonunda arazinin doğaya geri kazandırılarak terk edileceği hususunda faaliyet sahiplerince bakanlığa noter tasdikli yazılı taahütte bulunulması şartları ile izin verilebilir.

8.6.10.     İçme ve kullanma suyu kaynaklarının uzun mesafeli koruma kuşaklarında yapılacak madencilik faaliyetleri sırasında içme suyunun kirletilmemesi sağlanacaktır.)

TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu olarak, yukarıda belirtilen itirazımıza konu hususların değerlendirilerek gereğinin yapılmasını saygılarımızla arz ederiz.